• BIST 102.494
  • Altın 226,870
  • Dolar 5,3255
  • Euro 6,0377
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 8 °C
  • İzmir 10 °C

AKILCILIK: Toplumsal Uzlaşı Açısından Bir Deneme

Mustafa Furkan Yılmaz

Sosyolojinin uğraşı basit mantıkla birarada yaşayan en az iki bireyin yaşamsal ilişkilerini anlamlandırmak ve incelemektir. Bunun içindir ki toplum, bireyden (fertten) bağımsız değildir. Her ne kadar birey, pozitivist bakış açısıyla ele alınamayacak kadar karmaşık ve matematik formülleriyle ifade edilemeyecek derecede bilinmezliklere sahip olsa da…

{Yine de hayatı matematikten, insanı bilinmezlikten bağımsız görmeyen biri olarak; bireylerin aynı veya benzer olayları anlamlandırma çeşitlerinin birer değişken gibi ele alınıp, bu anlamlandırmaların fert fert dışavurumsal tepkilerinin toplamının aritmetik ortalamasının sosyolojinin formülize edilmiş tanımı olduğunu düşünüyorum.}

Türk toplumunun birer bireyi olarak hepimiz, uzun zamandan beri toplumsal uzlaşıyı (sosyolojik karşılığı olarak konsensüsü) kaybettik. Ve maalesef Türk siyasetinin kutuplaşmadan beslenir hale gelmiş oluşu da sadece siyasi otoritenin söylemlerinin bu yönde olmasıyla değil toplumun bu söylemleri reddetmeyip kabul edişiyle bu hale gelmiştir. Otoritenin bu söylemleri kullanması topluma, toplumun da bu söylemleri kabul etmesi otoriteye meşruluk hissi vermektedir, birbirini beslemektedir.

Toplumun Kollektif Şuur ve Akılcılıktan Uzaklaşması

Soyut kavramları zihinlerde kolaylıkla canlandırmak için kalem oynatmak uğraşı bizim gibi okumuşluk düzeyi düşük toplumlarda oldukça zor. Üstelik akıl ve kalp -bireyde ve bireylerden müteşekkil toplumda- zaten disharmoniye yatkın ve dengede tutulması en zor mefhumlardır.  Akılcılık ön planda ise duygusallık geride, duygusallık ön planda ise akılcılık geridedir.  

Hadi iki kişi çevirip soralım, diyelim ki:

“İkiniz arasında 

Hanginiz daha akıllı, hanginiz daha duygusal-hissî ?

Kim daha akıllı olmayı övgü kabul eder, kim daha duygusal-hissî olmayı?

Hangisine "sen duygusalsın" desek "hayır akıllıyım" derken bile duygusal-hissî tepki verir?

Kime "amma akıllı adammışsın" desek duygusal-hissî bir tepkiyle övgünün sarhoşluğuna kapılmaz ki ? “

Herkesin ölçüsü farklı. Bizim toplumumuzun genel ölçüleri ise evrensel etik normlarından çok uzak.

Türk toplumu insan faktörünü göz ardı edememiş, kıssalarla büyümüş ve şu modern zamanlarda dahi sekülerizm ile tasavvuf kültürünü [kendince] harmanlamış olduğu yanılgısındandır ki duygusaldır-hissîdir, duygusal-hissî tepkiler verir.

Geçici Duygusallıktan Beslenen Otorite

Bugün güç ve otoriteyi elinde bulunduranlar duygusal bir toplumdan besleniyor olmaktan memnun gibi gözükseler de akıldan hayli uzaklaşmış bir toplumun sağlıklı kararlar veremeyeceğini ve bu geçici–hissî duyguların bir gün kendi aleyhlerine döneceğini bilmeleri gerekir. Çünkü duygusallık yönetilemez, her an kontrol dışına çıkabilir, fazla kullanılması toplumzihinsel yorgunluk ve şaşkınlık hali oluştururken, duygusallığın azı dahi kıvılcım halinde bekleyen bir kor gibidir.

En kötüsü de “duygusallık-hissîlik” kutsalların kullanılmasını meşrulaştırır. Kutsalların çokça kullanılması anlamlarının gitgide değersizleş(tiril)mesine evrilir. Bu durumda tüm değer yargıları zaman içinde bir bir anlamını yitirir. (Kutsallardan kasıt : Başta din ve milliyetçilik...)

Bununla bağlantılı söylemler ile toplumu inandırma ve bu söylemlerin dışında kalanların yine kutsal kavramlarla (vatan hainliği, işbirlikçilik, boyun eğen olma) itham edilmesi hep duygulara hitap ile zihinlerin ele geçirilmesidir. Akıldan uzaklaşan ve düşünme yetisi hissîleştirilerek elinden alınan birey, toplumda kendisi gibi olmayanı ötekileştirir ve dahası ötekileştirdiğine yaşam şansı tanımayan bir sürece büyülenmişçesine girer.

Ötekileştirilene yaşam şansının tanınmaması başta sadece zihinlerde iken daha sonra gerçek hayata da sirayet eder ve fiziksel şiddete giden yolun önünü açar. Bugün ötekileştirenler; otoriteyi ellerinde bulundurduklarından rahat olsalar da, zihinlerine işledikleri her bireyin, olası bir otorite kaybından sonraki tüm şiddet eylemlerinde veballeri olacaktır.

Bu yüzden bu toplumun ifrat-tefrit ekseninde akıl-kalp kavramlarını yeniden ele alması ve kayan dengenin akıl yönünde merkeze alınmasına ihtiyaç vardır.

Bu yazı toplam 1436 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Lütfen Ad ve Soyad yazınız.
    Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim