Kamu Görevlileri İçin Seçim Yasaklarının Önemi

Kamu Görevlileri İçin Seçim Yasaklarının Önemi

Giriş

Demokratik sistemin vazgeçilmez unsuru seçimlerdir. Yapılan seçimlerle, millet iradesi yönetime katılmakta ve kendisini temsil edecek makamları oluşturmaktadır. Bu açıdan “katılım” ve “temsil” unsurlarının iyi uygulandığı seçimler, çağdaş demokrasilerin olmazsa olmadır.

Seçim sürecinde, siyasi partilerin sayıca çok olması ve iktidar için adil bir ortamda rekabet etmesi, demokrasinin de gelişmesine katkı sağlamaktadır. Dolayısıyla, seçim süreçlerinin adil geçmesi, demokrasinin gelişmesini sağlamakla birlikte, yönetimin denetlenmesini işlevini de yerine getirmektedir.

Seçim sonuçlarının toplum hayatında bu kadar önemli rol oynaması, ölçülebilir, karşılaştırılabilir, rakamsal sonuçlar üretmesinden de kaynaklanmaktadır. Her bir sonuç, her bir tarafa, belki kabulü zor mesajlar verebilmektedir. Söz konusu mesajlar, iktidarda olan kadar iktidar amacı taşıyana yönelik de olabilmektedir.

Bu yazımızda, seçim sürecinin adil olmasını etkileyen önemli bir sorunu tartışacağız. Kamu görevlilerine yönelik, seçim yasakları ve bu yasaklara uymamanın sonuçları. Bunu tartışmamızın nedeni, farklı mevzuat düzenlemeleri ile bu konuda oldukça fazla kural konulmasına karşın, çoğu kamu görevlisinin bu düzenlemelere ilişkin yeterli bilgiye sahip olmaması dolayısıyla, ciddi risk aldığını düşünmemizdir.

Öncelikle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında konuyu tartışılıp, seçimlere ilişkin temel düzenlemeler çerçevesinde konuyu ayrıntılandıracağım.

1. Devlet Memurları Açısından Seçim Yasakları ve Yasaklara Uymamanın Yaptırımları

657 sayılı Kanun'un Tarafsızlık ve devlete bağlılık başlıklı 7'nci maddesinde; "Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar" hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanun'un 125/D maddesinde kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiiller arasında herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak fiili sayılmıştır. Yine bu kanunun 125/E maddesinde, devlet memurluğundan çıkarma fiilleri arasında; ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak, yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek, siyasi partiye girmek, siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek fiilleri sayılmıştır.[1]

Danıştay 12. Dairesi'nin 08.12.2015 tarihli ve Esas : 2012/5570, Karar : 2015/6613 No'lu kararında; Dava konusu işleme dayanak maddede yer alan "fiilen faaliyet" ibaresinden hareketle, yasa koyucunun bir toplantıya katılmanın ötesinde bir takım faaliyetleri cezalandırmayı amaçladığı sonucuna ulaşıldığından, salt siyasi parti toplantısına katılma eyleminin 657 sayılı Kanun'un 125/D-(o) maddesi kapsamında değerlendirilmesine hukuken OLANAK BULUNMAMAKTADIR. Nitekim Danıştay Onikinci Dairesi'nin 25.03.2014 tarihli ve E:2011/2492, K:2014/1959 sayılı kararı da BU YÖNDEDİR" ifadesine yer verilmiştir.

657 sayılı Kanun’un 125.maddesinin “E” bendinde ise “Devlet memurluğundan çıkarma” cezasına neden olabilecek fiiller arasında; “c) Siyasi partiye girmek” de sayılmıştır. Dolayısıyla, siyasi partiye üye olmak, devlet memurluğundan çıkarmayı gerektirmektedir.

Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(b) maddesinde; "Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

Danıştay’ın verdiği bir kararda aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:

“…Netice olarak; soruşturma raporu eki tanık öğrenci beyanlarının davacı öğretmen S.K'nın okul bahçesinde siyasi propaganda içeren broşürleri dağıttığı yolunda olduğu, davacı öğretmenin de kendi ifadesinde bunu kabul ettiği ve kantin işletmesi personelinin de doğruladığı görülmüştür.

Dava dosyasında yer alan soruşturma dosyası, tanık ifadeleri ve davacının kendi beyanlarının incelenmesinden üzerine atılı disiplin suçunun sübut bulduğu sonucuna varıldığından eylemine uyan disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.”[2]

Yukarıda yer verilen mevzuat ve yargı içtihatları kapsamında, devlet memurlarının siyasi faaliyetlerde bulunması ve siyasi partiye üye olmaları, meslekleri için oldukça önemli bir risk olarak karşımıza çıkmaktadır.

2. Seçimlere İlişkin Düzenlemelerde Kamu Görevlilerinin Sorumlulukları

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile seçimlere yönelik önemli kurallar konulmuştur. Söz konusu Kanun İncelendiğinde aşağıdaki yasakların kamu görevlileri için bilinmesi ve dikkat edilmesi yerinde olacaktır:

Siyasi partiler ve adayların, bu fıkrada belirtilenler dışında herhangi bir hediye ve eşantiyon dağıtmaları, dağıttırmaları veya bunların üçüncü şahıslar ya da kurum ve kuruluşlar aracılığı ile dağıtılması yasaktır.” (298 S.K. Propaganda amaçlı yayın ve malzeme dağıtma – Madde:57)

Yukarıda yazılı olanların, 5830 sayılı kanunda yazılı yasak hükümleri saklı kalmak üzere seçim süresince:

a) Siyasi partilere veya adaylara her ne nam ile olursa olsun bağış ve yardımlarda bulunmaları,

b) Memur ve hizmetlileriyle her türlü araç ve gereç ve imkanlarını siyasi bir partinin veya adayın emrinde veya her hangi bir siyasi faaliyette çalıştırmaları, kullanmaları veya kullandırmaları yasaktır.

Birinci fıkrada yazılı olanlarla, Bankalar Kanununa tabi teşekküllerin, siyasi bir partinin lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyuna tesir etmek maksadiyle her türlü yayınlarda bulunmaları yasaktır.

Daha önce basılmış ve yayınlanmış ve yukarı ki fıkradaki mahiyeti taşıyan her türlü kitap, broşür, afiş ve bunlara benzer yayınlar da aynı hükme tabidir. (298 S.K. Seçim süresince yapılamayacak işler: – Madde: 63)

Yukarıda yer verilen yasak fiiller dışında, sandık başında görev alan memurlar açısından da yasak fiil ve davranışlar da 298 sayılı Kanun’da sayılmıştır.

“1. Her kim, sandık başında seçmenlerin imzalarını koydukları sandık seçmen listesine gelmeyenler adına sahte imza atmak, mühür koymak veya parmak basmak gibi hileli bir hareket ile sandığa oy atar veya attırır ise üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.

2. Bu fiil sandık başkan ve üyeleri ile resmi memurlar tarafından işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkrada yazılı cezaya yarısı eklenerek hükmolunur.

3. Her kim, herhangi bir şekilde seçimin neticesini tağyir eder veya ettirir veya seçim tutanaklarını tamamen veya kısmen sahte olarak tanzim veya tahrif eder veya ettirirse, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

4. Yukarıdaki fıkrada yazılı fiil ve hareketler, kurul başkan ve üyeleri ve resmi memurlar tarafından işlendiği takdirde haklarında verilecek ceza beş yıldan on yıla kadar hapistir.

5. (Mülga birinci paragraf: 13/3/2008-5749/15 md.)

Her kim, kurulları, üçüncü fıkrada yazılı fiilleri işlemeye, herhangi bir suretle icbar ederse üçüncü fıkrada yazılı ceza üçte birden yarıya kadar artırılarak hükmolunur.

Eğer bu fiil kurul mensuplarına herhangi bir suretle menfaat temini veya vaadi suretiyle meydana gelmiş ise, kurul mensuplarıyla menfaat temin veya vadedenler hakkında dördüncü fıkrada yazılı ceza üçte birden yarısına kadar eklenerek hükmolunur.” “298 S.K. Oy Verme Sonucuna Tesir Edecek Haller Madde: 164)

Yukarıda yer verilen düzenleme yanında, itirazları ve şikayetleri kabul etmemek gibi fiiller de anılan Kanun’da yer almaktadır.

3. Basın, İletişim Araçları ve İnternette Propaganda

Hızla gelişen teknoloji iletişim araçları da değiştirmektedir. Bu değişim, seçim sürecini de etkilemektedir. 298 sayılı Kanun’da 5980 sayılı Kanun’un 5.maddesi ile yapılan değişiklik ile aşağıdaki kurallar yürürlüğe girmiştir:

Diğer taraftan, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun abonelik sözleşmeleri başlıklı 50.maddesinin 5. Fıkrasında aşağıdaki hükümlere yer verilmiştir:

“İşletmeciler tarafından, sundukları hizmetlere ilişkin olarak abone ve kullanıcılarla, önceden izinleri alınmaksızın otomatik arama makineleri, fakslar, elektronik posta, kısa mesaj gibi elektronik haberleşme vasıtalarının kullanılması suretiyle pazarlama veya cinsel içerik iletimi gibi maksatlarla haberleşme yapılamaz. İşletmeciler[3], sundukları hizmetlere ilişkin olarak abone ve kullanıcılarıyla siyasi propaganda içerikli haberleşme yapamazlar.”

Bazı hizmetlerin duyurulmasına ilişkin ise anılan Kanun’un 50.maddesinin 6. Ve 7. Maddelerine uyulması önem arz etmektedir:

“(6) İşletmeciler tarafından, abone ve kullanıcıların iletişim bilgilerinin bir mal ya da hizmetin sağlanması sırasında, bu tür haberleşmenin yapılacağına dair bilgilendirilerek ve reddetme imkânı sağlanarak edinilmiş olması hâlinde, abone ve kullanıcılarla önceden izin alınmaksızın aynı veya benzer mal ya da hizmetlerle ilgili pazarlama, tanıtım, değişiklik ve bakım hizmetleri için haberleşme yapılabilir.

(7) Abone ve kullanıcılara, bu tür haberleşme yapılmasını reddetme ve verdikleri izni geri alma hakkı kolay ve ücretsiz bir şekilde sağlanır.”

4. Sonuç

Seçimlerin amacı, “temsil” ve “katılım” sağlayarak, demokratik düzenin ve yönetimin rekabet ortamında oluşmasına aracılık etmesidir. Bu süreçte, kamu görevlilerinin sorumlulukları bulunmaktadır. Farklı mevzuat düzenlemelerinde yer alan, bu sorumluluklara uyulmaması ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla, siyasi propaganda yasağına uyulması ve siyasi faaliyetlerden kaçınılması yerinde olacaktır.

Sosyal medya kullanımının yaygınlaşması ve siyasi propagandanın tanımlanmasındaki güçlükler nedeniyle, bu alandaki düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesine ihtiyaç bulunduğu açıktır.

[1] “Memurlar evet veya hayır paylaşımları yapabilir mi?” memurlar.net - memurlar-evet-veya-hayir-paylasimlari-yapabilir.

[2] T.C Danıştay 12. Daire Başkanlığı Esas No. 2016/7154 Karar No. 2017/256 Karar Tarihi. 09.02.2017

[3] İşletmeciler, 5809 sayılı Kanun’da şu şekilde tanımlanmıştır: “Yetkilendirme çerçevesinde elektronik haberleşme hizmeti sunan ve/veya elektronik haberleşme şebekesi sağlayan ve alt yapısını işleten şirketi”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Taner Eraslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (312) 995 05 01
Reklam bilgi

Anket Ankaragücü Yılın Başarılı Futbolcusunu Taraftar oylarıyla belirliyoruz.