• BIST 97.484
  • Altın 144,385
  • Dolar 3,5643
  • Euro 3,9997
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 26 °C

Üstün canlı - İnsan!

Tolga Ziyagil

 

İnsanı diğer canlılardan bu kadar üstün kılan nedir?

Neden insan bu kadar ağır sınavlara maruz kalıyor hayatta?

Peki insan gerçekten bunlara dimdik ayakta duracak kadar güçlü mü? Ya da böyle bir güç varsa bu gücün kaynağı neresi?

12527825_10207203784106087_907638403_n.jpg

İnsanın tüm canlılardan üstün olması elbetteki Allah'ın yaratmasından kaynaklanıyor. Çünkü, sadece ve sadece insan üzerinde Allah'ın tüm o yüce sıfatları vücut buluyor. Başka hiçbir canlıda bir arada bulamayacağınız, tüm o ilahi özelliklerin kısıtlı ama bir o kadar da etkili birleşimi insanda mevcut. Sevgisi, merhameti, cezalandırması, öfkelenmesi ve dahası. Ve dolayısıyla Allah'ın hem Cemali'ne hem de Celali'ne ait olan bu özellikler arasında, insandan istenen, Allah'ın Cemali'ne yönelmesidir. Yalnız burada insana bir başka özellik daha verilmiş ki, bu da iki taraf arasında bir seçim yapma hakkı. O yüzdendir ki yeryüzünde hem iyi hem kötü savaşı süregelmekte halen. Hep iyi, hep kötü taraf olduğu gibi, iyiden kötüye ve kötüden iyiye geçişler de var. Denge sürekli değişmekte. Neye göre, kime göre değiştiği ise, kişinin yaşadıklarına, yaşamak istediklerine, yaşattıklarına ve ona yaşatılanlara bağlı bir gel git içerisinde şekilleniyor. İnanç da önemli burada elbetteki. Özünde her insan iyi, çünkü geldiği yer ilahi bir yer. Ama seçme hakkı, bireyin kendisini ya yüceltmesine ya da alçaltmasına neden oluyor.

Tüm bu bilgiler ışığında gelmek istediğim bir nokta var ki, bugün sinemada izlediğim film sırasında  aklıma geldi ve neden? dedim.

Ertuğrul 1890.

12540034_10207203785306117_1784263338_n.jpg

Türk - Japon ortaklığıyla çekilen bu film, insanın önce insan olduğu ve yerin, ırkın, dilin, dinin, rengin daha sonraya kaldığını, hatta hiç öneminin olmadığını hatırlatır nitelikteydi. Günümüzde olması gereken de bu zaten. Çünkü yeryüzündeki insanlar sadece takvalarındaki üstünlükle birbirinden ayrılıyor.

Film önce 1889 tarihinde başlıyor ve 1890 tarihindeki Japonya yakınlarındaki bir ada civarında meydana gelen gemi kazası sonrasında, önce Japon fakir köylülerin nasıl canla başla kazazedeleri kurtarmaya, onları iyileştirmeye ve evlerine göndermeye çalıştıklarını görüyoruz. Duygusal anları tahmin edersiniz sanırım. Japon muhtar ve doktor o kadar güzel dersler veriyorlar ki söyledikleriyle, insan olanın aklına girmemesi neredeyse imkansız. Tabi bizim kazadan kurtarılan ve ölümden dönen hırslı Türk denizcimiz, fazla gururlu, sinirli ancak insanlığını kaybetmemiş bir kişiyi canlandırıyor filmde. Filmi izlerken yer yer ona da öfkeleneceğinize eminim. Diğer kurtulan yaralı denizcilerse, kendilerine geldiklerinde önce şaşkınlık ve sonra insanlıkla karşılaşıyorlar. Bu arada gemi kazasında, 618 kişiden sadece 69'u kurtuluyor. Acı büyük. Ve japon halkı, kıyıya vurmuş bedenlerden bulduklarını, kendi inançlarına göre gömülmelerini ya da uğurlanmalarını savunuyor. Saygı! Çünkü onların ataları da zor durumda olanlara hep yardım etmiş ve halk eğer şimdi yardım etmezlerse nasıl atalarıyla yüzleşeceklerinden korkuyorlar.

12511832_10207203786426145_1307292754_n-001.jpg

Karadaki ve denizdeki tüm cansız bedenler için, kurtulan Türkler ve Japon köylülerle bir cenaze namazı kılınıyor. En önde bizimkiler, arkada ise Japon halk, herkes kendi inancına göre dua ediyorlar. Tarifsiz bir insanlık duygusu sizi kaplıyor. Çünkü hepsinden önce  insanlar. Ve ağlıyorlar. Bizim kayıplarımız için.

Bir süre sonra kurtulanlar memleketlerine dönüyorlar. Ondan bir süre sonra da bizim asi yüzbaşımız ve bir iki denizci de dönüyor. Yıl oluyor 1985. Dönemin başbakanı Turgut Özal. Tahranda Saddam Hüseyin'in hüküm sürdüğü dönemler ve şiddet masum insanların evinin içine kadar girmiş bulunmakta. Her ülkedende vatadanşlar çeşitli işler için Tahrandalar. Orada yaşıyorlar. Ama o karışık durumdan dolayı ülkelerine geri gitmeleri gerekiyor. Tahmin edersiniz ki Japonlardan bir topluluk da orada. Ve olaylar birbirini izlerken, Japonların kurtulması için başbakana bir telgraf çekiliyor ve o da sadece Japonlar için bir uçak gönderiyor. Tahrandaki Türk büyükelçiliğindeki çalışan kişi, havaalanında uçağa binmek isteyen Türk halkına karşı vicdan dersi veriyor ve önce Japonlar uçakla Türkiye'ye gelirken, diğerleri karayoluyla geliyorlar. Mutlu son.

12516201_10207203811866781_1974110836_n.jpg

Ayrıntılar için filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Çünkü çok fazla anlatıp, tadını kaçırmak istemiyorum filmin. Aklıma gelen nokta şuydu filmi izlerken; "Nasıl oluyor da kötü birisinin peşine onca insan takılabiliyor ve de masumların canını yakabiliyor da, iyi birisinin veya birilerinin peşine iyiler katılıp kötülüğe karşı dimdik ayakta durup, onları alt etmiyorlar?"

12483572_10207203817906932_281990223_n.jpg

Burada bir durup düşünmek lazım. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye düşündükçe, gün gelecek o dur demediğimiz ( çünkü diyebiliriz. ) kötülük, bizi de yok edene kadar durmayacak. Olan çocuklara, anne babalara, yeni evlilere, beşikteki bebeklere, ninelere dedelere, yaşadığımız yerlere, okullarımıza, hastanelerimize, askerimize, öğretmenimize, doktora, hemşireye, madenciye, hademeye ve  anılarımıza, yaşamımıza olacak. Sonra bizim açımızdan son bulacak yeryüzü. Ve iyiler, yapabilecekken yapmadıkları için de, hesap verecekler gittikleri yerde. Kötüler zaten sonlarını düşünseydi kötülük yapmazlardı, ancak iyiler öyle değil. Yapabilecekken, yapmamız gerekiyor. Hayattayken, gücümüz yerindeyken, halen bir milletken, toplumken, aileyken, kardeşken, insanken.

Japon doktorun çok güzel bir sözü vardı filmde.

"Ben buraya 4 yıl önce geldim ve beni de ölümden kurtardılar. Buraya yerleştim. Ve içlerindeki iyiliği gördüm. Sonra anladım ki, benim asıl kurtarmak istediğim o insanların kalpleriydi."

iyi-insan.jpg

Çok etkileyici. Bir insanın dahi kalbini kurtarma fikri, beni bir kere daha neler yapabileceğim konusunda ateşlendirdi. Tekrar kendimi hayata odaklanmış ve dersimi almış hissetmeme neden oldu doktorun bu dedikleri. Umarım siz de filmi seyrettiğinizde, sadece güzel bir film diyerek ayrılmaz, hayatınıza nasıl sahip çıkacağınızı ve sadece kendinizi düşünerek değil, diğerlerini de düşünerek, dini, dili, ırkı, rengi bir kenara bırakarak, bu yeryüzünün iyilikle sarmalanacağını anlayacaksınızdır. Zaten yapmanız gereken aslında çok basit. İyi uyumak, iyi yemek ve iyi bir insan olmak. Sonra bunu, başkaları için de yapmak.

12498709_10207203820627000_818424593_n.jpg

Bu yazı toplam 2392 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim