• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 9 °C
  • İzmir 13 °C

Zıtlıkların hakimi insan

Tolga Ziyagil

Bilindiği gibi zıtlıklar hep çekici olmuştur. Tıpkı bir mıknatıs gibi sürekli bir çekim halindedir. Dünya da bu şekilde zıtlıklarla doludur. Zıtlıkların en belirgin şekilde sınıfa ayırırsak iyi ve kötü olarak adlandırabiliriz ki bu iki taraf iç içedir. Hatta o kadar ki aynı nesne, aynı can üzerinde bile bu karşıtlıklar birarada bulunur. Eğer çevrenizi iyi incelerseniz bunu çok net görebilirsiniz. Örneğin su; hem bir nimet hem de bir ceza olabilir. Havuzdayken kendinizi iyi hissedersiniz ancak dev dalgaların kıyıya vurup önüne gelen her şeyi yıkıp geçmesi de bir o kadar korku vericidir. Keza ateş; mangalda iyidir, kamp yaparken ateşte et pişirmek iyidir. Ancak orman yangınları kötüdür. Bitkiler doğayı güzelleştiren canlılardır. Ancak her güzel görünen bitkiyi yiyemezsiniz de. Zararlıdır. Hayvanlara baktığımızda yine kendi doğalarında tehdit edilmediklerinde iyi geçinip giderler. Ancak tehdit anında saldırganlaşır ve kendini her ne pahasına olursa olsun korurlar. En çok zıtlıkların birleştiği ve doğadaki her zıtlık çiftinden daha tehlikeli olan ise insandır. Çünkü sadece ama sadece insanda, Allah'ın tüm yüce sıfatları beden bulmuştur. Bu yüzdende en büyük zıtlıklar insandadır. Bir yanıyla çok sevecen, merhametli, yardımsever, güler yüzlü, sevgi dolu iken, diğer yandan bir o kadar cezalandıran, acımasız olabilen, etrafına öfke saçabilendir. İyi olanlar insanı yüceltirken, kötü taraf insanı yerin dibine kadar sokar. Hem maddi hem de manevi olarak geçerlidir bu durum. Zira insandır sorumlusu başına her ne gelirse gelsin. Her iki duruma ait özelliklerin olması ise bize iyi - kötü ayrımı yapma imkanı sunar. Çünkü zıtlıklar olmazsa kıyaslayabileceğimiz bir veri olmaz elimizde ve hiçbir değer yargımız da olmazdı. Ancak şu var ki, insandan istenen, tüm zıtlıkların birarada bulunmasına rağmen iyiyi seçmesi ve devam etmesidir. Elbetteki %100 kesin bir yönelme söz konusu mümkün değildir burada. Çünkü her çift zıt özellik ( sevgi - nefret, merhamet - ceza ) birbirine üstün gelmek adına baskı yapar. İnsanın kalbidir, beynidir bunun ayırdına varıp, hangisine yönelmesi gerektiğine karar vermesi. Tabi bu ikisi arasına da arzu ve istekler girer ki, hiç de öyle azımsanacak bir baskı uygulamaz insana. Tam bu noktada da insanın hangi tarafı besleyip büyüttüğü büyük önem taşır. Eğer iyi tarafı beslediyseniz, başta kendinize, sonra etrafınıza, doğaya, hayvanlara faydanız o oranda artacaktır ve bundan tarifsiz bir de mutluluk duyacaksınız. Ama yok eğer kötü tarafı beslediyseniz, bu durumda da yine başta ve en büyük zararı kendinize vermek üzere, ailenize, doğaya, diğer canlılara ve de dünyaya verdiğiniz rahatsızlık, zarar ve birçok olumsuzluk artacaktır. Duyumsadığınız tek duygu da içten içe aslında huzursuzluktur ancak insanoğlu vicdanını kandırmakta çok ustadır. Yaptıklarınızın geri dönüşünü alana dek anlamazsınız ne kadar aşağıda olduğunuzu.

Önceki yazılarımdan birinde de söylediğim gibi insandan beklenen Allah'ın Cemaline ( iyi olan sıfatlarına ) yönelmesidir. Eğer Allah'ın Celaline ( yani iyiye zıt olana ) yönelirse insan, durum kendisi için pek de iç açıcı olmayacaktır. Ama en güzeli de insana bu güç bahşedilmiştir. Yani insana seçme hakkı verilmiştir. Hak olmuştur. O yüzden seçimlerinizden tamamen bireyin kendisi sorumludur. Kendinizi savunmak için " ne yapayım, ben böyle yaratılmışım." diyemezsiniz. Tıpkı suyun, ateşin, rüzgarın, toprağın, hayvanın diyemediği gibi. Bilinçli olan tek canlı insandır. Aksi halde insanın bir üstünlüğü olmazdı. Ademoğlundan beklenen yaradılıştan itibaren iyiye yönelmesiydi. Bazılarınız diyebilirsiniz ki " ben artık çok vahim durumdayım, ne yaparsam yapayım kişiliğimi değiştiremem." Peki tam tersi konumda, yani iyi olup da yaşadıklarından dolayı kötü olanlara ne diyeceksiniz? Onlar nasıl değiştirmişler kişiliklerini? Zira her iki yöne gidebilen bir olaydır bu. İyiden kötüye, ve kötüden iyiye geçebilirsiniz. Ancak unutmamanız gereken bir nokta var ki o da şu; "iyiye yönelip üstün olan insan vardır, ancak hiçbiri insan üstü değildir." Biri yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz. Kendiniz kandırmayın.

Sonuç itibariyle de dünyada hem iyi hem de kötü var, var olduğu içinde iyi - kötü savaşı hep var olacak. Aksi halde dünya olmazdı adı. Diğer yandan da kötülüğün çoğalmasının, iyilerin susmasından kaynaklandığı da bir gerçektir ki, çok acıdır bunu bilip de, kötülüğe karşı çıkmamak. Siz siz olun, içinizdeki iyi özellikleri beslemekten vazgeçmeyin. En azından içinizdeki kötülüğü bile bastırmanız, ona hakim olmanız, üstesinden gelebilmeniz başta kendiniz, sonra da tüm dünya için içinizden gelen en büyük iyilik olacaktır. Sevgiyle ve iyiyle kalın. 

iste_mutlu_olmanin_bilimsel_formulleri_h8360.jpg

Bu yazı toplam 2287 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim