Ebru Oğuzhan Yeter

Ebru Oğuzhan Yeter

KADIN-ERKEK AYRIŞMADAN !!

A+A-

Bir  ‘’8 Mart  Dünya Emekçi Kadınlar günü’’ daha geldi çattı..

Asırladır, çile çeken, ezilen, emeğinin karşılığını alamayan, hor görülen, dışlanan, insanca yaşama haklarından mahrum bırakılan KADIN’ların günü  !!

8 Mart’a günler kala tüm yurtta bir telaş başladı, neredeyse her ilde çeşitli etkinlikler yapılacak.

Sanki,  kadınlarımız her gün ölmüyor, sanki kadınlarımız özgür ve mutlu, sanki kadınlarımızın bütün hakları korunuyor ve sanki 8 Mart bir öncekinden  çok daha huzurlu, daha mutlu...

Büyük bir ilimiz çağrı yapıyor  ‘’özgürlüğümüz için direniyoruz’’

‘’Bir başka hayat için 8 Mart’’ diyenler var.

Kadınları çeşitli,  şenliklere davet edenler, konserler, paneller, söyleşiler,

‘’Her gün 8 Mart’’  diye çağrı yapanlar.

Tutuklu kadınlara kart yazanlar, miting çağrısı yapanlar, yürüyüş yapmayı planlayanlar, belgeseller, basın açıklamaları...

Kimi yerlerde ise yapacakları etkinlikler için yasak konulanlar !!

Hepsi,  8 Mart 2018 Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ülkemizin çeşitli yerlerinde yapılacak olan etkinlikler.

Bu kadar dolu dolu, Coşkulu bir 8 Mart,  normal bir zamanda  olsa insana,  çağdaşlığı, özgürlüğü, demokrasiyi, eşitliği hissettirir, umut verir, yaşama sevinci verir, emekçi kadınları ve  8 Mart’ı  anlamayı öğretir.

Oysa bir yıl değil sadece bir ay geriye baktığımızda  50’ye yakın kadın öldürüldü.

Onlarca kadın ve çocuk tacize uğradı.

Yüzlerce, binlerce kadının gözyaşı hiç dinmedi.

Binlerce kadın hak, hukuk arayışı içinde.

Binlerce kadın işsiz, binlerce kadın eğitimsiz, binlerce kadın çaresiz ve binlerce kadın savunmasız.

Haklarını bilmeyen, kendini savunamayan, özgürce konuşamayan, çoğu kez seçme hakkı olmayan, sokağa çıkmaktan korkan, fikrini söylemekten ürken, en yakınları tarafından öldürülen binlerce kadın...

8 Mart’ta kadınları, çiçekle, hediyelerle bir günlük mutluluğa sığdırmaya çalışanlar ne yazık ki  yine çoğunlukla kadınlar.

Kadın dernekleri, kadın meclisleri ve çok çeşitli kadın oluşumları bu günü en renkli şekilde kutlamak için büyük bir yarış içindeler.

Aslında kadınlar olarak hepimiz  kendimize sormak zorundayız.

Eğitimde,  imam hatip dayatmaları yapılırken, ‘benim çocuğum  nasılsa özel okulda’’ diye umursamayan,

Şeker fabrikaları satılıyor derken,  ‘’olsun ben zaten şeker kullanmıyorum’’   diyen,

Ülkemizin güneyinde savaş var, gözyaşı var analar ağlıyor derken, ‘’bize kadar gelmez’’ diye düşünen,

Anayasa değişirken nelerin değişeceğini öğrenmek istemeyen,

Yurtlarda çocuklar yanarken sadece üzülmekle yetinen,

Yurtlarda çocuklar tacize, tecavüze uğrarken susup, seyreden,

Her geçen gün hakları gasp edilirken elinde kalanlarla yetinen,

İmza atmaktan çekinip, ‘’atarsam kocam elimi kırar’’  diyen,

Çocuğunu yurt dışında okutup, ‘’ülke düzelince geri gelir’’ diye hesaplar yapan biz değil miyiz ??

Sesini yükseltip, hakkını aradıkça dayak yiyen, öldürülen  yine kadın !!

Aslında hepimiz biliyoruz ki kadın cinayetlerini durdurmanın, kadına hak ettiği değeri vermenin, kadınının kimliğine saygı göstermenin, kadının güçlü olmasının tek yolu  Laik eğitim ve  Cumhuriyet devrimleridir.

Kadınların cinsiyet ayrımcılığı için değil, insan hakları için  kadın-erkek birlikte mücadele etmesi gerekmektedir.

Kadınların siyasette, yerel yönetimlerde daha çok, daha aktif görev alması zorunludur.

Cumhuriyetin kadına verdiği değeri korumak, hepimizin görevi olmalıdır.

 En önemlisi de kadın,  önce kendi gücünün farkında olmalıdır.

Bu gün Cumhuriyet devrimlerinden, ilkelerimizden uzaklaştıkça  haklarımızı  da kaybediyoruz.

Ne zaman ki Türk kadınları, kapitalizmin pembe gözlüklerini çıkarıp, Cumhuriyetle kazandıkları haklarının farkına varıp, haklarına sahip çıkarsa, demokrasi, insan hakları, ve özgürlük adına sadece kadınlar değil,  kadın-erkek ayrışmadan mücadele edilmesi gerektiğine inanırsa, işte o zaman;

‘’8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’’  gerçek anlamını kazanır ve  gerçekten kutlanır...

Kadınlara Emperyal güçlerin sözde destekleriyle değil, kendi kültürümüzle, geleneklerimizle öğrendiğimiz,  gerçek değeri verelim  ve  bilelim ki kadın yaşamın ta kendisidir.

Türk kadını egemenliğini, özgürlüğünü Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ten almıştır.

Bu haklarını elinden almaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

emekci-kadinlar.jpgemekci-kadinlar-001.jpgemekci-kadinlar3.jpg

Bu yazı toplam 1421 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Lütfen Ad ve Soyad yazınız.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.