• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -6 °C
  • İstanbul 3 °C
  • İzmir 3 °C

YEŞİLÇAM... KESTİK...

Göksel Keşen

Beyoğlunda geziniyordum.Yeşilçam'ın tanındık simaları belirlendi.Sigarasının dumanında hava dağılmış, hala yapımcılardan umut bekleyen yüzlerce oyuncular gibi umutların arkasına saklanmış yüzlerden birisiydi.
    
1931-1980 tarihleri arasında sayısızca filme imza atan "Yeşilçam", 80 darbesinde nasibini aldıktan sonra, erotik dünyasının renklerine daldı. Ama çoğu oyuncuyu aç, sussuz, sokağa attı ya da içkiye mahkum etti. Işte bu yüzlerce filmlerde rol almış oyuncu ağabeyimizde içki ile sokaklarda yaşamaya çalışıyor.Umut ediyor bir gün beni tanıyanlar yine setlere dönmemi isteyecekler diye...
    
Ajanslarda yeni yüz arayışı ve ucuz günlük işlerine eskilerden gelen bir genelek olduğunu düşünüyorum. Setlerde saatlerce çalışıyorsunuz. Sahne bitmeyince uyku ve evden yoksun oluyorsunuz. Ya da Adile Naşit ( benim için büyük anne ) büyük üstatın  komşularından; "köfte yapacamda bayat ekmeğiniz var mı?" diye gezinmesi, ekmek ile ailesinin karnını doyurmak için istediğini bile bilmiyoruz. (rahmet anıyorum) Ya da Dinçer Çekmez'in; "Mazlumu getirin bana" diye aklımızda kalan Yadigar Ejder'in ev kirasını ödeyemediği için Taksim'de soğuk bir mermerin üzerinde sonsuz uykuya dalması, ya da cenazesine bile üç beş kişi gelen sayısıyız ustalar.

Türk sinemasına canı gönülden hizmmet etmiş sayısız ustanın ellerinden öpüyorum. Hakketten bir bedel, bir yaşam ödediniz. Sıkıntılı buhranlı dönemlerde film yapmaya çalışan yönetmenlerinde emeklerini unutmamak gerekir. Filmin çekilmesi için kapı kapı dolaşarak para arayan ya da yurtdışından kaçak getirecek olan filmleri nasıl alabileceğini düşünürken, film için emek verenlerin parasını ödeceğini kara kara düşünüyordu. Para bulamdığı zamanda filmler sadece raffa kalkıyordu. Şimdi ki zamanlardaki zorunlu sigortada yok. Setteki kazaları önlemek zordu. Yaralananlar, vefat edenler, birçok sorunlar...
    
Unkapanı bozdağan kemerin dibinde bir yeşilçam oyuncusunu gördüm. Yüzünü saklamaya çalışıyordu. Tanıdım sessizce ateş başına toplanmış şarap içiyorlardı. Ve onunda Türk sinemasına emeği vardı. Bir hiç gibi savrulmuş bir köşeye atılmıştı. Birgün onuda cenazesinde üç kişi göreceğiz sonra unutacağız diğerleri gibi...
    
Aslında bugünde farkı yok otuz liraya setlere götürüyorlar, ne zaman set bitterse gidiyorsun. Ya da üç hafta da bir para almaya gidiyorsun. Aman sahtekarlara dikkat edin! Başıma çok geldi. Hem emeğin hem de zamanın çalıyor. Otuz liraya için... 
    
Şimdi ki oyuncular ya da oyuncu adayları, setlerde tekelleşti. Her yer ucuz işçiliğe bakıyor. Refarns peşine koşmaya başladın mı! Pastanın büyük kısmını götürenden arta kalan kırtıyı beklersin. Ne yaparsın şimdi hayat daha ucuz. Sayısız türk sinemasına hayatını adaylar gibi değil artık. Daha ucuz daha köle... Set önü ve set arkası ne fark eder.
        
Pasta bitti filmi kestik. Şimdi kutlama yapalım...

yesilcam...-kestik....jpgyesilcam...-kestik...-001.jpg

Bu yazı toplam 3201 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim