TAŞERONLAŞAN SİYASET !!

Ülkemizin içinde bulunduğu durumu doğru algılamakiçin,tarihimizi ve yakın geçmişimizi çok iyi anlamalı,bu dönemleri anlatan yazarları doğru takip etmeliyiz.Bugün Ülkemizde Milli sermaye üretiminin taşeronluğa yönelmiş olması siyasetin yönetimindeki hedeflerin de taşeronlara devredilmesi süreciyle paralel yürümektedir.

Geldiğimiz noktada, ne koalisyon çalışmaları,ne de erken seçim senaryoları bizibarış ortamına,götürmeyecektir.

Kökten çözülmesi ve Milletçe el atmamız gereken daha önemli sorunlarımız var.İnsanlar umutlarını güçlü tutmaktadır. Bunun sebebi de bizi yöneten Hükümetindeğil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sağlam temeller üzerine kurulmuş olmasıdır.

Ülkemizin üzerindeki kirlieller bizi bölmeye,yıkmaya ve parçalamaya devam etmektedir.

Bir vatandaş olarak gördüklerim, bu yönetimde özelleştirmelerin, yoksulluğun, kadın cinayetlerinin, hukuksuzluğun ve yolsuzlukların tavan yapmış olduğudur.

Ne vatanın tam bağımsızlığı, ne yanıbaşımızdaki insanların çoluk çocuk katledilmesi, ne polislerimizin, askerlerimizin alçakça şehit edilmesi, ne sönen ocaklar,ne ağlayan analar, ne yanan yürekler, ne seçmenin beklentisi, ne de ekonomik kriz konuşulmuyor.Varsa,yoksa iktidarda kalma çabası.

Ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK, tam bağımsızlık için ilk adımı Samsundan attığında, Millet yoksul, yorgun imkansızlıklar içinde ve umutsuzdu.

Ancak Atatürk'ü güçlendiren tek şey tüm bu olumsuzluklara rağmen Milletin azimli ve inançlı olmasıydı. Gereken tek şey onları harekete geçirecek gerçek bir liderdi.

1938 den beri görüşüne, mezhebine, inancına, eğitimine bakmadan bizi yönetenlerin tarihine ve yaşadığım döneme baktığımda Ülkemiz için, Cumhuriyetimiz için neler yapmışlar diye sorguluyorum.

Gördüğüm tek şey Atamızın bize bıraktığı Cumhuriyet kazanımlarının üzerine bırakın bir taş koymayı, taşımıza, toprağımıza, suyumuza kadar ne varsa sattıklarıdır.

Kendi hırslarına, çıkarlarına ve ihtiraslarına yenilerek Avrupa hayranlığı içerisinde ve ABD güdümünde önce ellerini, sonra kollarını, sonra da ülkemizi nasıl da kaptırdıklarını görüyorum.

Ülkemiz yavaş yavaş bu batağa itildikçe şimdi bizi yönetenler tarafından daha da eli kolu bağlı duruma düşürülmüştür.

Çeşitli antlaşmalarla, borçlandırma, toprak satışı, üretimin engellenmesi, yabancı sermayenin girişi ve bir çok bağlayıcı unsurla ekonomimiz üzerinde olumsuz etkileri giderek büyümüştür.

Geldiğimiz noktada ülkemiz büyük bir sömürü altındadır.Öncelikle dış güçlerin üzerimizdeki oyunlarını bozmamız,Milli birliği yeniden hayata geçirmemiz gerekir.Tek kurtuluş yolumuz budur. Yandaş medya çeşitli algılarla oynanan oyunları halka yansıtmasa da çok şükür ki bu ülkeyi seven, cesurca yazan, sorgulayan, vurgulayan önemli yazarlarımız, akademisyenlerimiz, aydınlarımız var. Bunların sayısı az olsa da en büyük özellikleri bana göre satın alınamaz olmalarıdır.

İçinde bulunduğumuz bu ortamda bu değerli insanların bilgilerine, öğretilerine, algılarına çok ihtiyacımız var.

Okumamız lazım, korkmadan sorgulamamız lazım, kendi hakkımızı, çocuklarımızın hakkını, ülkemizin geleceğini, vatanımızın bir avuç toprağının bile hesabını sormamız lazım.

Ülkemizin en büyük sorunlarından biri Emperyalizmdir.

Biz bunu çok kolay yenebiliriz ama en tehlikelisi emperyalizmin içimizdeki hatta yanıbaşımızdaki işbirlikçileri ve batı hayranlarıdır.

Bizim bugün yapmamız gereken, hepimizin dile getirdiği ama uygulamaya geçmek için bir kıvılcım beklediğimiz Milli Birliği harekete geçirmektir..

Bir çok değerli aydın, örgütlü olmanın gücünü, yöntemini anlatıyor.

Bizim Milli irademizi, gücümüzü yok etmeye kimsenin gücü yetmez. Beyinlerimizi dinle, akıllarımızı etnik bölünmeyle ele geçirmeye çalışanların çaba gösterdikleri tek şey var ki bunu göz ardı etmemeliyiz.

O da, bu algılarla bizi bölmeye çalışanların kendi ceplerini para ile doldurmalarıdır..

Prof. Dr. Cihan Dura, ''TÜRKİYE'YE BATI SALDIRISI'' adlı kitabında çok önemli bilgiler aktarıyor bizlere.

- Ekonomimizin hangi silahlarla işgal edildiğini,

- Batının gizli merdivenini (MERİT)

- Dış borçlanmanın zararlarını,

- Yabancı sermaye,

- Küreselleşme,

ve daha bir çok önemli konuda nedenleri ve sonuçları ile neler yapmamız gerektiğini çok net açıklayan önemli kitaplarından biri.

Okumanın, araştırmanın ve sorgulamanın tam zamanı. En önemlisi de okuduklarımızı paylaşmanın tam zamanı.

Prof.Dr.Cihan Dura diyor ki;

''Çözüm yolu “Yeni Atatürkçülük”tür. “Yeni Atatürkçülük”, ON İLKE’ye dayanır: Ulusal Egemenlik, Tam Bağımsızlık, Milliyetçilik, Halkçılık, Cumhuriyetçilik, Devletçilik. Laiklik, Devrimcilik, Sosyal Ahlâk, Bilimsel Zihniyet... Ekonomik açıdan bakarsak, bunlar arasında şu sırada en önemli olanı, devletçiliktir.

Türkiye sanayileşememiş, kalkınamamıştır; merkez ülkelerin dayattığı liberalizmle de asla kalkınamayacaktır. Tarih açıkça göstermektedir ki, sanayileşmesi engellenmiş bir ülke olarak Türkiye ulus devlet zırhını yeniden giyinmek zorundadır. Bu sayede toplumsal yapısıyla, ekonomisiyle güçlenecek, rakipleriyle eşit koşullarda rekabet edebilir bir konuma gelecektir. Bunun tersi olan bir strateji ancak çöküş getirir. Çünkü sanayileşmesi ve kalkınması Avrupa Birliği ve ABD tarafından (küresel şirketler tarafından) ekonomik ve siyasal silahlar kullanılarak sürekli engellenecektir.

Kısacası, Türkiye Ulus Devlet yapısı içinde, “Üçüncü Yol”a dönmelidir.

Bu da Atatürk’ün çizdiği kalkınma yoludur, devletin önde olduğu karma ekonomi sistemidir.''

Prof. Dr. Cihan Dura

Kaynak: Türkiye'ye Batı Saldırısı – http://www.cihandura.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru Oğuzhan Yeter - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alfa Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alfa Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (312) 995 05 01
Reklam bilgi

Anket Ankaragücü Yılın Başarılı Futbolcusunu Taraftar oylarıyla belirliyoruz.