• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 22 °C

Vurun Kemal Kılıçdaroğlu’na

Ergün Aydoğan

Günlerdir konuşmayan, yazmayan kalmadı. Özel kadrolar oluştu, saatlerce TV programları yapıldı. Cumhurbaşkanı bir taraftan, Başbakan bir taraftan Kemal Kılıçdaroğlu’na veryansın etti ve etmeye devam ediyorlar. Erdoğan Kılıçdaroğluna; yok hükmündesin, Davutoğlu; muhatap almıyorum diyor. Anayasayı, Anayasa Mahkeme kararlarını tanımayanlara fırsat doğdu; artık ana muhalefet genel başkanını da tanımıyorlar!

Peki, ne yapmış CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu?

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’na Ensar Vakfı’ndaki iğrenç taciz skandalında kullandığı; ‘bir kereden bir şey olmaz’ sözünün toplumda yarattığı infial ve 45 erkek öğrencinin taciz olayı karşısında olayı hafifletmek ve suçluların ortaya çıkarılmasının önünde engel oluşturma, suskun kalmasından duyduğu rahatsızlığı; ‘Aile bakanı birilerinin önüne yatmış vaziyette o da konuşmuyor’ sözü, iktidar cephesini top yekun ayağa kaldırdı.

Aslında bu sözün patenti İçişleri Eski Bakanı Muammer Gülere ait. Muammer Güler Reza Zarrab’ın ‘’bana soruşturma var mı?’’ diye Güleri aradığında ‘’vallahi öyle bir şey olursa senin önüne yatarım ya!’’ dediğinde kimsenin aklına herhangi bir cinsellik gelmiyor. Kimse cinsel bir anlam yüklemiyor.

Tamam, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu böyle bir cümle kullanmamalıydı. Kullandı. Akıllarında cinsel ayrımcılıktan, cinsellikten başka bir düşünce olmayanların eleştirileri karşısında; ben o anlamda kullanmadım, daha önce bir bakan kullandığı ve Türkçe Deyimler Sözlüğünde de o anlama gelmiyor dese de; hayır sen kadın bakana bunu nasıl söylersin, cinsel maksatla söyledin… saldırıları devam ediyor. Daha önce kullanıldığında kimsenin aklına cinsellik gelmiyor, sözün sahibi ben o anlamda söylemedim dediği halde saldırılar devam ediyorsa burada; suçluluk psikolojisi içinde suç bastırma hareketi vardır.

Son zamanlarda Ensar Vakfı ve benzeri kurumlarda ortaya çıkan ‘taciz-tecavüz’ olayları karşısında iktidar ve iktidar çevrelerinden bu olaylara şiddetle, en sert biçimde karşı çıkılması, sorumluların ortaya çıkarılması ve en ağır cezaların verilmesi için gerekli iş ve işlemlerin yapılması gerekirken, iktidar çevrelerinden yaşananları hafife alan, yok sayan, görmezden gelme hareketleri maalesef rahatsız edici boyutlardadır.

Aile ve Sosyal politikalar Bakanının ‘’bir kereden bir şey olmaz’’ sözü Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözünden çok daha ağır, çok daha cinsellik içeren bir anlam taşıyor. Kemal Beye saldıran iktidar çevreleri, iktidara yakın bayan gazeteciler bakana neden ses çıkarmadı? Tacize uğrayan 45 çocuğun ruh halini, psikolojisini, geleceğini neden düşünmedi? O çocukların ailelerini hiç mi düşünmediniz? Sizin düşüncenizi temsil eden vakıfların geleceği, oradaki ahlaksızlar; çocuklardan daha mı önemlidir? Bu olay hiç mi vicdanınızı sızlatmadı? Kemal Beyi yok sayan cumhurbaşkanı, muhatap almayacağını söyleyen başbakan; bakanla ilgili ne düşünürler, Kemal beyin sözlerinden çok daha ağır sözleri sarf eden bakanla ilgili neden gereğini yapmazlar da, durmadan Kemal Beye saldırılar.

Tamam, Kemal Beyin sözleri yanlış peki bu sözü bakanınız Muammer Güler söylediğinde neden suskun kaldınız biir, iki kadın bakanınızın daha ağır cinsel içerikli sözü karşısında neden sesiniz çıkmadı, gereğini yapmadınız; suçluların telaşı içindesiniz, hepiniz.

Ensar Vakfı’nda 45 erkek taciz olayında iktidara yakın kadın gazetecilerin bile mahcup bir eda içerisine girip, vakfı aklamaya çalışan yazı ve değerlendirmelerini gördükçe insanın aklı duruyor ‘pes’ arkadaş diyor. Ama aynı gazetecilerin konu Kemal Bey olunca saldırıda, eleştiride maşallah sınır tanımıyor; vuruyor da, vuruyorlar.

İktidar cephesinden Milli Eğitim Eski Bakanı Ömer Dinçer objektif bir değerlendirme de bulunarak; Ensar Vakfı, utanç verici olayın üzerine gitmek yerine kendini savunmaya geçti. Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın da Ensar’ı savunmaları çirkin olayın önüne geçmiştir. Muhalefetin de bir kesimi top yekun suçlayarak tecavüz vakasının tartışılmasını ikinci planda kalmasına yol açmıştır diyor. İşte budur. Doğru yaklaşım, olayları önleme ve normalleşmenin olabilmesi niçin olması gereken bakış açısı budur.

Hafta boyu süren saldırı ve atışmalardan sonra Kemal Kılıçdaroğlu sert üslubunu biraz daha sertleştirdi iktidarı yolsuzluklarla suçlayarak ‘hırsızlıkları savunmadınız mı? hırsızların altına yatmadınız mı?’ söylemleriyle; siz bana saldırırsanız aynı sertlikte cevap veririm dedi.

Siyasetin bu kadar sertleşmesi ayrışmanın ve kutuplaşmanın arttığı bir ortamda ülkeye bir yararı olur mu? Bugüne kadar olduğu pek görülmedi. Ama bundan sonra siyasetteki üslubun normalleşmesi çok kolay gözükmüyor.

Soru, görüş ve düşünceleriniz için; ergun.aydogan@yahoo.com.tr

Bu yazı toplam 547 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim