YEREL TOHUM TAKAS ETKİNLİĞİMİZ 5.YILINDA !!

2013 yılında başladığımız, yerel tohumları yaşatma mücadelemiz de 5.Tohum Takas Etkinliğini gerçekleştirmek üzere çalışmalarımız devam ediyor.

5 yılda neler yaptık diye baktığımızda, 25 üretici ile yola çıktık, bugün 40 üretici ile devam ediyoruz. Zorlu bir yol, emek isteyen, destek isteyen, birlik beraberlik olmayı gerektiren aslında Milli bir mücadele !!

Bu çalışmada üreticilerimize, hem yerel tohumları yaşatmanın önemini anlatırken, hem de bu ürünleri yetiştirirken, doğal ilaç ve doğal gübre kullanıması alışkanlığını kazandırdık.

Tohum Takas etkinliklerinde, ücretsiz verdiğimiz ve bize gelen her tohum incelenerek, kayıt altına alındı.

Üreticilere, köylü pazarında Belediye’nin desteği ile ücretsiz satış alanları sağlandı.

Üreticilerimizin diğer il ve ilçelerde yapılan tarım uygulamalarını, üretim ve satış aşamalarını özellikle de kooperatifleşme ile ilgili girişimleri görmeleri için birlikte ziyaretler yapıldı.

Her hafta, Cuma pazarı’da kendilerine ayrılan bölümde satış yapan üreticilerimize, her açıdan destek verildi. İlk aylarda onlarla birlikte satış yaptık. Üyelerimizin, arkadaşlarımızın onları tanımaları için çaba gösterdik.

Tohumların ekim aşamasında, gelişiminde ve hasat döneminde üreticilerimize sık sık ziyaretler yaptık. Gönüllü Ziraat mühendisleri ile apılan ziyaretlerde onların sorunlarına ekili alanlarında, tarlalarında çözüm bulmaya çalıştık.

Etkinliklerimizde onların, sadece sattıkları ürünlerle değil, etkinliğin her aşamasında, tiyatro oyunu, halk oyunları gibi çalışmalarda da görev almalarını sağladık. Kendi yazıp oynadıkları oyunlarla etkinliklerimize renk kattılar. Düğünlerinde, derneklerinde, asker uğurlamalarında her zaman yanlarında olmaya çalıştık.

Onlarla, köylü-dernek ilişkisi dışında tamamen sevgi ve güvene dayalı bir bağ kurulmasını sağladık. Bir derneğin temsilcileri olarak, onların güvenini kazanmak elbette kolay olmadı. Önce onları dinlemeyi, onların sorunlarını, zorluklarını anlamaya çalıştık. Onlara bir şey öğretmeye değil onlardan öğrenmeye gittik. Ticari kaygıları, geçim sıkıntıları, yaşam şartları bizleri onlarla birlikte çözüm arama durumuna getirdi.

Muğla’da solucan gübresi yapan aileyi ziyaret ederek, üreticilerimizin bilgilenmesini, sağladık ve dört üreticimizin kendi bahçelerinde solucan gübresi üretmek üzere başlangıç yapmalarını sağladık.

Çok kısa sürede sonuç alınan solucan gübresi’ni üreterek, hem kendi yerel tohum ürünlerini yetiştirme aşamasında doğal gübre kullanmış olacaklar, hem de diğer üreticiler için solucan gübresi üretip satabilecekler.

Derneğimizde yine uzman gönüllülerimizle, uygulamalı olarak, doğal ilaç yapımını, kompost gübre yapımını anlattık.

Her zaman olduğu gibi, Köylerde de tarım üretiminde en çok emek veren kadınlar, tohumları atalarından gördüğü gibi çıkınlarında, sandıklarında saklayan kadınlar, yaz kış demeden, tarla da, sera da ektiği ekini gözü gibi koruyup büyüten kadınlar, ürettiği ürünleri toplayıp, sırtlanıp pazara getiren yine kadınlar.

Köylü ürettiğinin, emeğinin karşılığını alamıyor. Ürünler henüz fideye dönerken, aracıların pazarlık yapıp, en düşük fiyattan bağlantı kurması, üreticiyi pazara karşı güvensiz duruma düşürmekte, ürünlerinin elinde kalmasından kaygı duyup, çoğu zaman zararına anlaşmalar yapmak zorunda dahi kalabilmektedir.

Kooperatifleşme konusunda, geçmişte yaşadıkları olumsuzluklardan dolayı kimsenin birbirine güveni kalmamış. Kooperatifleşme konusunda, yerel yönetimlerin destek olması gerekir. Üreticilere bu konuda eğitimler verilmeli, ürünlerini ilk elden ve toptan satmanın getireceği kar ve kolaylıklar anlatılmalıdır. Yerel tohumdan üretim yapılan yerlerde, yine belediyeler tarafından, daimi satış noktaları kurulmalı, yerel üreticilerin ürünlerini satmalarına imkan sağlanmalıdır. (Bunu tüketicilerin talep etmeleri yerel yönetimleri daha çok harekete geçirecektir.)

Üreticiler aracıların, en düşük fiyattan aldıkları ürünleri, büyük şehirlerde halka üç-dört katına satıyor olmalarından üzüntü duyuyorlar. Ekilmeyen topraklar yavaş yavaş satılıyor, her köyde yabancıların yaptırdığı lüks havuzlu villalar yükseliyor.

Tüketici tarafına baktığımızda ise, her geçen gün doğal beslenmeye, yerel ürünler kullanmaya, giderek daha bilinçli yaklaşıldığını görüyoruz. Artık insanlar hamile ya da küçük bebeği olduğu için, ya da çeşitli hastalıklara yakalandığı için değil, gerçekten sağlıklı beslenmek istediği için bir çok yerde bu ürünlere ulaşma çabası içinde.

Demek ki yerel tohum üreten üreticilerin, hem yerel tohumları yaşatmak, hem de tüketiciye doğal ilaç ve doğal gübre kullanarak ürettiği ürünleri, sunması için tüketici desteğine ihtiyacı var.

Tüketici, imkanları dahilinde bulunduğu her yerde, doğal olmayan, dokununca, şeklinden kokusundan ve renginden dahi anlayabileceği kimyasal kullanılan ürünleri almamalıdır.

Tarım politikasını, köylünün kullandığı mazot parasının, yat’lar da kullanılan mazot parasından daha çok olmasını eleştirmelidir, itiraz etmelidir.

Bir çoğu yabancı şirketlerin elinde olan, hibrit tohumdan üretilen ürünleri tüketmemelidir.

Küçük üreticiye, hangi iş kolunda olursa olsun sahip çıkmalıdır.

Hibrit tohum kullanıldıkça, toprağımızın nasıl zarar gördüğünü, hibrit tohumlarla ülkemize gelen zararlılarla başa çıkmak için yine tohumu getiren şirketlerin, çeşitli ilaçlar sattığını, kimyasal gübrelerin ve bu ilaçların sadece sebzeye değil, toprağa ve suya da kalıcı zararlar verdiğini unutmamalıdır.

Bunları bilerek, düşünerek mutlaka yerel olan ürünler kullanmaya özen göstermelidir.

Tüketici kısırlıktan, bir çok hastalığa yol açan bu yanlış tarım politikalarına karşı çıkmalı, üreticinin yanında yer almalı, direnen üreticiye destek vermeli, toprağını, suyunu korumak için özellikle yerel pazarlardan ve küçük üreticilerden alış veriş yapmalıdır.

Tüketiciler, ülkemizin bir çok bölgesinde yapılan Yerel Tohum Takas Etkinlikleri’ni yakından takip etmeli, bu çalışmaların daha da yaygınlaşması için destek vermelidir.

Hem atalık tohumlarımız yaşasın diye, hem topraklarımız, sularımız daha fazla zehirlenip yok olmasın diye, hem de üreten köylünün çabası boşa gitmesin, geleceğimiz, ekmeğimiz yok olmasın diye emek veriyoruz.

23 Aralık 2017 günü, Fethiye Kültür Merkezi’de tüm üreticilere ses olmak, tohumlarımıza, geleceğimize, köylümüze ve en çok da bağımsızlığımıza sahip çıkmak isteyen herkesi bekliyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru Oğuzhan Yeter - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.