• BIST 116.841
  • Altın 161,853
  • Dolar 3,7823
  • Euro 4,6622
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 9 °C
  • İzmir 6 °C

Yerel Yönetimlerde Yabancı Yerleşimciler Hemşeri Olabildi mi?

Ahmet Alagöz

Uzun bir zaman diliminde Belediye Anayasası olarak bilinen ve yürürlülükte olmayan 1580 Sayılı Belediye Kanununda yabancı yerleşimciler için bugünkü tanımlamadan daha sığ olarak bir düzenleme bulunmamaktaydı. Zira kanunun hemşeri hukukunu düzenleyen maddesinde “Her Türk, nüfus kütüğüne yerli olarak yazıldığı beldenin hemşerisidir. Hemşerilerin belediye işlerinde reye, intihaba, belediye idaresine iştirake ve belde idaresinin devamlı yardımlarından istifadeye hakları vardır. “ Hemşeri olamayan yabancı kökenli geçici veya uzun süreli yerleşimci için aynı kanun şahıs olarak tanımış ve bir dizi ödev-sorumluluk yüklemiştir. Şöyle ki: “Belediye sınırı içinde oturan, bulunan, ilişiği olan her şahıs belediyenin kanununa, nizam ve talimatına müstenit emirlerini, hükümlerini tutmak, yapmak, resim ve harç, ücret ve aidatlarını vermekle mükelleftir.”

2005 yılında yenilenen 5393 Sayılı Belediye Kanun hemşeri tanımını daha kapsayıcı anlamda değiştirmiştir. “Herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin, belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır. Yardımların insan onurunu zedelemeyecek koşullarda sunulması zorunludur.” Kanun yine Belediyeye ödev yüklemekte “Belediye, hemşehriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapar. Bu çalışmalarda üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, sivil toplum kuruluşları ve uzman kişilerin katılımını sağlayacak önlemler alınır.”
“Belediye sınırları içinde oturan, bulunan veya ilişiği olan her şahıs, belediyenin kanunlara dayanan kararlarına, emirlerine ve duyurularına uymakla ve belediye vergi, resim, harç, katkı ve katılma paylarını ödemekle yükümlüdür.”

1580 Sayılı Kanunun 13. ve 14. maddeleri değerlendirildiğinde geçici veya yerleşik yabancılar için haklardan yararlanamamaları sonucunu doğuran hemşehri tanımının dışında tutmakla birlikte, şahıs olarak bu ayrım yapılmamış yükümlülüklerin yerine getirilmesi için mükellef olduğunu hüküm altına almıştır. Kısaca hak konusunda yabancı için faydadan uzak, yükümlülükleri yerine getirmesi mükellefiyeti konusunda sorumluluk yükleyerek amir hüküm ile dayanaklandırılmıştır.

Yine 1580 Sayılı Kanunda hüküm bulunmayan ama 5393 Sayılı Kanununun 74 üncü maddesi ile yurt dışı ilişkileri düzenlenmiş. Ortak hizmet projeleri üretebilmenin, kardeş kent uygulamasının mümkün olabileceği, uluslar arası teşekküllere üye olabileceği hususları yerel yönetimlere yerelin dışında uluslar arası hizmet üretebilmenin imkânını vermiştir. Böylece yeni kanun ile yabancılar hemşeri saymakta, belediyenin kamusal hizmet çalışmalarında, varsa eğer, yabancı sivil toplum kuruluşunu da fikirsel veya eylem olarak katılım sağlaması için önlem alması gerektiği amir hükümleri ile daha kapsayıcı düzenlemeler içermektedir.

Ülkemizde yabancı yerleşimciler 2005 yılında 163.000 kişiyken TUİK verilerine göre 2017 yılında toplamda 816.410 olarak tespit edilmiştir. Türkiye'de yabancı yerleşimciler için sırasıyla İstanbul, Ankara, Antalya ilk üç sırayı almaktadır. Bununla beraber yabancıların Türkiye’de konut edinmeleri 2004 yılında yapılan yasal değişik ile yabancıları mülk edinme konusunda cesaretlendirmiş, bu durum yabancıların konut edinmesinde de oransal olarak yıllık düzeyde sürekli artış göstermesine neden olmuştur. (Bu rakamlara Türkiyede geçici olarak kalan 3,5 milyon mülteci ile Türkiye’ye yerleşik azınlıklar dahil edilmemiştir.)

Toplam    İstanbul    Ankara    Antalya
816.410   247.377    70.374    60.534

Yabancı yerleşimcilerin, nüfus yoğunluğu kıyaslandığında, oransal olarak yaşamak için Antalya’yı daha çok tercih ettiği görülmektedir. Yabancı yerleşimin artması, emlak edinme oranının artmasına rağmen, vergisini ödeyen yabancı emlak vergisi mükellefleri için özellikle İstanbul ve Antalya illerindeki belediyeler stratejik planlarında bu konuya duyarsız kalmıştır. Muratpaşa Belediyesinin Türkçe Kursu ve beceri kursu dışında yabancı hemşehrileri için uluslar arası proje fikri planda yer almamıştır. Hazırlıksız, plansız görünen belediyeler bu konuda plansız ve proje üretemeyen belediyeler olarak sınıfta kalmayı maalesef sürdürmektedirler. Başta toplumsal yaşama, yerel siyasete olmak üzere genelde ise hemşehri kültürüne katkıları bulunan yabancı yerleşimcilere statü belirlemek, hizmet üreten kamu kurumu olarak belediyelerin çalışmalarında ilk sırayı alması gerekir.

Belediyelerimizin durağan yapısına rağmen yabancı yerleşimciler Dernekler Kanununda yapılan değişiklikler ile kendi sivil toplum kuruluşlarını oluşturuyor, taleplerini veya sıkıntılarını bu kuruluşlar marifetiyle duyulması için çalışıyorlar.

Türkiye’nin yerleşim yeri olarak tercih edilmesinde başta iklimi, döviz kur farkından yabancıların alım güçlerinin daha yüksek olması, kültürel ve coğrafi zenginlikler vs diye sıralayabiliriz. Şurası bir gerçek ki yabancı komşularımız ülkemizi tanımak için çaba sarf ediyorlar, dışarıda, aile içinde kimliklerini yaşatıyorlar. Yaşamları ile hayata kültürel katkı yapıldığı düşünüldüğünde belediyeler bu katkıyı yalnız turizm hareketliliği olarak değerlendirmemelidir. Kanunun ilgili maddesindeki tanıma uygun olarak sorumluluğunu yerine getiren, yönetimde hakkı ve talebi olan hemşeri olarak değerlendirmesi gerekmektedir. Çünkü hemşeri olabilmek için belli bir süre yerleşik olma sınırı bulunmamakta, oturma izni (ikametgah) bulunan herkesin hemşeri sayılması gerekmektedir.

Valilikler ve belediyeler hemşeri algısını mevzuatta yazdığı gibi bırakmamalı bunu hayata geçirecek, kapsayıcı projelerin altına imza atmalılar. Kurumlarımız dış paydaş olarak yabancı kökenli hemşerilerin dernekleri ile dirsek temaslı çalışmalı, katkı ve katılımlarını sağlamalılardır. İşte o zaman toplum tam anlamıyla farklılığın aslında zenginlik olduğunun bilincini sosyal ve kültürel hayatında yaşatacaktır.

Bu kültürel kaynaşma sonucunda belediyenin üzerine düşen, yerelde yaşanan bu zenginliği kanunun verdiği yetki ve imkân ile uluslar arası düzeye taşıyacak platformlarda buluşturmalı, şehri tercih edilebilir şehirler arasına sokacak projeler üretmelidir. Böylece ülke tanıtımına katkı sağlayacaktır. Aslında yerelde başlayan kıvılcım önce ulusal ve milli, daha sonra yerleşim için tercihte kararsız kalan uluslar arasına taşınmış olacaktır.

Yabancı Hemşeriler Belediyelerde Kamusal Hayata Yeterince Katkı ve Katılımda Bulunuyor mu?

Yukarıda yazılanlardan yabancıların toplumsal hayata katkısı olduğu, ancak kamusal hayat katkıda yeterli olmadığı ruhu hissedilmiştir. Peki hep öyle mi kalmalı? Tabi ki yapılabilecekler var.

Öncelikle Yabancı Hemşehri Tanınmalıdır.

Belediyeler açısında yabancı yerleşimcileri ikiye ayırmak gerekmektedir. Ülkemizde zorunlu olarak kalan, sığınmacı konumunda bulunan, her an devletin yardım elini hissetmek isteyen, zorunlu tercih olarak burada bulunan, olumlu anlamda ekonomiye katkısı bulunmamakla beraber bütünüyle yük olan yerleşimciler. Diğer tarafta emekli olup daha çok sahil bölgelerinde sermayesi ve alım gücü ile döviz girdisini arttıran elli yaş üstü en az altı ay ülkemizde ikamet edenler, başta hizmet sektöründe üretime katkısı olan genç eğitim düzeyi yüksek yabancı yerleşimciler.

Yabancı hemşerisi olan yerel yönetimler mutlaka çok dilli olmak zorundadır (işaret dili dâhil). Bu eksikliği gidermek için gönüllüler de bulunabilir, personel istihdamı da yapılabilir. Zira birçok Türk hemşerinin dahi bilmediği 4982 Sayılı Bilgi Edinme Kanunu ve 3071 Sayılı Dilekçe Kanunun verdiği hakkı yabancı hemşeriye birilerinin anlatması gerekir veya yazıya dökülen talebin, şikâyetin birilerin tercüme etmesi gerekir. (Dilekçe Kanunu Türkçe dili ile başvurunun yapılmasını zorunlu tutmuştur.) Talep ve şikâyetler ile kamusal hayata katılana yabancı hemşeri böylece yerel siyasete de yön vermiş olacaktır.

Bu konuda Türkiye’de ilk olan “Alanya Yabancılar Meclisi” dünyada emsallerine nazaran resmi statüsü bulunmasa da, sorunların ve taleplerin tartışıldığı çok renkli, çok sesli platformdur. Bu meclis ayrıca belediyede muhatap buluyor, yapısının içine Türk de kabul ediyor. İlçesinde bulunan yabancı yerleşimcilerin sorunları, talepleri, ihtiyaçları amacıyla kurulmuş dernekler, kilise vb. iletişim içindeler. Mahalli İdareler Norm Kadro Yönetmeliğinde bir “Muhtarlık İşleri Müdürlüğü” kurulabiliyor, yabancılar yerleşimciler için bir birimin kurulabilmesi düzenle yapılmalı, kanun koyucu özellikle sahil kentleri başta olmak üzere, büyükşehir belediyeleri için yol gösterici olabilmelidir. Yine aynı yönetmelikte Tercüman unvanlı personel alımı düzenlenmiş olsa da, sözü geçen belediyeler için Tercüman istihdamının yapılmadığı, yapıldıysa da göstermelik olduğu maalesef ki gözlemlenmektedir. Alanya ilçesine rağmen Antalya merkezde “Yabancılar Meclisi” benzeri veya daha yetkili ve statülü bir platformun bulunmaması şehrin marka değerine yakışmamaktadır. Şairin dediği gibi: “Bir şey varsa bir şey vardır; bir şey yoksa çok şey vardır.”

Yabancıya ön yargımız Avrupalıdan daha azdır. Olan bu azı da yabancı yerleşimcisini önemseyen kurumlar, özgüven vererek, oluşabilecek kaygıları ortadan kaldıracaktır. Rekabet duygusu içinde olan Türk hemşerilerin “Yine Doluştular Ülkemize” gibi ırkçı söylemlerin önüne geçilmiş olunacaktır. Her şeye rağmen bir yabancı hemşerinin adres sorduğunda kanla, terle güler yüzle yol tarif etmeye çalışan, kalpten geçen mideye sorulan soru “Aç mısın” Türkün misafirperverliği dünyada tescillenmiştir. Avrupa’da maalesef baya yol alan yabancı düşmanlığının Türkiye’de olmaması sevindiricidir.

Yabancı yerleşimcilerin toplumsal hayata katılma idareleri kurdukları derneklerden orantılıdır. Bu konuda Antalya’da kurulan birden fazla dernek mevcuttur. Kamu idarelerin dernekleri ile bir hizmet amacıyla birleşmesi Dernekler Kanununa göre bir protokol ile mümkündür. Yerel idarelerin yabancı dernekler ile protokol amacı için buluştuğuna dair basında ya da ilgili kurumlarca açıklanmış bir habere rastlanılmaması da toplumsal hayata katılma çabasının tek taraflı olduğunun bir göstergesidir. Belediye için maalesef yerel yönetimlerde yabancı ilişkiler kanunun izin verdiği ölçüde, yabancı kardeş şehir projesi çerçevesinde gelişme göstermektedir.

Yabancıların çektiği sıkıntılar bireyselde oturma izni, vize, sağlık, eğitim, ibadet, idari çözümler ile kolaylaştırılabilir. Ulaşım kolaylığı, dil öğrenme, kültürünü gelecek kuşaklara aktarma, siyasal ve toplumsal hayata katılma, çeşitliliği önemseyip ortaya çıkarmak, toplumun yabancılara karşı olumsuz intibalarını ve yabancıların yerleştiği toplum da mağduriyet yaratan eksiklikleri noktasında yerel yönetimler tarafından tespit edilebilir ve proje haline getirilerek çözüme kavuşabilir.

Yabancı yerleşimcilerin talepleri ve sıkıntıları için öncelikle proje yönetimi olarak sürdürülmeli, bunun için de“5N 1K”sorularının sorulması gerekir. Seçilmiş kişi yabancı yerleşimcilerin katkıları, katılım(sızlık)ları, sorunlar, çözümler veya çözümsüzlüklerin nedenleri çerçevesinde seçildiği toplumun üstünde vizyon sahibi olmalıdır. Kendinde bulundurduğu vizyon ile yönetmek için başında bulunduğu yörenin yaşam kalitesini yükselmesinin önündeki sorunları görecek; farklı renkleri önemseyerek, demokratik bir katılım ile yabancı hemşerilerin kamusal kararlarda yön vermelerinin önündeki engeli kaldıracak, seçildiği şehri uluslar arasına taşıyarak, tercih edilen şehirler arasına sokabilecektir.

Bu yazı toplam 638 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim