KIBRIS’IN DOĞRU-YANLIŞ HİKAYELERİ

Hakimiyet Gazetesi sahiplerinden Ahmet Cengiz geçen yıl Kıbrıs’a basın görevlisi olarak gittiğinde orada edindiği izlenimlerini köşesinde yazdı. Ahmet beyin Kıbrıs’a karşı olan ilgisi belli ki EOKA-B denilen Rum çetelerin adayı Yunanistan’a bağlamak için Kıbrıs Türklerine karşı uyguladıkları mezalimin telin edilmesini ismini aldığı dedesinin ağlayarak transistörlü radyo ile ajanslardan takip ettiği günlere dayanmaktadır.

Ahmet bey yazısında 1974 Kıbrıs Barış Harekatında şehit olan Mehmetçiklerimiz için okumuş olduğu rahmet duasıyla birlikte, Kıbrıs gazilerine de sağlıklı uzun ömürler dilemiş olmasından sağ olsun bende bir Kıbrıs Gazisi olarak nasiplenmiş oldum.

Kıbrıs çıkarmasının ilk günü olan 20 Temmuz1974 şafağında Bolu Komando Tugay 3.Tabur personeli olarak Mersin’in Ovacık kasabası yakınlarında hazır bekleyen helikoptere binişimi ve Kıbrıs Kırnı Hava Alanına ateş yağmuru altında inişimi hiç unutmuyorum. Kıbrıs’a harekat emrini Tugay Komutanımız Tuğgeneral Sabri Demirbağ akşam vakti subay ve assubayları toplayarak uzun olmayan şu konuşmasıyla verdi: “Bütün olanları biliyorsunuz. Yarın şafaktan itibaren yiğitler, aslanlar belli olacak; Allah yardımcınız olsun” diyerek harekatın emrini kısa olarak vermiş oldu. Tugaya bağlı her komando taburunun kendine göre bir hedefi ve hareket planı vardır. Bizim Tabur Kırnı Hava alanına indikten sonra akşam karanlığına kadar savaşacak, sonra Beşparmak dağlarının tepesinde Hilaryon kalesinin yakınındaki Beyaz Ev denilen noktada toplanacaktı. Nitekim düşmanla yapılan çatışmalardan sonra öylede oldu. Ertesi gün Bölük olarak Girne’nin kuzeyindeki Templos (zeytinlik) bölgesinden düşmanla çatışarak Girne sahilinden çıkarma yapan birliklerimizle buluşmaya giderken Bölük Komutanımız Üstğm, Nizamettin Sungur’u şehit verdik, yaralananlar da.

Ada çıkarmasının ne kadar zor ve riskli olduğunu sanırım herkes bilir. Temmuz’un kavurucu sıcağında yaşadığım savaş günlerini unutmam elbette ki mümkün değildir. Ben yazımın başlığında ki ifadeye dönecek olursam Kıbrıslı bazı Türklerin çıkarmadan hiç de memnun olmadığını burada bir yıl görev yapmış biri olarak az çok bilen biriyim.

İkinci harekatın ilk günü bir Rum yerleşim yeri olan Omorfo şehrini çatışarak ele geçirdikten sonra ilerleyerek bir Türk köyü olan Gaziveren köyüne vardık. Burada bir gece kalarak dinlenme molası verdik. Bu arada beraber olduğum Assubay İlhan Özdemir köylülerden birine Mehmetçiğin adaya çıkışıyla ilgili bir sorusu üzerine iyilik bilmez adam huzurumuz bozuldu, rahatımız kaçtı demesine sinirlenerek suratına tokadı indiriverdi. Rumlarla içli-dışlı olmuş kız alıp-kız vermiş, ticaret ortaklığı yapmış böylesi çıkarı bozulan kimseler elbette ki Türk Mehmetçiğinin adaya çıkmasından memnun kalamazdı.

Bugüne gelindiğinde Kıbrıs’ta yayınlanmakta olan Afrika Gazetesi sahibi Şener Levent’in şerefsizce kullandığı ifadeler damarında Türk kanı olanların sabrını taşırmıştır. Bu kanı bozuk satılmış adam bakın gazetesinde nasıl bir yazı yazmış; “Ben bu Türkiye’yi Kıbrıs’ta istemiyorum…Türkiye demek kan demek…İşkence demek…Ölüm demek…Barbarlık demek barbarlık…Bir barbardan garantör olmasını istemiyorum…Parasını da istemiyorum…Paketini de… Memurlarını da… Suyunu da” İyilik bilmez böylesi şerefsiz Kıbrıslı hainler ne çabuk unutmuşlar Adlılar, Sandallar ve Murtlar köyünde Rumların Türkleri diri diri toprağı toplu olarak gömdüğü günleri…

Kıbrıs’ın önde gelen lideri rahmetli Rauf Denktaş’ı her zaman saygı ile anmama rağmen onu eleştirdiğim tarafı da olmuştur. Kıbrıs’ın çalışmayan aylak gezen kahvelerde ve meyhanelerde vakit geçiren insanların büyük bir bölümünü devlet memuru yaparak Türkiye’den gelen paraları bunlara ödemiştir ve ödenmeye de devam olunmaktadır. Harekatın üzerinden tam 44 yıl geçmesine rağmen Kıbrıs konusu bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonrada Türkiye için yaşanan doğru-yanlış hikayelerin konusu olmaya devam edecektir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Mürsel Uzun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.