• BIST 96.455
  • Altın 223,162
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 16 °C
  • İzmir 17 °C

Belediye Şirketlerine İlişkin Yeni Düzenlemenin Olası Sonuçları

Taner Eraslan

Bilindiği üzere, 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 83’üncü maddesi ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 62`nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi değiştirilmiş[1] ve kamu idarelerinin piyasadan personel çalıştırmaya dayalı hizmet alımı yapması ortadan kaldırılmıştır.

Anılan düzenlemenin 126. Maddesi ile mahalli idarelerin bu hizmetlerini, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 ncimaddesindeki limit ve şartlar ile 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki sınırlamalara tabi olmaksızın doğrudan hizmet alımı suretiyle birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlası bu idarelere ait ve halen bu kapsamda hizmet alımı yaptığı mevcut şirketlerinden birine, bu nitelikte herhangi bir şirketi bulunmuyorsa münhasıran bu amaçla kuracakları bir şirkete gördürebilme imkanı tanınmıştır.

Bu amaçla, şirketi olmayan belediyeler münhasıran bu işlerle iştigal etmek üzere 752 adet yeni belediye şirketi de kurulmuştur.

Belediye şirketleri ile belediye arasındaki ilişkileri düzenleyecek usul ve esasların 28 Nisan 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte, yeni sistemin yasal mevzuatına ilişkin süreç de tamamlanmıştır.

696 sayılı KHK ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 126. Maddesinde yapılan değişikle söz konusu usul ve esasların aşağıdaki konularda olmasına karar verilmiştir:

  • İşçilerin işe alımı,
  • İşçilere ilişkin personel giderlerinin toplam giderler içindeki payına ilişkin üst sınırları,
  • İlk defa alınacak işçilere ilişkin belirlenecek ölçütleri esas alarak yıllık sınırlamaları
  • Bu kapsamdaki alımlar ile harcamaları izlemeye ilişkin usul ve esasları

2018/11608 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden yayımlanan “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Bağlı Kuruluşları ile Bunların Üyesi Olduğu Mahalli İdare Birliklerinin Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmetlerinin Gördürülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Karar” uygulamada bazı sorunların çıkmasına neden olabilecek düzenlemeler içermektedir.

Bunlarda birincisi belediye şirketlerinin istihdam yapısına ilişkindir. Aşağıdaki tablo, usul ve esaslarla getirilen belediye şirketlerinde çalışacak personelin, istihdam türlerini vermektedir.

belediye-sirketleri.png

Bu kapsamda, işçi; şirketlerde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında idareye hizmet sunmak üzere iş sözleşmesine dayalı olarak çalışan kişiyi, yönetici ise sevk ve idareye yetkili olan birim yöneticileri veya birimi temsile yetkili kişiler ile bu kişilerin üstü konumundaki şirket personelini ifade etmektedir. Destek personeli de işçiler ve yöneticiler dışında kalan şirket personeli şeklinde tanımlanmıştır.

696 sayılı KHK ile belediye şirketinde istihdam edilip de belediyeye gördürülecek hizmet kapsamında çalıştırılacak personelin işe alımına ilişkin şartların belirlenmesi gerekirken, bu şirketlerde görev yapacak yönetici ve destek personelinin de alımına ilişkin şartlar belirlenmiştir.

Dolayısıyla, belediye şirketinde işe alınacak tüm personel için anılan Usul ve Esasların 4.maddesinde şartların aranması gerekmektedir.

Diğer taraftan, söz konusu KHK ile yararlanacak işçiler için getirilen ve 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin (5) numaralı alt bendindeki şart yerine, sadece, “Affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlardan, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olmamak” şartı getirilmiştir. Burada cinsel suçlar ve çocuklara karşı işlenen suçların da kapsamda olmasının yerinde olacağını düşünmekteyim.

Diğer önemli sorunlardan biri ise “Personel Giderlerinin Toplam Giderler İçindeki Payına İlişkin Üst Sınır” konusunda yapılan düzenlemedir.

Bilindiği üzere, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun norm kadro ve personel istihdamı başlıklı 49.maddesinde aşağıdaki düzenlemeye yer verilmiştir:

“Belediyenin yıllık toplam personel giderleri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın yüzde otuzunu aşamaz. Nüfusu 10.000'in altında olan belediyelerde bu oran yüzde kırk olarak uygulanır. Yıl içerisinde aylık ve ücretlerde beklenmedik bir artışın meydana gelmesi sonucunda personel giderlerinin söz konusu oranları aşması durumunda, cari yıl ve izleyen yıllarda personel giderleri bu oranların altına ininceye kadar yeni personel alımı yapılamaz. Yeni personel alımı nedeniyle bu oranın aşılması sebebiyle oluşacak kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faiziyle birlikte belediye başkanından tahsil edilir. Personelin her türlü alacakları zamanında ve öncelikle ödenir.”

Usul ve esasların 5.maddesinde ise aşağıdaki düzenlemeye yer verilmiştir:

“MADDE 5- (1) İdarelerin, şirket personeli de dahil yıllık toplam personel giderleri, idarenin gerçekleşen en son yıl bütçe gelirleri toplamının her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması sonucu bulunacak miktarın yüzde kırkını aşamaz. Bu oran büyükşehir belediyelerinde yüzde otuz olarak uygulanır. Yıl içerisinde aylık ve ücretlerde beklenmedik bir artışın meydana gelmesi sonucunda personel giderlerinin söz konusu oranları aşması durumunda, cari yıl ve izleyen yıllarda personel giderleri bu oranların altına ininceye kadar idare şirketlerine yeni personel alımı yapılamaz.”

Yukarıdaki iki mevzuat normunu birlikte değerlendirdiğimizde aşağıdaki sonuçlara ulaşılmaktadır:

  • Şirket personeli (işçi, yönetici ve destek personeli) de belediye için belirlenen yüzde sınırlamalara dahil olmuştur.
  • Büyükşehir belediyeleri hariç olmak üzere, belediyelerin yıllık toplam personel giderlerine ilişkin yüzde otuz, şirket personelini de dahil edilerek, yüzde kırk olarak uygulanacaktır. Büyükşehirlerde ise yüzde otuz uygulanmasına devam edilecektir.

Bu durumda, zaten çoğu belediyede mevcut olan personel giderlerine ilişkin üst limit sıkıntısı, bu defa belediye şirketlerindeki personelini de içine alacak şekilde artacaktır.

Büyükşehir dışındaki belediyelere getirilen yüzde onluk oranın, personel çalıştırmaya dayalı hizmet alımlarındaki kapasiteyi karşılamayacağını düşünmekteyim. Bu oranın aşılması durumunda, İçişleri Bakanlığından izin alınmasına ilişkin düzenleme ise işlevsel değildir.

Bir başka sorun ise doğrudan hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışan işçi sayısına getirilen sınırlamadır. Usul ve Esaslar ile işçi statüsünde geçişe esas sözleşme kapsamında o iş için öngörülen işçi sayısını aşamayacağı, ancak, belediyeler için belirlenen oranın altında kalan idarelerin şirketleri; bu oranın aşılmaması kaydıyla, işten ayrılanların yerine ve iş artışının zorunlu olduğu durumlarda idarenin talebi üzerine yeni işçi alımı yapabilecektir.

Belediyelerin, belirlenen oranın aşılmaması kaydıyla personel çalıştırılmasına dayalı yeni hizmetlerini şirketlerine gördürebilir ve bu amaçla şirketler tarafından yeni işçi alımı yapılabilir.

Dolayısıyla, oran sınırlamasının yanında bir de sayı sınırlaması bulunmaktadır.

Bunun yanında aşağıdaki sınırlamalar da getirilmiştir:

  • İdare tarafından şirkete personel gideri için yapılacak aylık ödemelerin toplamı, hizmet alımı sözleşmesinde öngörülen işçi ücretleri esas alınarak hesaplanan işçilik giderleri toplamını aşamayacak.
  • Şirketin toplam giderleri içinde, işçilere ilişkin personel giderlerinin tutarı, şirkete yapılan aylık personel ödemelerinin miktarını geçemeyecek.

Bu çerçevede, işçilik giderleri ise aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır:

a) Asgari İşçilik maliyeti[2],

b) Asgari işçilik maliyeti üzerinden hesaplanan %4 sözleşme giderleri ve genel giderler,

c) İşçilikle bağlantılı ayni giderler,

ç) Asgari işçilik maliyeti ve işçilikle bağlantılı ayni giderler toplamı üzerinden %7’ye kadar belirlenecek kâr,

Bu çerçevede yukarıda yer verilen 4 unsur dışında, belediye tarafından belediye şirketine işçilik ücreti kapsamında ödeme yapılması söz konusu olamayacaktır.

Diğer taraftan, şirket tarafından işçilere yapılan ödeme, belediyenin belediye şirketine ödediği tutarı aşamayacağından, belediye şirketinin, işçilere yönelik ek ödeme yapması da söz konusu da olamayacaktır[3].

Ayrıca işçi ücretlerinin tespitinde asgari ücrette meydana gelen artışlar dikkate alınması ve asgari işçilik maliyeti, sözleşme giderleri ve genel giderler ile işçilikle bağlantılı ayni giderler ve kâr oranı, kamu ihale mevzuatı esas alınması gerekmektedir.

Belediye ile belediye şirketi arasında bir sözleşme düzenleme zorunluluğu getirilmiştir. Bununla birlikte, bu kapsamda yapılacak personel çalıştırılmasına dayalı hizmetlerin bedelinin tespitinde, Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin yaklaşık maliyetin tespitine ilişkin hükümlerine ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesi ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uyulma zorunluluğu getirilmiştir.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22 nci maddesindeki limit ve şartlar ile 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki sınırlamalara tabi olmaksızın doğrudan hizmet alımı suretiyle yapılacak bu alımda, yukarıda yer verilen mevzuatın uygulanmasına ilişkin getirilen düzenlemenin uygulamada sorun olacağını değerlendirmekteyim.

Usul ve Esaslar ile İdareler tarafından yapılan hizmet alımlarının izlenmesi ve bu kapsamdaki harcamaların izlenmesi amacıyla, İçişleri Bakanlığına elektronik ortamda bildirim yapma zorunluluğu getirilmiştir.

696 sayılı KHK ile İçişleri Bakanlığı için “izleme” öngörülmüşse de, Usul ve Esasların 9.maddesiyle, anılan Bakanlığa, belediyelerin ve şirketlerin personel çalıştırılmasına dayalı hizmetlerini ve harcamalarına ilişkin denetim yetkisi de verilmiştir.

Sonuç olarak, 696 sayılı KHK ile belediye şirketleri ile belediyeler arasındaki personel çalıştırmaya dayalı hizmet alımları için bazı alanlarda düzenleme yapma yetkisi verilmişken, idareler nezdinde de düzenleme gidilmiştir.

Getirilen sınırlamaların, mevcut ve fiili durumla örtüşmediğini düşünmekteyim. Belediye şirketleri özer hukuka tabi ticari faaliyette bulunacak yapılardır. Yönetici ve destek personeli için de ilk alım kriterleri konulmasının gereksiz olduğunu değerlendirmekteyim.


[1] Yürürlük tarihi: 24.12.2017

[2] Kamu İhale Genel Tebliğinde “Asgari İşçilik Maliyeti” şu şekilde tanımlanmıştır: “İhale tarihinde yürürlükte bulunan brüt asgari ücret veya idari şartnamede brüt asgari ücretin yüzde (%) fazlası olarak belirlenen ücret (ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fazla çalışma saatlerine ilişkin ücretler dahil), nakdi yemek ve yol bedeli gibi prime esas kazancın hesabında esas alınan işçiliğe bağlı diğer ödemeler ve işveren sigorta primlerinin toplam tutarı asgari işçilik maliyetini oluşturur.”

[3] Bu noktada, şirketin idareye sunduğu personel çalıştırılmasına dayalı hizmetleri dışındaki diğer faaliyetlerinde çalışan işçilere ilişkin giderler, işçilere ilişkin personel giderlerinin tutarının tespitinde dikkate alınmayacaktır.

Bu yazı toplam 4481 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim