• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 13 °C
  • İzmir 7 °C

YEŞİLÇAM

Göksel Keşen

Fransa'daki Lumière kardeşler'in çalışmaları dünyaya yankı uyandırırken. "Bir Trenin La Ciotat Garına varışı" filmi ilk defa Türkiye'de Galatasaray'da bulunan birhanede gösterime girdi.Sigmund Weinberg getirdiği filmler izleyicileri etkisi altına aldı. Yeşilçam'ın doğuşu için ilham kaynağı olmuştu ve sayısız oyuncuya, set ekibine, yönetmenine kapı açmıştı.

Kâh kahkası, kâh ağlamasıyla,senede bir gün buluşanların hikayesi oldu, bazen kahramanlık, bazen kılıbılık, kimi zaman yokluk gördük, kimi zamanda zenginlik, çocukta olduk, büyükte, aslında farkına varmadan herşey olduk.

Beyoğlunda bir teleş sardı. Herkes heyecanla filmleri beklerken, 1908'de “Pate” adında ilk salonu açıldı, Tepe Başı Şehir Tiyatrosu yeri olan bu yer, mimar Kampanaki tarafında sinemaya uygun bir salon haline getirilmişti. Bunun yanı sıra sırayla diğer salonlar takip etmişti. 19 Mart 1920'de ise İstanbul Şehzadebaşı semtinde ilk “Milli Sinema” ile ilk sultaniyelere gösterimi yapılıyordu.sonra ki zamanda ikinci salon olarakta Ali Efendi Sinemaları faaliyet göstermişti.

Enver Paşa filmlerden etkilenerek ilk olarak MOSD kurdu. Merkez Ordu Sinema Dairesi, 14 Kasım 1914'te Fuat Uzkınay'ın çektiği “Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı” filmle Türk sineması adımını atmış oldu.Filmin kayıtları bulunmamaktadır. Zor şartlar altında dünya savaşları sürsede Müdâfaa-i Milliye Cemiyeti Almanyadan getirdiği kameralarla Çanakkale cepesinde çekimlerde bulunmuştu. “Pençe ve Casus” ilk konulu film diye tartışmalı geçer tarihte, ilk deneme “Leblebici Horhor Ağa” yapıldı. Oyunculardan birinin vefatı üzerine tamamlanamayan film, rafa kalkmıştı. İkinci bir deneme olan “Himmet Ağa'nın İzdivacı” ise oyuncular Çanakkale savaşına katıldıkları için film çekilemedi.

1919 yılında İstanbul, Fransız işgali altında olmasıyla “Mürebbiye” adlı film bir fransız bir kızını ahlaksızca gösterdiği için zamanın komutanı sansürlüyor. İlk sansürlenen film olarak tarihe geçiyor. 1917- 1921 tarihlerinde Hüseyin Şadi Karagözoğlu'nun “Bican Efendi Vekilharaç” “Bican Efendinin Mektup Hocası” “Bican Efendinin Rüyası” ilk komedi eseri olarak türk sinemasında yerini aldı. Böylelikle türk sinemasında sessiz dönem sona ererken zorlu koşullara rağmen bant bile bulmak zor iken, üretmeye devam etmişlerdi.

Yeşilçam'ın ilk durağına veda ederken. Beyoğlunda ya da Şehzadebaşın'da yürürken eski görüntüler canlanıyor siyah beyaz ve makine sesleriyle devam ediyor. Bir tarafa bakıyorum. Set için saatlerce bekleyen oyuncular varken, bir tarafta bant telaşına düşen yönetmen ve gizli kahraman set çalışanları görüyorum. Bugün birşeylere ulaşmak daha kolay iken zamanın şartlarında üretilen filmlere hayran hayran bakıyorum. Üretmek için fazla çaba göstermiyoruz. Herşey hevesinde bırakıyor. Tat sadece bir ödül ya da kazanca dönüşüyor. “Ama sanat para kazandırmaz ki” diyorlar, diyeceklerde.

Yeşilçam sokağında kahvede çay içiyorum. İçimizdeki sıcaklık sönmesin diye...

yesilcam.jpgyesilcam-001.jpg

Bu yazı toplam 2878 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim