• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • Ankara 30 °C
  • İstanbul 29 °C
  • İzmir 31 °C

BÜYÜYEMEMİŞ ÇOCUK MUSUNUZ?

Tolga Ziyagil

İnsan doğar, büyür, olgunlaşır, yaşlanır ve ölür. Bu kaçınılmaz bir döngüdür. Ancak kimimiz vardır ki bu döngü, içinde ve dışında eş anlı olarak ilerlemeyebilir kişinin. Bazımız ergenliğinde olgunken, bazımız olgunluğunda tıpkı bir çocuk gibi davranışlardadır. İkinci durum sizi sıkıntıya sokabilir. Eğer bu durumun ayırdına varıp önlem alamazsak, kendimize ait bir yaşamımız olduğu konusu da tartışmaya açık olacaktır. Feridun Düzağaç’ın bir şarkısında şu sözler geçer: “Tüm alışkanlıklar çocukluktandır.” diye. Evet, kesinlikle öyledir. Birey olma temelinin atılmasında çocukluk en etkili dönemdir ve kalıcılığı yaşam boyu sürebilecek birçok kişilik özelliğini de oluşturur. Ancak böyle bir dönemden çıkamamak ve bireyin ilerleyen yaşının gerektirdiğini yapamaması önemli bir sorundur. Sizi başkalarına bağımlı kılmaya, kendi başınıza bir iş yapamamaya, yaşamınızla ilgili karar vermede sıkıntıya itebilir. Gelin, bunun yansımasını sizlere daha iyi aktarabilmek için şu paragraflara kulak verelim:

…” Vücut ergenliğe ulaşmış da beyin ulaşmamışsa, hala çocuk gibi masallara inanır insan. Hala çocuk gibi öcülerle korkutulur. Hala çocuk gibi oyuncak bekler. Din onun için oyuncaktan başka bir şey değildir henüz…Beyin ergenliğe ulaşmamışsa, hala çocuk gibi mucizeler bekler insan. Hala çocuk gibi iyi kalpli perilerin etrafında uçtuğunu zanneder. Hala çocuk gibi sihirli değnekler arar oyuncaklarının içinde. Hep büyüklerden bekliyor da kendimiz cesaretle haykırmıyorsak gerçeği, ilkokul öğretmeninin arkasına saklanıyoruzdur hala.

Böyle insanlar ne kadar büyüseler de korunmak için hala çocuk gibi onun bunun eteğine sarılmak, kucağına oturmak isterler. Büyük sorunlarını çözmeleri için hep bir takım büyüklerin bir şeyler yapmasını bekliyorsak, babasına mahalle arkadaşını şikayet eden bir çocuğuzdur hala.

Fikren büyüyememişsek, hala birilerinin bize harçlık vermesini bekleriz. Hala çocuk gibi büyüklerimizden isteriz. Zekât verirken aldım kabul ettim denmesini bekliyorsak, hesap yapıyorsak infak için, babası öyle dedi diye, kardeşine elindeki çikolatasının ucundan mecburen veren bir çocuğuzdur hala.

…Bırakmalıyız büyük aramayı, büyüdüğümüzün farkına varmalıyız. Biz, çikolata dağıtmalıyız artık çocuklara…Kalbimizi belimizin altına düşürmemeli, en üstte olan beynimize yükseltmeliyiz. Hayat bizim sorumluluğumuz, farkına varmalıyız. Anne babamız kızacak diye değil, kendimiz istediğimiz için yapmalıyız ne yapacaksak.” (Cengiz Yardım / Bize Yalan Söylediler – Dünya)

Tıpkı böyle de oluyor biliyor musunuz? Etrafınızdaki insanları incelediğinizde göreceksiniz bu kişileri o kalabalığın içerisinde. Belki de ailenizde. Belki de aynada.

Çocukluk en güzel duygulardan biridir. İnsanın dönem dönem içindeki çocuğu ortaya çıkarmasında hiçbir sakınca yoktur. Aksine, çok da yararlı bir durumdur. Yaşadığını, hala ufak şeylerden zevk alabildiğini, içinde bir ruh olduğunu, güzelliklerin her yerde bulunduğunu anımsatır. Ancak yeri geldiğinde çocukluğu bir kenara bırakıp, onu güzelce ruhuna yatırıp, gerçekleri görmesi ve sorumluluklarını yerine getirmesi de gerekir. Yalnızca kendisine olan değil, ailesine, çevresine, ülkesine, yaşadığı yeryüzüne ve tüm bunların sahibine de olan sorumluluklarını da.

Çocukluğu bırakıp, yaşamınızı elinize alın. Yoksa başkaları bunu sizin yerinize gözü kapalı yapar.

Bu yazı toplam 653 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim