• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 16 °C
  • İzmir 15 °C

Yolculuk aydınlığa mı, karanlığa mı?

Esin Darcaboğaz

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve Türk Milleti’nin büyük bedeller ödeyerek kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun üzerinden 100 yıla yakın süre geçmesine rağmen, cumhuriyetin temel yapı taşlarından laikliğin tartışılır hale gelmesi karşısında hayretler içerisindeyim.!

Oysa amaç; Atatürk İlke ve İnkılaplarının zaman geçtikçe yerleşmesi, genç Türkiye Cumhuriyeti’nde köklü demokrasinin, laikliğin, bilimin vazgeçilmez unsurlar haline gelmesiydi.

2016 yılında, TBMM Başkanı’nın, “yeni anayasada laiklik ilkesi olmamalı” sözlerinde anlaşılabilir, mantıklı bununabilir, açıklanabilir bir yan kesinlikle yok.

İlkokuldan bu yana duyduğumuz laiklik kavramının basitçe, din işleriyle devlet işlerinin birbirinden ayrılması anlamına  geldiğini biliyoruz.

Yeryüzüne şöyle bir göz attığımızda, laik olmayan devletlerin, anayasasında bulunmasa bile, laikliği yaşam biçimi olarak benimsememiş ülkelerin, ekonomik anlamda, sosyal ve kültürel anlamda, bilim ve teknoloji anlamında geliştiğine tanık olamıyoruz.

İnsanlık; yarattığı devletlerde din işleriyle, devlet işlerini birbirinden ayırmaya başladıktan sonra bilim ve teknolojide ilerleme sağlayabildi. Bundan önce din adamlarının fetvalarına göre yönetilen ülkelerde, en basit bilimsel faaliyetler dahi büyücülük, cadılık, Allah’a karşı gelme gibi suçlamalara maruz bırakılıyor ve cezası, çoğu zaman ölüm oluyordu.

Matbaanın, Osmanlı İmparatorluğu’na yüzlerce yıl sonra girmesinin ana nedeni, laiklik ilkesinin bulunmaması ve bu tür durumlarda din adamlarına danışılmasıydı.

Batı’da modern bilimlerin gelişmeye başlaması ve ortaçağ karanlığının aydınlanma eğilimi göstermesi, yönetimlerin, kilise boyunduruğundan kurtulmasının ardından yaşanmaya başlamıştır.

İnsanlık tarihi, laikliğin vazgeçilmez olduğunu, aksi halde ilerlemenin mümkün olmadığını hepimize defalarca kanıtlayan somut örneklerle doludur.

Bütün bu gerçekliğe rağmen, Türkiye’de 2016 yılında, hem de TBMM Başkanı’nın, laiklik ilkesini tartışmaya açması ve yeni anayasada bulunmamasını istemesi, geriye dönüş isteğinin, milleti yeniden tebaa haline getirme amacından başka bir şey değildir.

Laiklik ilkesi, her dinden ve mezhepten vatandaşa eşit hizmet götürülmesi uygulamasıyla geliştirilme ihtiyacı duyarken, laikliği ortadan kaldırma girişimlerine tahammül göstermek mümkün değildir.

Türkiye, geleceğinde aydınlık ve çağdaşlık istiyorsa laikliğe dört eliyle sarılmalıdır. Türkiye, Afganistan özlemiyle yanıp tutuşanların çoğunluğu oluşturduğu bir ülke haline gelirse, vay halimize...

Bu yazı toplam 1965 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim