• BIST 90.375
  • Altın 214,894
  • Dolar 5,3817
  • Euro 6,1046
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 10 °C
  • İzmir 14 °C

Karizmatik Liderlik

Mustafa Furkan Yılmaz

Güç ve otoriteyi elinde tutma ve koruma mücadelesi her toplumun ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün birçok insanın iktidar nosyonundan dem vurmasının nedeni onun toplum için çok önemli olmasından kaynaklanmaktadır. Gücün incelenmesi bu anlamda sosyoloji için büyük bir önem taşır. Bir hiyerarşik ilişki sistemi oluşturan ve insanları seve seve itaat etmeye sevk eden iktidar kavramını, salt yasal modeller temelinde düşünerek “iktidarı meşru kılan nedir?” sorusuyla, belki de daha üst bir başlıkla “devlet nedir?” temelinde bir soruyla incelemek yerine, özne sorununu ele alıp onun nasıl nesneleştirildiğini tetkik etmek gerekebilir. Foucault’ya göre bu böyledir ve özneden hareketle bir iktidar incelemesi yapmak daha mantıklıdır. Yani iktidar teorisini inşa etmenin ve analitik bir çalışmanın temeli olarak kullanabilmenin yolu onu kavramsallaştırma ve nesneleştirmedir. (Foucault, 2014: 59)

Üç Tip İktidar Tipolojisi

Peki iktidar nasıl işler? Bireyler başkaları üzerinde iktidar uyguladıklarında ne olur? İktidar ilişkilerini nasıl analiz etmek gerekir ve otorite karşısında konumlanan direniş biçimlerine iktidarın tahakküm etme biçimi nasıl gerçekleşmektedir? Foucault’nun kullandığı iktidar modeli klasik siyaset felsefelerinin kullandığı modelden radikal biçimde farklı olduğundan ve öznenin deneyimlerinin iktidar ile ilişkilenmesinden hareket ettiğinden, onun zaten sorun olarak gördüğü iktidar kavramını ele alış biçimi, modern özne-postmodern bireyin bilgisinin kavramsallaştırılmasından yola çıkmaktadır. O, öznel bilgiyi daima iktidar ilişkileri içinde açıklamaktadır. Öznenin bilgisine duyulan güven bir lidere, bir otoriteye, bir merkeze yol açabilmekte ve özneye bir başına anlam yüklemektedir. (Foucault, 2001:15) Bu yüzdendir ki aradığımız iktidar tanımını onda göremeyiz ancak iktidar tanımıyla ve özellikle de karizmatik liderlikle ilgili aradığımız soruların cevaplarını Weber’de görürüz. O, karizma terimini karizmatik yetki şeklinde kullanmıştır. Weber’e göre bir iktidarın işleyişine ve meşruluğuna dair tipoloji üç temel başlıkta incelenir. Karizma, gelenek ve ussal-yasal yani geleneğin değil aklın ürünü olan hukuk. (Vergin, 2003: 63)

İktidarın işleyişi, geleneksel toplumlarda yöneticilerin ayrıcalıklarını devlet çalışanları ve seçkinler aleyhine genişletmeye çalışmaları yönünde gerçekleşir. İktidar sahipleri bunu adam kayırma, kendinden olana daha üstün pozisyon kazandırma ve her türlü kademede kendine sadık insanlar yetiştirme yoluyla yapmaya çalışırlar. Bu durum karizmatik lider etkin olduğunda geleneksel egemenlik kurularak bir süre daha devam eder. Buradaki bir süre söz öbeği, zamanı ifade etmesi açısından önemlidir Ancak zaman, rasyonel hukuki egemenliğe giden sürecin önünü açmazsa meşruluk krizi oluşur, sistem tıkanır ve insanlar yeniden bir karizmatik lider arayışına girebilir. Meşruluk krizleri aşılma yönüne doğru girer ise de karizmatik liderin rutinleşmesi durumu ortaya çıkabilir. Ancak her durumda kaçınılmaz sonuç, iki ihtimale; karizmatik otoritenin geleneksel veya rasyonel-hukuki otoriteye dönüşmesi ihtimallerine evrilir. (Turner, 2010: 238)

Weber Geleneksel yetkiyi, kişisel ve doğuştan kazanılan statüye dayanan bir yetki olarak açıklamış, bu yetkiye sahip kişinin emirlerine, geleneklerle örtüştüğü sürece itaat edileceğini belirtmiştir. Kadim kültürün esas olduğu eski Türk devlet yapılanmasında Cumhuriyet’e gelinceye kadar, kut ve töre anlayışı hâkimdir ve bu durum hâkimiyetin Tanrı’dan alındığı bir geleneksel otoriteyi temsil etmesi açısından önemlidir. Eski Türklerden beri iktidar olgusunun hem özü hem de en önemli niteliği zor kullanma tekeline sahip olmasıdır. Weber'e göre karizmatik yetki de kişisel bir yetki tipi olmakla beraber, elde ediliş biçimi açısından geleneksel otoriteden farklılaşmaktadır. Karizmatik yetki, lidere yönelik kişisel bağlılıkla ortaya çıkar. İzleyicileri karizmatik liderin insanüstü bir kişi olduğuna ya da en azından istisnaî güçlere sahip olduğuna inanırlar ve milyonlarca kişi dahi olsalar coşku içinde, heyecanla tek yürekle itaat ederler. Bu güçlerin, izleyicilerin yararına olacak biçimde lider tarafından sık sık sergilenmesi gerekir. Lider ile izleyiciler arasında duygusal bağlar bulunduğundan karizmatik otorite, meşruluğunu yasalardan, pozisyonlardan, geleneklerden değil de, liderin örnek alınan karakteristiğine duyulan güvenden almaktadır. Karizma sahibi kimseler sıradan insanlardan ayrı tutulmaktadır, doğuştan sahip olunan doğaüstü,  mistik veya sıra dışı güç ve özelliklere sahiptirler. Geleneksel kaynaklara dayanan otorite ise atalardan kalma geleneklerin kutsallığına ve geçerliliğine ilişkin bir çeşit inanç sistemidir. Bu bakımdan geleneksel otorite tipi mevcutla kopuşu temsil eden karizmatik otoriteden zıtlık içermektedir. Geleneksel otorite muhafaza etme konusunda zorluklar ile kendi içinde çatışmaya dönüşme riski bulunan çelişkiler içerir. (Vergin, 2003: 67)

Geçmişten Günümüze Türkiye'de Durum

Türk milletini Osmanlı’da ve eski Türk tarihi geçmişinde geleneksel otorite olarak ele almak çoğunlukla mümkündür. Köklü ve uzun devlet tecrübesi Türk milletine çok şey öğretmişse de demokrasi denen modern ve Batılı kavramı, doğduğu topraklardaki anlamıyla içselleşmeyi öğretememiştir. Yine de Cumhuriyete geçiş devri Atatürk’ün karizmatik liderliğinde duraklama ve gerileme devrinin acı tecrübelerinden ders alındığı bir devredir. Geleneksel otorite artık cumhuriyetle birlikte karizmatik otoriteye dönüşmektedir. İktidarın parlamenter sisteme dayandığı çok parti devrine geçişle bu ilerleme yönünde kocaman bir adım daha atılmış olduğu söylenebilir. Avrupa birçok ülkesiyle parlamenter sistemle ve Amerika da Başkanlık sistemi ile yönetilirken bu ülkeler kendi tecrübelerinden hareketle iktidar fenomenlerini oturmuşlardır.

Günümüz Türkiye’si ise, yakın geçmişinden itibaren çok partili hayata geçerek parlamenter sistemin meşruiyetini ve iktidar-muktedir tartışmasını hep yaşamıştır. Nihayetinde de kendine has bir Başkanlık sistemini inşa ederek Cumhurbaşkanının karizmatik liderliği etrafında örgütlenmiş ve 2017 yılında yapılan Başkanlık Sistemi referandum sürecini geride bırakmıştır. Bu anlamda Türkiye’nin de kendi nesnel tecrübesi ile bir sistem inşasını ele alması ve yeni bir deneme sürecini başlatması önemlidir. Çünkü meşru iktidardan (ve demokrasiden) söz edilecek olursa Batılı manada bir iktidar biçiminden söz etmek bu topraklarda hiçbir zaman zaten mümkün olmamaktadır.

Weber’in de ifade ettiği hususla Türkiye’nin bundan sonraki yaşayacağı süreç karizmatik lider etrafında rasyonel hukuki egemenliğe giderse bu yeni ve en azından Türk Tipi Başkanlık denilip üretilen sistem başarıya ulaşacak ve yasal-ussal otorite tipi gerçekleşmiş olacaktır. Ancak karizmanın rutinleşmesi durumu hâsıl olur da süreç geleneksel egemenliğe giderse kısa süreli, kısa ömürlü bir otorite tipi ve iktidar denemesi olarak tarihe geçecek ve karizmatik otorite istikrarsızlığa neden olarak tarihteki yerini alacaktır. Zira tarihteki birçok örnek göstermiştir ki, kamu vicdanında kabul görmeyen salt güce dayanan iktidarlar uzun süre ayakta kalamazlar (Weber, 2006: 110) Bu yüzden Türkiye’nin 2019 yılı ile başlayan yeni süreçten sonra ilerlemesini yasal-ussal yöne ilerletmesi gerekmektedir.       

Bu deneme, FOUCAULT’DAKİ OTORİTE KAVRAMININ WEBER’DEKİ KARİZMATİK LİDERLİK İLE İLİŞKİLENDİRİLMESİ VE BU KAVRAMLARIN TÜRKİYE’NİN SON DÖNEM REEL-POLİTİĞİNE ETKİSİ adıyla Kırıkkale Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalında yüksek lisans ders dönem ödevi olarak sunulmuştur. 

KAYNAKÇA

Foucault, M. (2001), Yapısalcılık ve Postyapısalcılık. (Çev. Ümit Umaç - Ali Utku). İstanbul: Birey Yayıncılık.

Foucault, M. (2014), Özne ve İktidar. (Çev. Işık Ergüden – Osman Akınhay). İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Kara, İ. (2014), Şeyhefendinin Rüyasındaki Türkiye. İstanbul: Dergâh Yayınları..

Kılınç, Tanıl (1996), "Liderlikte Durumsallığın Ötesi (II) Karizmatik Liderlik Yaklaşımı", İ.Ü.İşletme Fakültesi Dergisi, C.2S, S.2

Turner, J, H. Beeghley,L., Powers C. (2010), Sosyolojik Teorinin Oluşumu (Çev.Ümit Tatlıcan) İstanbul: Sentez Yayıncılık.

Vergin N. (2015), Siyasetin Sosyolojisi. İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık.

Weber, M. (2006), Sosyoloji yazıları. (Çev. T. Parla). İstanbul: İletişim Yayınları.

Bu yazı toplam 1473 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Haberler Ankara | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 545 221 98 97 | Faks : 0 850 303 80 36 | Haber Scripti: CM Bilişim