''İNSANSIZ TOPLUM''

‘’İnsansız hava aracı, insansız tank’’ haberlerini okuduğumda, nasıl geliştiğimizin hayal dünyası içinde yüzerken, bir anda kadın çığlıkları, çocuk çığlıkları yankılanıyor kulaklarımda.

Her gün bebekler, çocuklar, kadınlar, tacize, istismara uğruyor, öldürülüyor !!

Kalabalık topluluklar içinde nasıl oldu da ''insansız topluma'' dönüştük.

Kendi yalanlarına inanan, toplumda kendine yer edinmeye çalışanlar,

Çıkarı için her türlü yalana, dolana başvuranlar,

Vicdanını, merhametini, acıma duygusunu yitirenler,

İnsanlığını, insansızlık uğruna satanlar,

Göz yaşından etkilenmeyen, başkasının acısını hissetmeyen, kötülüklerden beslenenler,

Toplumun her kesimine rahatlıkla sızabilen, içimizde bizden biri gibi görünen yaratıklar...

Kimseye güvenimizin kalmadığı günler yaşıyoruz.

Sapkın kişilerin toplumda giderek çoğalması, bu olayların her gün artarak devam etmesi...

Artık öyle bir hale geldik ki nerede çocuk seven bir erkek görsek davranışlarını izleme gereği duymaya başladık.

Sapık düşünceli, vicdan ve merhamet sahibi olmayan, yaratıkların toplumda insan olarak anılmaması gerekiyor

Ne yuvaya giden çocuğun, ne yurtta kalan öğrencinin, ne üniversiteye giden gencin, ne sokakta yürüyen insanın, ne otobüse binen vatandaşın can güvenliği yok.

Bebeklere, çocuklara, taciz - tecavüz haberlerini okumaya bile yüreğimiz dayanmıyor.

Bu acıyı yaşayan ailelerin, özellikle annelerin ömür boyu nasıl bir ruh haliyle yaşadığını düşünemiyoruz bile.

Sadece sokaklar değil, toplu taşıma araçları, yaşadığımız mahalle, oturduğumuz apartman,geçtiğimiz ara sokak bile eskisi gibi güvenli değil.

En ağır cezayı vermek için kaç utanç daha yaşanması gerekiyor.

Sadece kadınlar, çocuklar değil hayvanlar da aynı tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadır.

2016 yılında, TBMM Çocuk İstismarını Önleme Araştırma Komisyonu kuruldu. O tarihten itibaren giderek artan çocuk istismarlarını önlemek için bir çözüm yolu olarak, çocuklarımızı da tehdit eden cinsel saldırı suçlarına, 'kimyasal hadım' olarak adlandırılan ilaçla tedaviyi de içeren 'Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi Hakkında Yönetmelik', 26 Temmuz 2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Ancak, Yönetmeliğin kimyasal hadımı içeren maddesi, Türk Psikiyatri Derneğince açılan dava sonucu Danıştay 10. Dairesince, 2017 yılının ağustos ayında, cinsel suç işleyen faile kimyasal hadım uygulamasını durdurdu.

İptal edilen bu yönetmeliğin acilen yürürlüğe girmesi gerekmektedir.

Ayrıca bu yasa teklifinde kimyasal kastrasyonun yanı sıra kadınlara ve çocuklara tecavüz edenlere verilen hapis cezalarının artırılması, ensestin bağımsız bir suç olarak tanımlanması, tecavüz edene mağdurun bulunduğu kente giriş yasağı getirilmesi, okullarda eğitim verilmesi gibi öneriler de bulunmaktadır.

Bu sapkınlara en ağır cezaların verilmesi zorunludur.

Bu sapıkların iyi hal durumu hiç bir şekilde kabul görmemelidir.

Kuralsızlık, onun bunun adamı olmak, adam kayırmak, disiplinsizlik, ve bir çok nedenden dolayı, bu tür olayların üstünü örtmek, her gün bu olayların artmasına neden olmaktadır.

Yaşadıklarımıza ve ülkenin durumuna baktığımızda bu olaylarda eğitim, ekonomik zorluklar, işsizlik, vasıfsız topluluklar olmak üzere çok sayıda neden yatmaktadır. Hepsinin en temelini ise eğitim oluşturmaktadır.

Taciz eden, ya da şiddet uygulayan kişinin, yakalandığında sorgulanıp bırakılması ve ancak yükselen tepkinin sonucunda tekrar gözaltına alınıp, ya da tutuklanıyor olmasını, ya da hukukta yaşanan boşlukları görmemek mümkün değil.

O zaman, sağlıklı toplum isteyen, güvenli bir ülke de yaşamak isteyen, duyarlı, vicdanlı, herkesin, her kurumun, derneğin, bir araya gelmesi, hiç bir siyasi kimliğin altına girmeden, çocuklarımızın geleceği, kadınlarımızın güvenliği, hayvanlarımızın hayatı için örgütlenmesi gerekmektedir.

Bizi yönetenler, ve yönetenlere, muhalefet dahi edemeyenlerin bu kadar çok işi başından aşkınken çocuklarımızın ölmesine, hayatlarının kirlenmesine, geleceklerinin kararmasına göz yummayalım.

İnsanların canları yanarken, birilerinin oy kaygısıyla hareket etmeleri, bu acıları sonlandırmayacak tam tersine var olan boşluk bunların, daha da artmasına neden olacaktır.

Bizi; insansız hava araçları, insansız tanklar değil, içi insan dolu topluluklar kurtaracaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru Oğuzhan Yeter - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.