OSMANLI'DAN GÜNÜMÜZE YEREL YÖNETİMLER !!

Osmanlı Devleti merkeziyetçi ama, aslında yerinden yönetime de ağırlık veren bir devletti. O dönemde, örneğin yerel işler, yerel hizmetler halkın kendisi, esnaf ve zanaatkârlar tarafından ortaklaşa yürütülüyordu. Çok büyük olmayan yerel hizmetleri halk, kendi kendine gerçekleştiriyordu. Alt yapı hizmetlerinden diğer denetim noktalarına kadar bir çok hizmet ise, KADI tarafından planlanmakta ve denetlenmekteydi.

Modern anlamda belediyecilik sistemi Osmanlı’da oluşmadı. Bunun en önemli nedeni, Osmanlı’da bu tür hizmetlerin Vakıflar tarafından yerine getirilmesiydi. Vakıflar, Osmanlı’da yerel hizmetlerin görülmesinde çok önemli görevler üstlenmişlerdi.

Osmanlı’da günlük yerel hizmetler halk ve vakıflar tarafından karşılanırken, İmarethaneler, içme suyu şebekeleri gibi bir takım kurumlar ise sadece vakıflar tarafından yönetiliyordu.

Ticaret ve sanayinin gelişmesiyle birlikte, bu faaliyetleri gerçekleştirmek için buraya gelen insanların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik düzenli bir sistem yoktu. Bu yüzden zamanla belediyelerin kurulmasına ihtiyaç duyuldu.

O dönem de Batı’ya gönderilen aydınların, orada gördükleri belediye modelleri üzerinde çalışıldı. Özellikle, Fransa’ya giden aydınlarımız, Fransa’daki modern belediyecilik anlayışını örnek aldılar. Yerel hizmetlerin, kamu hizmetlerinin belediyeler tarafından verildiğini bu modelin uygulanmasını önerdiler ve bu öneri Padişah ratafından kabul edildi.

Böylece, 1855 yılında Galata’da ilk belediye kuruludu ve 6. Daire-i Belediye ismi verildi.

İstanbul’da, Galata semtinde olmasının nedeni, Galata’da ticaret ve sanayiinin daha fazla gelişmiş, yabancı ülkelerden gelen insanların çok sık uğradıkları bir yer olmasıydı. Yerel hizmetlerin hayata geçmesi için kurulan bu yönetimler çok başaralı olamadı. Çünkü Osmanlı, yerel grupların kendi kararlarını verme yeteneğine sahip değildi. Yerel Demokrasi fikri oluşmadığı için de bunun devamı gelmedi, dolayısıyla bu yapı benimsenemedi ve Osmanlı’da yerel yönetimler çok fazla ilgi görmedi.

Kurtuluş Savaşı sonrasında Türkiye, Osmanlı Devleti’nden 389 belediye devralmıştır. Yeni devletin temellerinin atıldığı bu dönem de, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal eden belediyelerin 20 tanesinde düzenli içme suyu, 4 tanesinde elektrik tesisatı, 17 tanesinde mezbaha, 7 tanesinde spor alanı, 29’ unda park ve bahçe, 90 tanesinde de düzenli pazaryeri saptanabilmiştir. Dolayısıyla düzenli bir alt yapının varlığından bu dönemin belediyeleri açısından söz etmek mümkün değildir.

Osmanlı’dan sonra bugünkü yerel yönetimlere baktığımızda

Yerel Yönetim, belediye sınırları içerisinde yaşayan insanların, ortak ihtiyaçlarını karşılamak, yaşam kalitelerini arttırmak, genel olarak halkın refahını sağlamak amacıyla kurulmuş ve demokratik bir seçimle iş başına gelen tüzel kişiliklerdir.

Olması gereken, seçimle gelen bu yönetimlerin, bir daha ki döneme kadar devam edip etmeyeceğine o bölge halkının yine seçimle karar vermesidir. Bu yönetimlerde oy veren halkın, yine kendilerinin doğrudan katılımlarıyla kendi sorunlarını demokratikçe dile getirebilmeleridir. Yerel yönetimlerin başına geçen kişilerin, bu aşamalardan sonra ülke yönetiminde görev almak için buraları bir basamak olarak gördüklerini düşünürsek, sadece basit bir belediye seçimi diye bakmadan, oy veren yerel halkın, belediye başkanı seçerken o kişinin, yarın başbakan, hatta Cumhurbaşkanı olabileceğini düşünerek, seçim yapması gerekmektedir.

Yerel yönetimlerde oy verirken, kişisel ve günü birlik hesaplar peşinde olmadan, ülkenin geleceğine yatırım yapıldığının farkında olarak karar verilmelidir.

Bugün bir çok yerel yönetim, halk’tan uzak, kent konseylerinin işlevinin pasifleştirildiği, kişiye göre hizmet veren bir anlayış ile yürütülmektedir. Yerel yönetimlerin seçim döneminde ki usulsüzlükleri, işbirliği yaptıkları kişi ve kurumlar ortaya çıktıkça adil bir yönetim beklenmesi imkansız hale geliyor.

Belediyecilik anlayışı her ilde, ilçe de benzer şekillerde sürüp gitmektedir. Yeni göreve gelen yönetimin ilk işi, önceki belediyenin yaptığı yolları, kaldırımları söküp yeniden yapmak, önce ki yönetimin işe aldığı kişileri işten çıkarıp, kendi adamlarını almak, önceki yönetimin başladığı, tamamlanmayan ancak halk için önemli olduğu bilinen yatırımları atıl bırakmak, yapılan yolları söküp yeniden yapmak, Kentin merkezinde, en güzel yerinde yetişmiş ağaçları yok edip, kaderine terk edilen spor alanları, kullanılmayan ağaçsız parklar yapmak, seçim döneminde kaçak yapılara izin verip, kazanınca yıkmak diye sıralamak mümkün.

Elbette görevini dürüstçe, adilce yapan yerelyönetimler de var. Bugün geldiğimiz noktada halk, kendi yerel yönetimlerini seçerken, ne yazık ki yöneticilik vasfına sahip olan, ve kendini yönetecek yetenekte ki kişilere değil, partilere göre oy kullanmak ta, ya da kullanması yönünde zorlanmaktadır.

Yöneticilik yeteneğinin olup olmadığına bakmadan, büyük bir öz güvenle bu göreve aday olan, bir şekilde göreve gelen/getirilen yerel yöneticilerin bu makamı hakedip etmediklerini iş işten geçtikten sonra anlayabildiyoruz. Bu şekilde çok sayıda seçim dönemini geride bıraktık.

Her yerel seçim döneminde aynı hatayı yapmaktan da geri kalmadık.

Yerel yönetimlerde, yönetim karar organları halk tarafından seçimle oluşturulmalıdır.

Merkezi hükümet dışında, alt bir yönetim düzeyi oluşturulmalıdır.

Halkın denetimine açık olmalıdır.

Yetki ve sorumlulukları, anayasal olarak belirlenmiştir.

Kendi kendini yönetme ilkesine göre yönetilmelidir.

Yerel yönetimlerde, halkın bilgilendirilmesi, dahil edilmesi ve tartışmalara açık olması gerekmektedir.

Halka açık toplantılar yapılmalıdır.

Belediye meclis toplantılartına halkın katılımı sağlanmalıdır.

Danışma kurulları halkla iç içe halkın gönüllü katılımı ile yapılmalıdır.

Halkın seçtiği yerel yönetimleri yine halkın oyları görevden almalıdır.

Geçtiğimiz günlerde, seçimle göreve gelen/getirilen belediye başkanlarının görevden alınmalarıyla birlikte, yerel yönetim seçimlerinde yönetici olacak kişinin yeteneklerinin, kişilik özelliklerinin, demokrasi anlayışının, insan ilişkilerinin, tarafsızlığının, ilkeli davranması gerektiğinin, dürüstlüğün, halka hizmetin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık. Bundan sonraki yerel seçimlerde oy vereceğimiz kişilerin, sadece ilçenin değil, ülkenin geleceğinde de etkili olabileceğini gözönünde bulundurmak zorundayız.

Kaynak: akademikperspektif.com/2015/02/19/osmanlidan-gunumuze-yerel-yonetimler-uzerine

Doç. Dr. Özcan Sezer

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru Oğuzhan Yeter - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alfa Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alfa Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (312) 995 05 01
Reklam bilgi

Anket Ankaragücü Yılın Başarılı Futbolcusunu Taraftar oylarıyla belirliyoruz.