• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 4 °C
  • İzmir 7 °C

Üç konulu yazılar...

Oğuz Güler

 

Yumurtacılarımız zorda gibi...

Cumhurbaşkanımız bürokratik oligarşinin ne olduğunu bizden evvel görmüş ve onların bu ülkenin talihsizliği olduğunu ima etmişti. Aynı post makinası olan yazar kasada ki dayatmacılık gibi alt yapısı hazırlanmamış işler dayatmaya gelmemeli. Yumurta sektöründe bu iş Avrupa yapmış biz de yapalım denen işler üreticimizi gereksiz sıkıntıya sokmakta. Gıda da dünyanın en kuralcı ülkesi Avustralya da bile her yumurtada üretim damgası yok. Poşetinde var bu iyi denetlenirse yeter ama Türkiye’de artık yumurta raflara üzerinde tarih ve işletme numarası damgası olmadan gelemeyecek dayatması kullanım süresi yüzünden tıkandı. Ancak, kendilerine 1 yıl süre verilmesine karşılık ilave yatırım ve 21 gün raf süresine itirazlarında haklılar. A sınıfı yani doğrudan insan ve gıda sanayisi için olan yumurtalar yumurtlama tarihinden itibaren en fazla 21’nci güne kadar satış için raflarda tutulabilecek. Yumurtlama tarihi 21 günü geçen yumurtalar raflardan toplanacak. Yumurtanın oluştuktan sonra 45 güne kadar insan sağlığına hiçbir zararı olmadığı bilindiğine göre, 21 gün sınırının iç piyasada arz fazlasıyla milyonlarca yumurtanın ‘iadeye’ gönderilmesinin altında başka hesaplar akla getirmekte. Buna göre raflarda 21 günlük tüketim tarihi dolmuş olan yumurta toplanıp iade edilecek, bu yumurtalar ise ‘likitçiler’ denilen likit pastörize yumurta satan yerlere yüzde 70-80 düşük fiyata satılacak. Sonuçta hala % 70 aşağısına başka ürün olarak satılıp tüketilecekse uygulamada haksızlık var ve bu iş manidar denebilir.

Tavuk ayağı ihracı...

Geçtiğimiz kasım ayının başında bir aylığına Melbourne'ye gittiğimde Çin ve uzak doğu lokantalarının içinde değil vitrininde boydan boya tavuk ayaklarının asılı olduğunu görünce bu sektörün bizde önemsenmesinin sebebini anlamış oldum. Bu çerçevede Adanalı iş adamı Alican Yamanyılmaz,  kurduğu tesislerde işlediği tavuk ayağını Çin'e, ihraç ediyor olması çok güzel. Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) Koordinatör Başkanı ve Sasu Su ve Tarım Ürünleri Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Alican Yamanyılmaz,Türk mutfağında yeri olmayan tavuk ayağının Türkiye için önemli bir döviz kaynağı haline geldiğini belirtti. Türkiye'nin tavuk ayağından yılda 40-50 milyon dolar arası döviz girdisi sağlandığı bilinmektedir. Çin'e bu tip ilginç ürünlerin Türkiye'den gönderilmesine büyük ilgi var ve aykırı sektörler desteklenmeli. 

Tavuk ayağının tonunu 400-450 dolar arasında temin edilebilmektedir. Tavuk ayağı fabrikasyon olarak temizleniyor, haşlanıyor, üzerindeki derisini soyuluyor, donduruluyor ve ambalajlanarak ihraç ediliyor. Tavuk ayağının tonunu ortalama 800-900 dolardan ihraç edilebiliyor. Çin halkı, bir kilo tavuk ayağını 1 dolara yakın fiyata temin edebiliyor. En fazla talep Çin'den gelmekle birlikte, Uzak doğu ülkeleri ile Gana ve Liberya'ya da ihraç ediliyoruz. Çinlilerin ana besin kaynaklarından birini tavuk ayağı olduğunu Avusturalyada ögrenince kendimi cahil hissettim. Gerçi 4-5 yıl önce de bu konuyu işlemiştim ama Çin'lilerin baş yemeklerinden olduğunu bilmiyordum. Üç öğünde tavuk ayağı yenen Çin'deki bu tüketimde kadınların etkisi de büyük. Çinli kadınların güzellik iksiri olarak gördüğü tavuk ayağı protein yönünden oldukça zengin. Bu ülkede tavuk ayağı ya haşlanıp çorba yapılıyor ya da kızartılıp havuç gibi tüketiliyor. Tavuk ayağının özellikle avuç içi kısmındaki etin protein değerinin çok yüksek olduğu biliniyor. Tavuk ayağının yanında işkembe, salyangoz, kurbağa bacağına, ahtapottan gibi birçok ihraç ürünü Avrupa'dan Ortadoğu'ya ve Afrika'ya kadar birçok ülkeye ihracat edilmesinin yanında en büyük pazarın bizde önemsenmeyen bu ürünleri  kapsaması gözel bir ticaret sayılır. Çin'in 1,5 milyar nüfusuyla dünyanın en büyük pazarı olmasına yönelik gıda yatırımlarını bizde teşvik edilmesi isabetli olur kanaatindeyim. Çünkü her yatırım istihdam demek, üretimin artması demek, o da fiyatların ucuzlaması demek olduğunu anlatmaya gerek yok sanırım.

Van'dan Urumiye'ye selamlar...

Urumiye'ye hep gitmek istemişimdir ama kara yolunu veya Tahrandan aktarmayı göze alamadığımdan bunu yapamadım. Şimdi antika cenneti olarak bizim kültüre en yakın İran şehri olan Urumiye'ye gitme fırsatı olacak gibi. Van Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, yaptığı yazılı açıklamada, 400 yıldır barış içinde yaşayan Türkiye ile İran'ın ilişkilerinin gelişmesinin, sınır illerin temasına bağlı olduğunu belirterek İran ile Van arasında 22 Aralık tarihinde uçak seferlerinin başlayacağını açıkladı. Türkiye ile İran arasında 380 kilometrelik sınır bulunduğuna işaret eden Takva, iki ülkenin birlikteliğini, dayanışmasını, ticaret hacmini güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. İlki 22 Aralık'ta yapılacak Van-Urumiye uçak seferleri, her gün Urumiye ile Van arasında karşılıklı olarak 1 ay sürecek. İlginin olması halinde seferler sürekli hale gelecek. Türkiye'nin İran ile ticaret hacminin 30 milyar dolara ulaşabileceğine ilişkin öngörülerinin gerçekleşmesi için İran'ın son dönemlerde bize sıkıntı yaratan işler yapılmaması ve bu tip kaynaşmaların desteklenmesi gerekmektedir. İran her fırsatta islam ülkelerine liderlik yapacağını bildiği ülkemize başta gaz fırsatçılığı olmak üzere yapmayı düşündüğü olgular kendilerine menfi olarak döneceğini bilmeli. İran ABD ve İsrail gibi dost gözüküp fırsat bulunca düşmanlık yapacağı imajını bırakmalı.

Bu yazı toplam 392 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim