• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 17 °C
  • İzmir 15 °C

Yeni hükumet eski sorunlarla baş edemeyecek gibi...

Oğuz Güler
Ali Babacan'ı hep ekonominin sigortası olarak düşünürdüm. Bir dostumun ihracata dayalı yatırımlar, GAP ve Konya ovası sulama yatırımlarının gecikmesinin sorumlusunun Babacan olduğunu söylemesi ile geçen hafta yazdığım yazı ortaya çıkmıştı. Bazı köşe yazarları 3. hava alanı ve 3. köprü yapılmamalı bunun yerine Tarımsal yatırımlar ve sulama yatırımları önemsenmeli deseler de ilave olarak İhracata dayalı sanayiyi unutmuşlar. 3. hava alanının şart ama 3. köprünün verimsiz diyenlerdenim. 3. köprü trafik yükünü azaltacak denmemeli. Hala belediyeler park sorunu ve metro işini halletmeye yanaşmıyorsa, hükumetler köprü ile trafiği çözemezler. Babacanın Ekonomi ve bağlantılı konulara bakarken, cari açık çok artmışken dış satıma yönelik yatırımlara ülkeyi yönlendirmediği için suçludur. Ancak kaynak bulamayan bu ülke Babacan'a mahkum olduğunu da her zaman yazmışımdır ve şu an öteleyici-sanal bu süreçte hala başta olmalıdır. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Konya'lı oluşundan dolayı bu sulama işine artık eğilir. GAP ise 1.8 milyon kişiye iş ve ciddi katma değer sağlayacak olması Konya'dan daha önemli, bu yüzden ikisi de ihmal etmez inşallah. 65 milyar dolar olan tarımsal üretimimizi 150 milyar dolara çıkaracak bu yatırımlar bize ilave 100 milyar $'lık dış satış oluşturacağı kesin. Cumhurbaşkanımız Tayyip beyi İstanbul dukası ve bazı yakın çalışma arkadaşları Lüks yatırımlara yönlenerek onu kandırdılar ve bu sürece girdik.

Süreç benim oluşturduğum Turizme Dayalı Ekonomi Modeli yani TUDEM ile aşılacağını geçen hafta yazmıştım. TUDEM neredeyse içinde oluşturduğu sistemlerle neredeyse yüzde 1-2 faizli kaynak bulabilmekte ve bu kaynağın yüzde 80-85'ini Tarım, Madencilik, Sulama, Sanayi ve diğer sektörlere kısmen sıfır faiz veya 2-3 puanlık faizle yatırıma yönlendirmeyi hedefleyen bir modeldir. TUDEM en az 3 milyon kişiye yeni iş alanı oluşturarak 200 milyar dolar kaynak demektir. Babacan'a 5-6 kez TUDEM ile olabilecek hamleler konusunda yetkilileri arayarak mailler attığım halde yıllarca sadece kendi düşündüklerini doğru sandı. Eskiden 3 dönemlik olan Babacanın siyasete devam etmesini yazarken dış satıma yönelik yatırımlara ülkeyi götürmediğinden yeni dönemde ondan acilen kurtulmalıyız artık. 

Babacanın Tarımsal üretimde gerileme ve bunun enflasyon baskısı ile faizlerin tutamamasının Zirai yatırımların desteklenmeyişi ile olduğunu görmeliydi. Rekabet gücü kazanabilmek için emek verimliliğinin artması şart. Reel döviz kuru ve rezervleri ülkelerin emek verimlilikleri belirler. Verimli emek için önce kalite ve ucuz gıda şarttır. Türkiye’de gıda fiyatları çok arttı. Enflasyon sepetinde en önemli unsur olan gıda da Temmuz 2014’te yıllık fiyatlar yüzde 12,5 arttı. İşte bu artan gıda fiyatları kaliteli emeğe engeldir ve Türkiye küresel pazarlarda rekabet gücünü kaybetmek üzere. Türkiye’nin nüfusu 2002’de 66 milyonken şimdi 77 milyon. Ama aynı dönemde artan nüfusu besleyecek tahıl üretimi artacağına azaldı. Son 12 yılda tarımsal üretim her noktada geriledi ya da yerinde saydı. İşte bu nedenle fiyatlar yükseldi. Bundan kimin sorumlu olduğuna bakarsak ihracata dayalı yatırım yapılamayışının sorumlusu yüksek faiz-düşük kur politikası izleyen Babacan'da diyebiliriz. ABD bu yıl sadece tarımsal ürün ihracından 150 milyar $ gelir elde etti. Oysa onlar hem sanayide hem tarımda gereken yatırımları yapıyorlar ama bize bunu yaptırmadılar. Türkiye üretim yerine lüks tüketim ve popülist yatırımlara teslim oldu. İşte ekonomide en önemli sorun bu üretim yapısını değiştirip dış ticarete konu üretimine yönelmeliyiz. Hükumet bu politikayı değiştiremediği takdirde işimiz zor. TUDEM ele alınmazsa değişeceğini de sanmıyorum. TUDEM işte bu yönü ile çok önemli ve sadece paralelciler değil küresellerin bürokratları bu projemi engellemekle meşguller. Ekonomi bilgisi olan herkes modelin çok önemli olduğunu söylerken, bürokrasidekiler önce çok iyi sonra bu ülke bu projeyi yapamaz derlerse bu ne demektir. Eski Ekonomi bakanı Zafer beyin ismini alenen verdiğim danışmanını bu konuda suçladığım halde düzeltme veya Tekzip yapmaması yazdıklarımın ve haklılığımın kanıtı olsa gerek. 

MB geçen hafta yeni faizleri açıkladı. Buna göre, politika faiz oranını yüzde 8,25’te sabit tuttu. Marjinal fonlama faiz oranını yüzde 12’den 11,25’e indirdi, ve koridorun alt sınırını yüzde 7,5'ta kaldı. Böylece MB, aslında piyasa faiz oranlarını etkileyebilecek bir hamle yapamadı. MB kuraklık ve jeopolitik risklerin enflasyon üzerindeki etkisine bakınca faizleri düşüremedi. Gıda fiyatlarındaki artışın, enflasyon üzerinde önemli etkisi olduğunu, işte bu nedenle para politikasında sıkı duruşu devam ettireceklerini belirttiler. Tabii sıkı duruş yüksek faiz demek olduğundan faizleri düşme sırası değil. Demek ki verimsiz yatırımlara yerine tarımsal yatırımlar olsaydı bol ürün yüzünden fiyatlar ucuzlar ve enflasyon düşerdi. İhracatımız ise en az 50 milyar $ artar ve cari açığımız olmazdı.
Bu yazı toplam 1545 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim