• BIST 102.258
  • Altın 190,236
  • Dolar 4,5836
  • Euro 5,3954
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 19 °C
  • İzmir 23 °C

Çöken Sadece Siyaset Kurumu Değil, Toplumun Zihin ve Düşünce Dünyası

Mustafa Furkan Yılmaz

15 Temmuz gibi kutsalları kullanıp büyümüş isyankâr bir örgütün yaptığı darbe girişiminin atlatıldığından beri, devletin bir beka sorununun var olduğu dillenmeye başladı. Bu durum ise iktidar tarafından başta bunu dillendiren yapıcı muhalefet çizgisindekilere dahi bedel ödetir oldu. Bir bedel ödüyor olmanın yani bilinçli düşünenin zarar görmesinin meşru görülmeye başlaması her daim söylemeye çalıştığım üzere bireyde başlıyor, topluma yayılıyor. Çünkü bilinç ve düşünce bir arada olması gerekirken bu ikisi aynı anda birarada olmayınca bireyin zihni, boyun büktüğü kutsalın etkisiyle ve sorgulamadan onu yönlendiriyor.

Kendi kutsallarının kullanımı/kendinden olmayan kutsalların ötekileştirilmesi vesilesiyle epeyce yol almış iktidarımız, kısır bir döngü işletircesine (yani öncekilerin yaptığını yaparak) kutsallarını dışlamış ve ötekileştirmiş olduğu iktidarlarımızın yaptıklarından beslendi ve bugün elindeki güce kolayca ulaştı.

Kutsallar; sorgulamaya kapalı ve itaat odaklı bireyler oluşturduğundan bilinçli düşünceyi pasifize edip beynin en temel fonksiyonunu devre dışı bırakıyor. Böylece siyaset kurumunun tepe başlarında bulunan belki birkaç bin kişi koca bir toplumun tamamını esir alıyor, yönlendiriyor ve rüzgarıyla istediği yere hareket ettiriyor.

Ve sonuçta çöken sadece siyaset kurumumuz değil, siyaset kurumumuzun öncülüğünde ve liderliğinde toplumun diğer tüm kurumları oluyor. Yine de işin hakikat yönüne bakmak ve o yöne doğru toplumun harekete geçmesi için çaba göstermek lazım.

Bugün ülke “laiklik elden gidiyeh, 155’i ararın, vatan haini...” diye karşısındakine yaşam şansı tanımayan, kendi gibi düşünenlerin iktirdarda olması durumunu özgürlük sanan hacı amcaların geçmişte neler çekip de bilinçli düşünce yetilerini “kutsal” ile kapadıklarını, pasif hale getirdiklerini anlamaya çalışmalı.

Ve yarın içinse ülke, kutsalların böylesine pervasız kullanımı ile yok oluşunun, bugünün kendi kutsallarını savunucularının eliyle olacağını da görebilmeli. Geleceği öngörmek zor değil çünkü geçmişin tecrübeleri bizlere matematik denklemlerinin çözümü gibi analizler yapma imkanı veriyor. Toplumlar zıtlıklarda sallanır.

Geçmişin kutsallarının pervasızca kullanımı, bugünün kutsallarını nasıl var ettiyse, bugünün kutsallarının pervasızca kullanılıyor olması da da yarının yeni kutsallarını var edecek ve yarın olduğunda geçmişin kutsallarının yok olmalarına sebep olacaktır. Zamanladeğişen kutsallar, kısır döngüde çarpışıyor...

Toplum zıtlıklarda sarkaç gibi sallanır, bir uçtan diğer uca. Ancak dengenin etrafında, belli ölçü ve kısıtlarda sallanmak yerine sürekli tek bir uca doğru yol alınırsa, sınırı aşıp yol aldığı en uç noktada kopup fırlama ihtimali var. İp kopmamalı.

Hülasa,

Eyyy dindar ve milliyetçilerimiz!

Son dönem siyasetinin söylem dili olan dindarlık ve milliyetçilik kutsalları, sayenizde yok olma sürecine girer mi sizlere sormak istiyorum?

Bu ülkenin, kutsalların kullanılmasıyla yüzleşmeye ve akılcı kollektif şuura acilen ihtiyacı var… Yarınları güzel inşa etmek için hapsolduğumuz kısır döngüyü bir yerde kırmalıyız.

Bu yazı toplam 823 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim