KORKUYOR MUYUZ? TABİ Kİ HAYIR !!

''Yeni Anayasa'' çalışmasını Evet-Hayır yarışına döndürdükleri yetmiyormuş gibi, eşit olmadığımız şartlarda mücadele ediyoruz.

Hukuk’un siyasete çekilmek istendiğini, ama asıl meselenin siyasiolduğunu da biliyoruz.

Yapılmak istenen Anayasa ile neler olacağını, ülkenin her kesiminde, konuşan, anlatan, yazıyla, görselle görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan Evet’çilerle, Hayır’cılar karşı karşıya getiriliyor.

Adil bir ortam olsa, aklı başında tarafsız bir şekilde anlatılsa ve halk gerçekten ne istediğine karar verse zaten sorun olmayacak ama bu bir dayatma ile yapılmaya çalışılıyor.

Korku dağları öylesine aşmış durumda ki, Hayır’ı normal bir cümlede dahi kullanamıyorlar.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr.Metin Feyzioğluve Prof. Dr.Süheyl Batum uzun zamandır yurdun dörtbir yanında halkı bilgilendirmek için çalışıyorlar. Hukukçuların bu mücadelesi elbette çok önemli ve çok gerekli. Halkın güven duyduğu, halkın lider olarak gördüğü bu kişilerin siyaset üstü çabaları halka umut vermektedir. Fethiye’de yapacakları söyleşi için Muğla Barosu’nun girişimiyle ( ne yazık ki burada bulunan Demokratik Kitle Örgütleriyle herhangi bir bağlantıya geçmeden) yapılan çalışmada Fethiye Devlet Su İşleri’yle toplantı salonu kullanılmak üzere anlaşma yapılmış, parası ödenmişve duyurular yapılmış ancak;

Adının başında "devlet" olan ‘’Devlet Su İşleri’’ söyleşi için kabul ettiği salon kiralama olayını söyleşiye saatler kala iptal etmiştir. Fethiye Belediyesi’nin sağ duyulu ve vatansever duruşuyla söyleşi Belediye Kültür salonunda eksikorganizasyona rağmen muhteşem bir kalabalıkla gerçekleşti. Halk umutlu, halk demokrasiye inanıyor, halk adalete güveniyor, halk ulus bilincine göre davranıyor. Köylüsü, kentlisi, işçisi, memuru, kadını, erkeği yüzlerce insan büyük bir umutla koştu geldi.Birlik oldu, sen-ben demeden VATAN demek gerektiğini bir kere daha gösterdi.

Devletin kurumu ise halka değil, daha şimdiden bir oluşuma hizmet etmektedir.

Toplum olarak öyle imkansız olaylara alıştırıldık ki, haber sunucusu işini yapamıyor, sanatçı sanat yapamıyor, hakim kalem kıramıyor, üniversiteler konuşamıyor, hakem kırmızı kart gösteremiyor, öğrenci fikrini söyleyemiyor, şehit anası konuşamıyor, gazeteci haber yapamıyor, yazar yazdığı kitabı satamıyor ve bizi yönetenler, herkes için anayasa yapacaklarını söyleyemiyorlar.

Şartlarımız eşit değil çünkü korkuyorlar.

Toplumun önünde olan, halka hizmet eden yürekleri suturarak halkı da sindirmeye, korkutmaya çalışıyorlar.

Biz hep birlikte Türk Milletiyiz.

Türk milleti birbirine düşman olmaz, vatan söz konusu olunca çığ gibi büyür.

Türk milleti, zorbaya, dayatmaya,ve bölünmeye boyuneğmez. Hür yaşanmışlığından asla vazgeçemez.

Bu topraklarda devletini ve milletini canından çok seven, ülkesi ve bağımsızlığı için gözünü kırpmadan ölüme gidecek olan milyonlarız.

Ne iktidarın gücü, ne siyasilerin tehdidi, ne verilen hibeler ne de yaptıkları engellemeler Hayır dememize engel olmayacaktır.

Farklı düşünen, her etnik kökenden, her inançtan, her siyasi görüşten Türk Milletiyiz biz, Hayır’da hayır olacağını biliyoruz.

Milleti bilgilendirmek için yollara düşen; il, ilçe, köy demeden dolaşan emek veren, canını ortaya koyan bu vatanın cesur yüreklerini susturmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Henüz satamadıkları devletin kurumları kimsenin özel mülkü değildir, kimsenin düşüncesine göre hizmet veremezler, millete ait olana engel koymaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Halkın gücü herşeyin üstündedir.

İçeriğini sinsice sakladıklarıbu anayasayı kabul etmeyen, hayır diyen milyonları, terörist yerine koymak hiç kimsenin haddine değildir.

Boyun eğmek zorunda bıraktıklarıinsanlar, mecbur edilentopluluklar, sisteme kurban edilen vatandaşlar, evetçiler-hayırcılar hepimiz bu toprakların evlatlarıyız. Hepimiz için önce vatanımızın bütünlüğü, bağımsızlığı önemlidir. Biz birlikte güçlüyüz, biz birlikte Türk Milletiyiz.

Türk milleti egemenliğine sahip çıkacaktır.

Türk milleti kimsenin, önünde eğilmeyecektir.

Türk milleti vatanını sevenlerle yanyanadır.

Korkuyormuyuz? Tabi ki HAYIR !!

Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru Oğuzhan Yeter - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (312) 995 05 01
Reklam bilgi

Anket Ankaragücü Yılın Başarılı Futbolcusunu Taraftar oylarıyla belirliyoruz.