• BIST 98.808
  • Altın 229,000
  • Dolar 5,7932
  • Euro 6,7050
  • Ankara 23 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 21 °C

AMİR MEMURA SOSYAL MEDYAYI YASAKLAYABİLİR Mİ?

Ahmet Alagöz

Zamanı dar olan, sabırsız arkadaşlar için en başından söylemeliyim ki: amir memura sosyal medya yasağı pekâlâ koyabilir. Makalemin konusu sosyal medya yasağının dayanağı, memurun ve amirin sorumlulukları, konuyla ilgili yargı boyutuna taşınmış emsal olaylara değinilmiş, yorumlanmıştır.

Memuriyete ilk girdiğim yıllardı, masalarda ağır daktilolar, sabah çayı ile okunan gazeteler, paylaşılan gazete haberleri, tartışılan çeşitli konular. Bu konular hatırladığım kadarıyla magazin, memleketten insan manzaraları ve tabi ki ücreti etkileyen gelişmeler. Gazeteler elden ele dolaşır, üzerleri çizilir, kuponlar kesilir, mesai sonunda gazete denecek hali kalmazdı.

Günümüzde daktiloların yerini bilgisayarlar aldı, gazetelerin yerini internet sıcak ve son dakika haberleri. Elbette tek tük de olsa gazete okuyan memura rastlıyorum ama bilişim, internet, kolay haber gazete okuyan son memurları da etkisi altına çoktan almış olduğunu buruk şekilde görmekteyim.

Amir sosyal medya yasağı ile sorumluluğu memurun anayasası 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda aslında net olarak bahsedilmiştir. 

Kanunun 10. Maddesi: amirin görev sorumluluğundan bahsederken“…maiyetindeki memurlarını yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli sorumludurlar.” Demiş,

Memurun görev ve sorumluğundan bahseden 11. Maddesi: Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.

16. maddesi: Devlet memurları görevleri ile ilgili resmi belge araç ve gereçleri, yetki verilen mahaller dışına çıkaramazlar, hususi işlerinde kullanamazlar. “kanunun madde hükümlerini tamamen değerlendirilecek olursam:

Anayasal hükümler ile Avrupa İnsan Hakları sözleşmelerindeki “ifade özgürlüğü” hükümleri saklı kalmak üzere, demirbaş olan bilgisayarlarda mesai saatleri içinde sosyal medya yasağı ile ilgili tasarrufta bulunulabilir. Buradaki yasak demirbaş olan cihazdan sosyal medyaya ulaşımı engellemenin ötesine geçmemelidir. Yani memur amir tarafından verilen işlerini aksatmadan kendi kişisel cihazı ile sosyal medyadan paylaşımlar yapabilmelidir. 

Bu tespitimi çağın gerisinde kaldığını düşündüğüm 657 DMK’ya göre yapıyorum. Zira 657 sayılı Kanunun 125. Maddesinde belirtildiği gibi kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmayan, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmeyen memurlara aylıktan kesme cezası verilebilmektedir. 

Kanuna göre, verilen görevlerin zamanında ve eksiksiz şekilde yapılmasından amirler, görevleri iyi ve doğru yürütmekten memurlar sorumludur. 

Sonuçta amirlerin, devletin demirbaş cihazları için memurların sosyal medya hesaplarına girişlerini, görevlerdeki aksamayı önleyecek ölçüde engelleyebileceği hususu yasal zemine oturtulmuş oluyor.

Sosyal medya ile fikirlerimizi söyleyebileceğimiz bir ortama kavuştuk. Beğeniler alıyoruz, yorumlar yapılıyor. Memur oy talep edilen bir vatandaş olarak elbette fikir sahibidir ve Anayasal hak olarak fikirlerini ifade özgürlüğüne de sahiptir. Ancak fikirlerini açıklarken Türk Ceza Kanunu hükümlerini düşünerek davranılmalıdır. 

657 DMK’nın Tarafsızlık ve devlete bağlılık başlıklı 7’inci maddede sorumlulukları arasında sayılan hükümde  “Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.”  

Tarafsızlık sorumluluğunu unutup siyasi partili Cumhurbaşkanı icraatları lehine veya iktidar partisi şahsiyetleri lehine memur tarafından yapılan siyasi fikir paylaşımları için açılmış bir soruşturmaya rastlamadım. Ancak sosyal medya kullanımından dolayı hükümet aleyhine siyasi eleştirel fikirlerin paylaşıldığı, siyasi partiye mensup devlet büyüklerine yapılan hakaretlerden memurun soruşturmaya maruz kaldığı ile ilgili onlarca haber okuyabilirsiniz. Gözaltı, denetimli serbestlik, para cezası, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, görev yerinin değiştirilmesi yapılan işlemlerden bazılarıdır. Örnek dava Antalya'da bir kamu kuruluşunda çalışan B.M. hakkında, sosyal medyada paylaştığı karikatürlerle 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret ettiği' suçlamasıyla Antalya 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Sanığa verilen cezada, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi. Bu ve benzer davaları çoğaltabiliriz.

Bu durumda enflasyonun %24 çıktığı bir ortamda eriyen memur maaşları karşısında kızgınlıkla sosyal medyada paylaşılacak bir yorum memurda pişmanlık yaratacaktır. Çünkü Türk Ceza Kanununun 299’uncu maddesi Cumhurbaşkanına hakareti 1-4 yıla kadar hapis, ayrıca suçun alanen işlenmesi halinde ceza 1/6 oranında arttırılır. Kanunun 300’üncü maddesi devletin egemenliğine karşı yapılan aşağılamalar olarak Türk Bayrağına ve devletin egemenliğini temsil eden her türlü işarete karşı yapılan aşağılamalar için 1-3 yıla kadar hapis, İstiklal Marşı için 6 ay/2 yıla kadar hapis cezası ile yargılanır. Kanunun 301’inci Milleti, Devleti, TBMM’yi, Yargı Organlarını, Hükümeti alanen aşağılayan kişi 6 aydan/2 yıla kadar hapis ile yargılanır. 

Görüldüğü gibi ceza hükümleri ağır olmakla birlikte, konuyu devlet ve hükümet nezdinde değerlendirmek etkiyi sınırlandırmış olacaktır. Sosyal medya üzerinden yapılan her türlü hakaret, izinsiz bir arkadaşın resminin paylaşılması gibi durumlarda da şikâyet halinde soruşturma ve cezaya maruz kalınacaktır. Tabi hükümete, devlet büyüklerine, devlet kurumlarına yapılan hakaret sonucunda şikâyet olsun veya olmasın kamu davası yürütülmektedir. 

Yapılan bir şeyin pişmanlığının daha sonradan yaşanabileceği değerlendirildiğinde bu durumda memura sosyal medya yasağına Anayasal bir hakkın engellemesi olarak değerlendirilmemelidir. Amir açısından aslında memurun sorumluluğunu almak olarak değerlendirmek konuya olumlu açıdan yaklaşmak olacaktır. 

Yargı bu tür yasaklara T.C.Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirmiş, “ifade ve haberleşme” hürriyetinin kısıtlanması olarak kararlaştırmıştır. Yüksek mahkeme olan Anayasa Mahkemesinin 2014/3986 başvuru tarihli 02/04/2014 tarihli kararında twitterin tamamen engellenmesinin ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmış, karara bağlamıştır.  

 

Bu yazı toplam 1065 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim