TOHUMCULUKTA AB NEREDE  BİZ NERDEYİZ..

Uzun bir aradan sonra köşede sizlerle tekrar beraberim. Zira İtalya tohumculuğunu yakından incelemek üzere  İtalya'nın Bologno ve Milano şehirlerine bir dizi seyahatlerim oldu. İtalya’ın tarımdaki ve özellikle tohumculuktaki gelişmelerini yerinde izledim. İtalya  özellikle tarım sektöründe  başarılı girişimlere imza atan bir ülke olarak Dünya ekonomisinde önemli bir yere sahip olmaya devam ediyor. Benim gezinin sonunda elde ettiğim izlenim odur ki, bu başarı önümüzdeki yıllarda artarak devam edecek gibi görünüyor.

İtalya'nın tarım alanındaki bilim ve teknoloji çalışmaları gerçekten iyi durumda. Özellikle biyo teknoloji kullanarak tarımda önemli başarılar elde etmişlerdir. Yeni çeşit geliştirmek adına DNA markörlerini kullanarak ıslah süresini neredeyse yarıya indirmişlerdir. Buda klasik yöntemle yapılan çeşit geliştirme çalışmalarının çok önüne geçmiştir. Bu yüzdendir ki, özellikle yem bitkileri başta olmak üzere, buğday, arpa ve çim gibi bitki türlerinde tüm dünya'da geniş kullanım alanı bulan verimli ve hastalıklara dayanıklı çeşitler geliştirmişlerdir. Bu ürünlerde Dünya tohum ticaretinin önemli bir kısmını tek başına elde etmişlerdir. Dünya tohum ticaretinde de önemli bir konumda bulunmaktadırlar. Özellikle yem bitkileri, hububat ve sebze tohumculuğunda lider ülkelerden biridir.  

İtalya'nın tohum sektörü yapısı yakından irdelenecek olursa karşımıza gerçekten çok çarpıcı sonuçlar çıkmaktadır. Ülke genelinde 300 adet tohumcu firma bulunmaktadır. Bunlardan 120 adeti tam donanımlı ARGE ekipmanlarına sahiptir. Firmaların ortalama ciroları 20-150 milyon euro civarındadır. 100 milyon euro'yu geçen çok sayıda firma bulunmaktadır.

Firmalar cirolarının yaklaşık % 12-14'nü ARGE çalışmalarına ayırmaktadırlar. Başarının en önemli noktası da bu. Yani ARGE'ye ayrılan pay.  Ya bizde. Durum gerçekten kıyas götürmeyecek düzeyde . Bizde firma sayısı 900'ün üzerinde ve bunarın neredeyse üçte biri alt yapısı pek fazla olmayan araştırma yapma yetkisi olan firmalardır. Ancak ticari çeşit anlamında dünya ticaretine konu olan bir çeşidimiz bile yok. Bir çok üründe önemli gen merkezi olmamıza rağmen. Demek ki sayıdan çok kalite önem kazanmaktadır.

Ülkemizde tohumculuğa son yıllarda yapılan yatırımlarla bir gelişme sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak bu gelişme Dünya tohumculuğunun süper liginde oynamaya yetmemektedir. Bugün geldiğimiz nokta tohum ihracatımız ancak yaklaşık 150 milyon dolar civarındadır ki; bunun neredeyse 100 milyon doları ülkemizde üretim yapan önemli yabancı dünya firmaları tarafından yapılmaktadır.

Yani diğer deyimle 40-50 milyon doları yerli tohumcu firmalar tarafından yapılmaktadır. Bu açıdan alacağımız çok yol var. Öncelikle alt yapısı ve insan kaynakları bakımından kaliteli bir ARGE yapılanmasına gitmemiz gerekmektedir.  Öte yandan tohumculuk ile ilgili mevzuatımızın da tez elden gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Tohum ıslahından başlayarak tescil ve sertifikasyon mevzuatı ve yapılanması yeniden günün şartlarına uygun hale getirilmelidir. Yoksa her geçen gün artan tohumcu firmaları ve alt yapısı dünya tohumculuğunda önde olan ülkelerin alt yapısında olmayan ARGE merkezlerinin kurulması bir çözüm olmayacaktır. Yani nicelik değil nitelik önem kazanmalıdır.

Ülkemizde 2006 yılında çıkan tohumculuk yasasının da günün şatlarına ve sektör ihtiyaçlarına paralel olarak güncellenmesi önem arz etmektedir. Firmaların daha donanımlı (insan kaynakları, alet ve ekipman yönünden) bir yapıda olmasını sağlayan düzenlemelerin de acilen hayatta geçmesi gerekmektedir. Aksi halde tohumculukta Dünyada  söz sahibi olmamız mümkün görünmemektedir.  Söylenecek ve anlatılacak çok şey var. Şimdilik bu kadarı sanırım yeterli… İyi günler dileklerimle…..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Kadir Kıran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.