• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Ankara 26 °C
  • İstanbul 30 °C
  • İzmir 30 °C

ANTHONY BURGESS YÜREKLENDİRMESİ

Tolga Ziyagil

Her insan yaşamının bir döneminde yaşamının gidişatını değiştirecek olaylar yaşamış, zor durumlarla karşılaşmıştır. Ancak bazıları bu olumsuzluğu oldukça olumlu duruma getirebilmiştir. Anthony Burgess de böyle biriydi işte. İçindeki varsıllığı bulmak için başına bir hastalığın gelmesi gerekti. Ancak işler pek de olumsuz gitmedi ve bakın hangi boyuta taşınmış.

“Anthony Burgess beyninde tümör olduğunu ve bunun kendisini bir yıl içinde öldüreceğini öğrendiği sırada kırk yaşındaydı. O sıralarda beş parası yoktu ve kısa süre içinde dul kalacak olan eşi Lynne’e miras bırakabileceği hiçbir şeyi bulunmuyordu.

Burgess geçmişte hiç profesyonel bir roman yazarı olmamıştı; ama içinde yazar olma yeteneği bulunduğunun her zaman farkındaydı. Böylece, salt eşine hiç değilse telif haklarını bırakabilmek için, yazı makinesine bir kâğıt taktı ve ilk romanını yazmaya başladı. Yazdığının basılabileceği bile kesin değildi; ama aklına yapacak başka bir şey de gelmiyordu.

“1960 Ocağıydı,” diyordu “ve konulan tanıya göre, önümde yaşayabileceğim bir kış, bir ilkbahar ve bir yaz vardı. O yıl, yapraklar dökülmeye başladığında ben de ölmüş olacaktım.” O hızla ve telaşla, Burgess yıl bitmeden beş buçuk roman yazmayı başarmıştı. Bunca yapıtı E. M. Forster neredeyse bütün bir yaşam boyunca ancak yazabilmiş; Amerikanın en büyük yazarlarından J. D. Salinger ise, yine tüm ömründe, ancak bunun yarısını yazmayı başarabilmişti.

Ne var ki, Burgess ölmedi. Kanseri önce geriledi; sonra da tümüyle ortadan kalktı. Uzun ve dolu dolu yazarlık yaşamında – içlerinde en ünlüsü Otomatik Portakal (A Clockwork Orange) olmak üzere yetmişten fazla yapıt üretti. Kanserin ona vermiş olduğu ölüm cezası olmasaydı, bu romanların birini bile yazamayabilirdi.”

(kaynak: www. e-motivasyon.net)

Eminim birçoğumuz da içindeki gizi keşfedememiş bir şekilde bekliyordur halen. Belki bir yazar, ressam, sporcu, sunucu, öğretmen, önder, yönetmen bg. birçok özelliğinizi göz ardı edip, içinizde onu mahkum ediyorsunuz. Belki de içten içe bunu biliyor ancak ortaya çıkması için çaba göstermiyorsunuz. Onun dışarı çıkması için bir ilham, bir itki bekliyordur belki de. Ancak bazen de bunu göremeyebiliriz çünkü başımıza gelen durum oldukça olumsuz olabilir ve biz onun ardındaki seçenekleri, açacağı yolları göremeyebiliriz. Buna da hazırlıklı olmak gerek. Kendinizi olumsuz anlardan sağ çıkarmayı bilecek şekilde yetiştirmekte yarar var.

Peki ya sizin başınıza gelseydi böyle bir durum, siz ne yapardınız? Ya da ne denli olumlu tarafından bakabilirdiniz? Ara ara iç çözümleme yapmak herkese iyi gelecektir. Nereye gittiğinizi, hangi yollara saptığınızı, hangi engellerle karşılaşıp çözüm ürettiğinizi görmeniz açısından oldukça da yararlı bir içsel yolculuk olacaktır. Ve bırakın içinizdeki açığa çıkmak isteyen yönünüz size yol göstersin.

Bu yazı toplam 640 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim