BAŞKANLIK SİSTEMİYLE GÖTÜRÜLMEK İSTENEN YER GÜNEŞİN DOĞMADIĞI BİR TÜRKİYE'DİR

Anayasa değişikliğiyle getirilmek istenen Başkanlık sisteminin toplumda sağlanan tüm mutabakatlara net bir saldırı olduğunu vurguladık, “Yapılan çalışmalar ve Türkiyemiz için öngörülen bu çalışma, süreç içerisinde mutlak bir şekilde Meclis’i de tamamen ortadan kaldıran bir faşizmin, bir diktatörlüğün inşası olarak bize dönecektir. Götürülmek istenen yer, artık güneşin doğmadığı, üzerinde sabahın olmadığı bir Türkiye’dir. Bunu görmek için gerçekten de falcı olmaya, kahin olmaya, istihareye yatmaya gerek yok” diye konuştu. Tüm vekilleri özgürleşmeye ve çocukların geleceğine birlikte sahip çıkmaya davet ediyorum, “Kurulmak istenen bu sistemle sadece bakanlar memur olmuyor, milletvekilleri de kapı kulu olacaktır. Bu despotik düzenin oluşturduğu bu setler bir gün yıkılacaktır” dedi. “Başkomutanlık” sıfatının TBMM’den alınamayacağına değinen Yılmaz, “Ana sütü kadar ak ve helal olan başkomutanlık sıfatı alınıp da başka bir makama verilecekse, o makam için de bir o kadar da hak gasbı ve haramdır”

“TÜRKİYE ARTIK GÜVENSİZ BİR ÜLKE”

Anayasa Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin artık güvensiz bir hale geldiğini, turistlerin ve yatırımcıların Türkiye’ye gelmek istemediğini belirterek, güvenlik kaygısıyla elçiliklerin çalışmalarını tatil ettiğini anımsattı. Halkın sokağa çıkmaktan endişe duyduğunu, toplumun tümünde bir korku ve endişe ikliminin hakim olduğunu belirtiyorum.

“OECD ülkeleri içinde eğitimde sonuncu bir Türkiye, 20 milyonu yoksulluk, 7 milyonu açlık sınırı altında olan bir halk. 200 binden fazla insan cezaevinde insani olmayan koşullarda bulunuyor. Son 14 yılda 18 bin 502 işçi denetimsizlik yüzünden iş cinayetlerinde can vermiş. 18 yaşının altında 450 bin çocuğumuz doğum yapmış, 5 bin 406 kadın cinayete kurban gitmiş. Sadece bu yıl 100 binlerce çalışan muhalif kimlikleri nedeniyle darbe fırsatçılığı üzerinden işinden çıkarılmış. Tüm muhalif dernek ve sendikalar kapatılmış, akademisyenler aynı anlayışla işinden edilmiş. 5 bin yargı mensubu ihraç edilip çoğu tutuklanmış, 150 medya kuruluşu kapatılmış. Türkiye rekor kırarak 147 tutuklu gazetecisini hapishaneye göndermiş. Yurttaşlarımız yatağında dahi rahat uyumuyor. Kim hangi suçlamayla karşılaşıp karşılaşmayacağını bilemiyor. Her gün patlayan bombalarla insanlarımız ölüyor, gençlerimiz ölüyor. Ülkemizin dört bir tarafında, sınırlarımızın ötesinde her gün köylerimize, evlerimize gençlerimizin, şehitlerimizin tabutları geliyor. Ülkemizin iyi ilişki içinde olduğu ülke kalmamış, uluslararası alanda itibarımız sıfırlanmış.”

“AKP İKTİDARI KENDİNE ZIRH GETİRMEK İSTİYOR”

Tüm bu yaşananlar ortadayken Anayasa değişikliği adıyla bir rejim tartışması yapıldığını kaydediyorum, “Bu tartışmaları günümüze getiren iktidar partisine sormak istiyorum: Ülkeye bu koşullara değiştirmek istediğiniz parlamenter sistem mi getirdi? Parlamenter rejimin nitelikleri arasında yer alan demokratik devlet anlayışı mı getirdi, hukuk devleti anlayışı mı getirdi, laik devlet ilkesi mi getirdi, devlet yönetiminde uygulanması gereken liyakat sistemi mi getirdi; kim getirdi bizi bu koşullara? 14 yılda sizler ne yapmak istediniz de parlamenter sistem, demokratik sistem buna engel oldu, hukuk devleti buna engel oldu? Bu sorunun cevabı açık: Demokratik parlamenter sistemin ve hukuk devletinin sizin yapmak isteyip de size engel olduğu somut bir tek şey yok. Varsa çıkın bunu burada açıklayın. Değilse vatandaşı aldatmayın. 14 yılda bu değerlerin tamamını teker teker yok ettiniz, çürüttünüz, değersizleştirdiniz. Bu süreçte AKP iktidarının kendisi de çürüdü. Şimdi tutunacak bir dal arıyor. Tutunacak bir dal yok. Kendine zırh, kalkan ve koruma arıyor. Bu değişiklik önerisinin arkasında bu anlayış var. Yaptıklarının hesabını vermekten korkuyor, tüm diktatörlerin yaptığı gibi, despotların, darbecilerin yaptığı gibi kendini yargılanamaz hale getirmek istiyor, bu açık”

“HALK EGEMENLİĞİ ORTADAN KALDIRILIYOR”

Anayasa değişikliğinin toplumda sağlanan tüm mutabakatlara net bir saldırı olduğunu kaydiyorum, bununla düşünme, örgütlenme, toplantı, gösteri yürüyüşü, seyahat ve diğer hak ve özgürlüklerin tamamen baskı altına alındığını söyledik. “Yapılmak istenen şey, ‘kadirimutlak’ diyebileceğimiz, öyle sıfatlandırabileceğimiz, her şeye hâkim, her şeye kadir, her şeye kudretli bir monark üzerinden siyasal sistemi yeni baştan şekillendirmektir. Böylesine bir kült yaratmak ve bu kültü halk egemenliğinin önüne koymak istiyorsunuz. Gerçekten de bu anayasa çalışmasının temel karakteristiği halk egemenliğinin ortadan kaldırılmasıdır. ‘Başkomutanlık’ sıfatını dahi TBMM’nin elinden almak istiyorsunuz. ‘Başkomutanlık’ sıfatı, tesadüfen Meclis’e verilmiş bir sıfat değildir. Bu sıfat, büyük bir kavganın, bir kurtuluş mücadelesinin sonrasında Parlamentonun hak ettiği bir sıfattır. Ana sütü kadar ak ve helal olan başkomutanlık sıfatı alınıp da başka bir makama verilecekse, o makam için de bir o kadar da hak gasbı ve haramdır”

“MİLLETVEKİLLERİ KAPI KULU OLACAK”

Değişiklik ile toplumun tamamına bir cumhurbaşkanı değil, sadece bir siyasal partiye bir Cumhurbaşkanı arandığını söyledik:

“Bir gün içerisinde önce kendi partisinin MYK’sını, sonrasında grubunu, sonrasında diğer yetkili organlarını toplayan, partisinin yönetilmesine, sevk edilmesine müdahale eden, bununla kalmayıp HSYK üzerinde atamalar yapabilen, yargının yüksek mahkemesindeki insanların tayinlerini yapabilen, Bakanlar Kurulu’nu toplayabilen, Milli Güvenlik Kurulu’nu toplayan bir anlayışın, bir yönetim tarzının adı ne olabilir? Bu, sadece ve sadece bir parti devletinin inşası anlamında bir partili cumhurbaşkanının iradesinin toplumun tümüne dayatılması olabilir. Ama biz Cumhuriyet Halk Partililer böyle bir anlayışı reddediyoruz. İnanıyorum ki bu anlayışı sadece bizler değil, diğer siyasi partilerin tabanı da, milletvekilleri de reddedecek. İçine girdiğimiz süreç, yapılan çalışmalar ve bizim Türkiye’miz için öngörülen çalışma, süreç içerisinde mutlak bir şekilde Meclis’i de tamamen ortadan kaldıran bir faşizmin, bir diktatörlüğün inşası şeklinde bize dönecektir, bunun uygulamasıyla dönecektir. Çünkü Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası, baraj sistemi hep birlikte düşünüldüğünde, bir siyasi partiyle ilintili devlet başkanı süreç içerisinde, bürokratik merkeziyetçi, antidemokratik, liderler sultasına dayalı Siyasi Partiler Yasası’ndan istifade ederek Parlamento grubunun tamamını kendi istekleri doğrultusunda şekillendirecektir ve bununla da kalmayacak bundan rahatsız olan hiçbir toplum kesiminin, siyasal kesimin yeni bir parti kurmasının olanakları da bulunmayacaktır. Sadece bakanlar memur olmuyor, milletvekilleri de kapı kulu olacaktır; milletvekilleri kapı kulu olmuş bir halk da bir tebaaya dönüşecektir, bunu görmeniz gerekiyor.”

“ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN, ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKIN”

“Götürülmek istenen yer, artık güneşin doğmadığı, üzerinde sabahın olmadığı bir Türkiye’dir. Bunu görmek için gerçekten de falcı olmaya, kâhin olmaya gerek yok, istihareye yatmaya gerek yok. Bu sistem, bunun bunu getireceğini bize tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Size özgürce oyunu kullandırmayan bir anlayış vatandaşlara özgürlük getirebilir mi? Sizin başınıza çavuş diken bir anlayış Türkiye’ye özgürlük getirebilir mi? Sizler, bu anlamda attığınız her adımla Türkiye’yi geriye götürüyorsunuz ve Türkiye'nin üzerinde kurulup çalışacak bu karanlık düzenin meşruiyetini sağlıyorsunuz. Lütfen, elinizi vicdanlarınıza koyun, ben inanıyorum ki, MHP’den de, AKP’den de, diğer partilerden de birçok milletvekili arkadaşım, onların bu ülkeye olan inancına, sevgisine, sahiplenmesine inanarak bu anayasaya ‘evet’ demeyecek. Kimsenin, kendi başında seyislik yapmasına, çavuşluk yapmasına izin vermeyecek, oyunu özgürce kullanacak, vicdanıyla kullanacak, çocuklarının geleceği için kullanacak. İnanıyorum ki, sıkıştığı her yerde, engellenemeyen, set çekilemeyen tarihin akışı yine özgürlüklerden, demokrasiden, barış ve kardeşlikten yana işleyecektir. Kurulmak istenen despotik düzenin oluşturduğu setleri de bir gün mutlaka yıkacaktır. Nehirler tersine akmaz, gün mutlaka geceyi aşıp bizimle buluşacaktır.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.