09.05.2018, 00:18

İNSANSIZ HAVA SAHASI

Bildiğiniz gibi teknoloji o denli hızlı gelişiyor ki artık neredeyse kendi kendini üretebilecek seviyeye geldi. İnsansız araçlar, güneş enerjili aygıtlar, çalıştıkça kendini yükleyen aküler, piller, dinamolar, uslu evler, algılayıcılı ışıklar, kapılar, kameralar, çöp kovaları, bankamatikler bg. sayamayacağımız pek çok daha yenilik var ve de günbegün yenisi geliyor. Bilgisayarda bir uygulama yazıyorsunuz, telefonunuzu kuruyorsunuz, digitürkünüzü koşullandırıyorsunuz, çamaşır, bulaşık makinenizi ayarlıyorsunuz ve sizin yapacağınız pek çok işi kendisi yapıveriyor. Tüm bu gelişmelere rağmen insan halen doğayı seviyor, yeşilliğe, maviliğe kendini bırakıyor. Gökyüzünde uçan kuşları izlerken onun üstünden geçen bulutların şeklini bir şeylere benzetiyor ve gülümsüyor. Çıplak ayaklarıyla bastığı toprağa olumsuzluğunu aktarıyor. Tüm yorgunluğunu oraya bırakıyor ve gerisin geri kalabalığa, teknolojinin merkezine, işlerinin başına, koşuşturmadaki sırasına dönüyor. Yaşamına kıyasla o kısacık kaçamak ona o denli güzel geliyor ve mutlu hissediyor ki kendini, o ana yeniden kavuşmak için gün sayarını belleğinde işler duruma getiriyor.

Her ne denli insan teknolojiyi insansız duruma getirse de, kendisi de bazen insansız bir yere gereksinim duyuyor. Kimsenin olmadığı, hiçbir yükümlülüğünün bulunmadığı, yalnızca kendisi ve ona verilen yeryüzüyle başbaşa kalabileceği bir yer. İşte böyle bir ortamda kişi hem kendini buluyor hem de yeryüzündeki gerçek amacını ve anlamını. Herkes değil belki de ama görebilme yetisi olanlar için diyelim. Bu da ayrı bir beceri ve geliştirilebilen türden bir beceri. Neden bunu yapıyor peki? Çünkü çok yoruluyor, bu acun (dünya) onu yoruyor. Hem de ne için? Bir ev, araba ve emekli maaşı için. Peki bunları elde ettikten sonra ne olacak? Yine kendini mutlu hissettiğin o göğün altındasın. Çimlere uzanmış, elinde sevdiğin bir meyve ve senin için yaratılmış doğanın senin etrafındaki devinimini gözlemlerken, sanki yeryüzünde bir tek sen varmışçasına tadını çıkarıyorsun. Kimsecikler yok. Yalnızca doğa, hayvanlar, su ve yiyecek. Tıpkı o görkemli bahçe gibi, cennet gibi. Etrafında erinçten (huzur) başka bir şey yok. Bekleyen işler, soru soranlar, aksayan durumlar, baskı ortamı, yetişme derdi, düzeltme çabası yok. At yarışı yok. Sonunda ulaşacağın o ödüle zaten şu anda iyesin (sahipsin). Hiçbir şey düşünme. Yalnızca tadını çıkar.

Nasıl? Güzel değil mi? Kendinle başbaşa kalmak, kendini bulmak, özüne dönmek, sakinliğin içinde yüzmek, rüzgarla oynamak, yaprak hışırtılarıyla kulaklarını dinlendirmek. Orası senin. Sen nasıl bir ortamda olmak istiyorsan oraya gidebilirsin. Dağa, ormana, dere kenarına, deniz kıyısına, bir adaya. Nereye istersen gidebilirsin ve de gitmelisin. Buna gereksinimin var. Çünkü sen her şeyden önce kendinle yaşamak zorundasın. Kendine iyi bakmalısın ki bu yeryüzünde de anlamlı işler yapabilesin. İçindeki iyiliği güzelliklerle beslemelisin ki, sana iyilik buketleri yapma olanağı versin çevrende. Eğer sen kendinle ilgilenmezsen kimse ilgilenmez. Seni, senden daha iyi çözümleyecek biri yok şu yaşamda. Nereden gelip nereye gittiğini, neler yapman ve yapmaman gerektiğini bilmelisin. Bu yaşamın da ötesine gideceğini bilmelisin. İçten içe biliyorsun da ancak kulak asmıyorsun ya! Neyse. Belki kendine bu süreyi verdiğinde dinler ve kavrarsın onu da. Her şey senin için yaratılmışken bu denli hor kullanma kendini de doğayı da yaratılmış herhangi bir şeyi de.

Bırak da git hadi kendini bulacağın, mutlu hissedeceğin o yere. Döndüğünde her şey yerli yerinde seni bekliyor olacak zaten. Ama sen, belki de kendini hiç bağışlamayacaksın ileride. Bunca süreyi ne için tükettiğini anladığında. Neden en çok kendinin en iyisini bulmakla süre geçirmediğini kendine sorduğunda. Kendine hakettiğin süreyi neden vermediğini anladığında.

Durma. Değişim önce içinden başlamalı ki yaşam bulsun dışarıda. Aslında yaşam da içinde zaten. Ruhun orada. Dışarıdan gelecek hiçbir baskıya ruhunu boyun eğdirme ve kırmalarına izin verme seni. Sen, sana verilmiş olanı bulduğun an, kendini zaten aşacaksın. Çünkü sen çok değerlisin. Çünkü sen her şeyin güzeline değdiğin için evren sana sunulmuş. Hakkını ver. Hem onun hem kendinin.

Yorumlar (0)
15°
açık
Namaz Vakti 22 Ekim 2019
İmsak 05:36
Güneş 07:00
Öğle 12:38
İkindi 15:37
Akşam 18:06
Yatsı 19:25
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 8 17
2. Trabzonspor 8 15
3. Fenerbahçe 8 14
4. Başakşehir 8 14
5. Malatyaspor 8 13
6. Galatasaray 8 13
7. Sivasspor 8 12
8. Konyaspor 8 12
9. Gaziantep FK 8 11
10. Antalyaspor 8 11
11. Göztepe 8 9
12. Beşiktaş 8 9
13. Ankaragücü 8 9
14. Denizlispor 8 8
15. Kasımpaşa 8 8
16. Çaykur Rizespor 8 8
17. Gençlerbirliği 8 6
18. Kayserispor 8 4
Takımlar O P
1. Hatayspor 8 17
2. Akhisar Bld.Spor 8 16
3. Fatih Karagümrük 8 15
4. Altay 8 15
5. Ümraniye 8 14
6. Keçiörengücü 8 14
7. Balıkesirspor 8 13
8. Bursaspor 8 12
9. İstanbulspor 8 11
10. Erzurum BB 8 11
11. Adana Demirspor 8 10
12. Menemen Belediyespor 8 8
13. Adanaspor 8 7
14. Osmanlıspor 8 7
15. Altınordu 8 5
16. Boluspor 8 5
17. Giresunspor 8 5
18. Eskişehirspor 8 -5
Takımlar O P
1. Liverpool 9 25
2. Man City 9 19
3. Leicester City 9 17
4. Chelsea 9 17
5. Arsenal 9 15
6. Crystal Palace 9 14
7. Tottenham 9 12
8. Burnley 9 12
9. Sheffield United 9 12
10. Bournemouth 9 12
11. West Ham 9 12
12. Aston Villa 9 11
13. Wolverhampton 9 11
14. M. United 9 10
15. Everton 9 10
16. Brighton 9 9
17. Southampton 9 8
18. Newcastle 9 8
19. Norwich City 9 7
20. Watford 9 4
Takımlar O P
1. Barcelona 9 19
2. Real Madrid 9 18
3. Granada 9 17
4. Real Sociedad 9 16
5. Atletico Madrid 9 16
6. Sevilla 9 16
7. Villarreal 9 14
8. Athletic Bilbao 9 13
9. Getafe 9 13
10. Valencia 9 13
11. Levante 9 11
12. Real Valladolid 9 11
13. Osasuna 9 11
14. Deportivo Alaves 9 11
15. Mallorca 9 10
16. Eibar 9 9
17. Celta de Vigo 9 9
18. Real Betis 9 9
19. Espanyol 9 5
20. Leganés 9 2

Gelişmelerden Haberdar Olun

@