• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 28 °C
  • İstanbul 31 °C
  • İzmir 33 °C

YÖK Başkanı Saraç'ın Edusummıt Toplantısındaydı

Açelya Aşkın

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Hocalarım,

Vakıf Üniversiteleri Birliği tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen ve “Global Arenada Türk Üniversiteleri” temalı Eğitim Zirvesine davetinize teşekkür ediyor, sizlerle birlikte olduğum için memnuniyetimi iletiyor, hepinizi şahsım ve Yükseköğretim Kurulumuz adına saygı ile sevgi ile selamlıyorum.

Geçen sene göreve geldiğimizin ilk aylarında, 17 Nisan 2015’de gerçekleşen “Yükseköğretimde Dönüşüm ve Kalite” temalı İkinci Eğitim Zirvesine katılmış, yükseköğretim sistemimizde sayısal büyümeden, kalite odaklı büyümeye yönelik görüş ve değerlendirmelerimi paylaşmıştım. O gün ifade ettiğim bilgiler, kalite odaklı yükseköğretime bir bakış ve bu konuda yaklaşımımız ile sınırlı idi.

Bugün ise sizlerle toplantının temasına da uygun olarak görevde bulunduğumuz 15 ay içerisinde kalite odaklı gerçekleştirdiğimiz yeni ve yenilikçi girişimlerimizin bir kısmından bahsedeceğim. Ancak, önce birkaç slaytla Türkiye Yükseköğretimini sayılarla vermek isterim:

Slayt 1-2-3-4-5-6

Şimdi konumuza dönersek 15 ay içinde gerçekleştirilen yeni girişimlerimiz arasında özetle:

  • Kontenjan planlaması
  • Temel bilimlere olan ilginin arttırılmasına yönelik özel stratejiler
  • Yüksek lisans ve Doktora Kriterleri
  • Doçentlik Yönetmeliği ve Kriterleri
  • Tıp, hukuk, mühendislik ve mimarlık taban puan uygulaması
  • Yabancı dille eğitim-öğretim yönetmeliği
  • Denklik sürecimizde iyileştirmeler, diploma denklik sürecimiz ile birlikte diploma tanınma süreçleri
  • Mevlana değişim programımızın yeniden yapılandırılması
  • Yönlendirilmiş ÖYP
  • Şeffaflaşma (YÖK Akademik, YÖK Atlas, Rektör Beyanları, Askıya çıkarma)
  • Yetki devri
  • Paydaşlarla Çözüm Arama (Dekanlarla, Bakanlarla Toplantılar, TÜBİTAK Proje Çağrıları)

Bu yenilik ve girişimlerimiz oldukça önemli; ancak tümü girdi ve süreç odaklı iyileştirmelere yönelik. Benzer yeniliklerimiz yakın gelecekte de artarak devam edecektir.

Ancak hepimizin malumlarıdır ki, küresel arenada yer alabilmek isteniyorsa girdi esaslı düzenlemelerden çok daha fazla, süreç ve çıktı merkezli bir yapılanmaya ihtiyaç var. Bu kapsamda da bu dönemde gerçekleştirilen ve yapısal değişim niteliğinde olan en önemli girişimlerimiz, Kalite Kurulu’nun oluşturulması ve Misyon Farklılaşmasıdır.

Bunlardan Kalite Kurulu ile ilgili olarak, yükseköğretim kurumlarımızda eğitim-öğretim, araştırma faaliyetleri ile idarî hizmetlerinin iç ve dış kalite güvencesi, akreditasyon süreçleri ve bağımsız dış değerlendirme kurumlarının yetkilendirilmesi süreçlerini ve bu kapsamda tanımlanan görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin esasların düzenlendiği Yükseköğretim Kalite Güvencesi Yönetmeliğimiz yayınlandı, yürürlüğe girdi. Bu yönetmelik Kalite Kurulunun kurulmasını öngörmektedir.

Esasen bu konu, Türk Yükseköğretim Sistemimizin onlarca yıldan beri gündeminde olmakla birlikte YÖK’ün yetkilerinin paylaşılmasını gerektiren bir yapı oluşturacağı için bu girişimde uzun bir gecikme olduğunu düşünüyorum.

Bu Yönetmelik kapsamında çıktı süreçlerinin kontrolü ve bu süreçlerin yönetimi esas alınmıştır. Bunun için YÖK’ün bir birimi, dairesi olarak değil YÖK ile ilişkili, ama ona bağımlı olmayan; ilgili paydaşların üye olarak yer aldığı Yükseköğretim Kalite Kurulunun oluşturulmasıdır. Bu Kurul, dış değerlendirme odaklı iki ana misyonu koordine edecektir: Kurumsal Değerlendirme ve Program Akreditasyonu.

Her iki süreçle ilgili olarak takip eden oturumda Yürütme Kurulu Üyemiz, Prof. Dr. Hasan Mandal hocamız sizlere bilgi paylaşımında bulunacaktır. 

Yönetmelik kapsamında oluşturulan Kalite Kurulu, mevcut yasa ile  zorunluluk gereği YÖK’den bağımsız değil fakat ilişkili bir yapıdadır. Ancak Kurul’un karar alma süreçlerinde bağımsız olmasına özen gösterdik ve bunun için (a) üye yapısı, (b)  tespit ve önerilerini Yükseköğretim Kuruluna sunarken eş zamanlı olarak kamuoyu ile paylaşma yöntemiyle olabildiğince bağımsız bir yapıda çalışmasını temine çalıştık. Kurul ilk toplantısını 23 Aralık’ta yaptı. Geçen hafta ise tüm üniversitelerimizin Rektörleri ile bir çalıştay düzenlendi.

Tabii ki  bunları yeterli görmüyoruz. Bu kapsamda önemli bir işlev göreceğine inandığımız Yükseköğretim Kalite Kurulu'nun kanuni düzenleme ile Yükseköğretim Kurulundan tamamen bağımsız bir Kalite Güvencesi Sisteminin oluşturulmasıdır. Bunun da bir an önce gerçekleşmesi için her düzeyde girişimde bulunuyoruz.

Bu konuda, hem Sayın Cumhurbaşkanımızın hem de Başbakanımızın destek ve teşvikleri önümüzü açmaktadır. Bu anlamda, Kalite Kurulu ile ilgili teklifimiz 64. Hükümet Programı’nın öncelikli kısmında yer almıştır.

Yapısal değişikliği gerçekleştirecek ikinci husus, Üniversitelerimizde çeşitlilik ve misyon farklılığına gidilmesidir.

Üniversitelerimizin hepsinin aynı ve birbirinin kopyası olmasını tasvip etmiyoruz. Bütün üniversitelerimiz “uluslararası üniversite” olmak istiyor. Halbuki üniversitelerimizin hepsi uluslararası nitelikleri gözetmeli, fakat farklı değerler üretmeli. Bu kapsamda üniversitelerimizin bir kısmının eğitimde bir kısmının araştırma ve teknoloji üretiminde bazılarının da bölgesel kalkınmaya katkı sağlamakta farklılaşmasını istiyoruz. Bu farklılaşma kesinlikle birinci, ikinci lig şeklinde kabul edilmemeli. Bunun için de üniversitelerimizin misyonlarını tekrar gözden geçirmesine, tek tipten uzaklaşarak kurumsal farklılık ve çeşitliliğe yönelmesine,  üniversite olmanın şümullü yapısından uzaklaşmadan belli alanlarda temayüz etmesine ihtiyaç vardır.

Bu adım, yani misyon farklılaşması, Kalite Kurulu süreçleri ile birleştiğinde yükseköğretimde yapısal değişim sürecini başlatacaktır. Aksi durumda başlatılan bu girişim, kurumlarımızın gelişimini değil, en çok korktuğumuz ve istemediğimiz bürokratik bakış ve yapıyı kuvvetlendirecektir.

Bu kapsamda Kalite Kurulumuzu ve bunun Yükseköğretim Kurumlarımızdaki yansıması olan Kalite Komisyonlarını gerçekten çok önemsiyoruz.

  • Yükseköğretim Kurulu
  • Yükseköğretim Kalite Kurulu

Ve bunların yanında diğer önemli bir kurumsal yapı,

  • Yükseköğretim Planlama ve Yönlendirme Kuruludur. Bu Kurul’da;
  • Ulusal strateji ve hedefler kapsamında, küresel gelişmeleri de dikkate alarak yükseköğretim alanında özellikle istihdam odaklı eğitim-öğretim alanlarını ve buna yönelik politikaları belirleme,
  • Orta ve uzun vadeli planların oluşturulması sürecini koordine etmek ve hazırlanan Yükseköğretim Strateji Planlarını onaylama,
  • Yükseköğretim Kurulu’nun ve Yükseköğretim Kalite Kurulunun yıllık faaliyetlerini belirlenen stratejik hedefler ve eylem planları kapsamında incelemek, değerlendirmek ve Yükseköğretim Kurulu’na ve Yükseköğretim Kalite Kurulu’na görüş ve önerilerini sunma

Bu üç süreç ve üç kurul doğru işletildiğinde ve yönetildiğinde, yükseköğretim sistemimizin küresel boyuttaki sayısal ve kemiyet büyüklüğü,  nitelik, kalite ve keyfiyet bakımından da derinliğe dönüşebilecektir.

Ancak bu şekilde ülkemizin 2023 yılı hedeflerine ulaşılabilmesi mümkün olabilecektir. Bu da üniversitelerimizi küresel arena da rekabetçi kılacaktır.  

BUNU YAPABİLECEĞİMİZE YÜREKTEN İNANIYORUM.

Değerli Hocalarım,

Bu çalışmaların yanı sıra değinmek istediğim bir başka konu, Türk Yükseköğretiminde okutmakta olduğumuz Suriye uyruklu öğrencilerdir. UNICEF’in “Suriye’nin Kayıp Nesli” olarak değerlendirdiği bu gençleri eğitmenin gayreti içinde olmayı, Yükseköğretim Kurulu’nun görevleri arasında görüyoruz. Yoğun göçler ve mülteciler, Türkiye’yi her geçen gün artan bu nüfustaki gençlerin eğitimi ile ilgili ciddi bir meydan okuma ile karşı karşıya bırakmaktadır.

Bugün, Türkiye Yükseköğretiminde 6500’ü erkek 3500’ü de kız olmak üzere 10 bin civarında Suriye uyruklu öğrenci okumaktadır. Bu öğrenciler, İstanbul ve Ankara’nın dışında Kilis ve Gaziantep başta olmak üzere Maraş, Adıyaman, Adana ve Osmaniye’deki üniversitelerimizde eğitimlerini almaktadırlar. Kendilerini kucak açan kentlerimize ve üniversitelerimize müteşekkiriz.

Bu konudaki eğitim politikalarımızı oluştururken, sorun odaklı, kısa vadeli bakış açısının ötesinde bizzat öğrencileri merkeze koyan, uzun vadeli ve kapsamlı çözümleri hedefleyen yeni bir bakış açısı için gayret ediyoruz.

Suriyeli öğrencilerin dışında, Türkiye’de bugün 100 bin civarında uluslararası öğrencimiz mevcuttur. Artık bütün üniversitelerimizde özellikle rehberlik hizmetleri açısından uluslararası ofislerin kurumsal ve zorunlu hale getirilmesini hedefliyoruz. Uluslararası alandan akademisyenlerin üniversitelerimizde görev alabilmesini kolaylaştırmak amacıyla da, YABSİS adlı yeni bir uygulamayı sisteme koyduk. Hemen ilk haftada 5000’in üzerinde cv sistemde yer aldı. Bu akademisyenlerin uluslararası başarımızda önemli rol alacağını düşünüyor ve konuyu ciddiyetle takip ediyoruz. Vakıf Üniversitelerimize de bu alanda gösterdikleri önemli katkılar için teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, Değerli Hocalarım,

Paylaşmış olduğum bu stratejik bakış kapsamında, önümüze iddialı ama gayretle çalışıldığında erişilebileceğimiz hedeflerimiz var. Geldiğimiz noktada, önemli mesafeler aldığımızı görüyorum. Şimdiye kadar elde ettiğimiz sonuçlar, daha sonrası için hepimizi umutlandırıyor ve üniversitelerimizin küresel arenadaki konumunu daha da arttıracağı görüşündeyim.  

Tekrar bugünkü Zirvenin verimli geçmesini ve yükseköğretim sistemimize katkılar sağlamasını ve hayırlara vesile olmasını dilerim.

Bu yazı toplam 328 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim