TV. LER VE BİZLER

TV. denilen sihirli kutu, filmler ve dizileri ile bambaşka bir dünyayı insanlara sunarken, ahlaksızlığın, israfın ve lüks tüketimi cazibe haline getirmeye çalışılıyorlar.

İşsizlik ordusu gün be gün artmış, hırsızlık, cinayet, tecavüz, uyuşturucu ve daha niceleri yayın kuruluşlarının umurlarında bile değil.

Siftah yapmayan esnaf, ödenmeyen çekler, kaçak işçi çalıştıran işverenler bir haber değeri dahi taşımıyor.

Dolandırıcılık, sahtekarlık, kandırma, Köşe dönme itibarlı meslek olmuştur.

Çoğunluğu Müslüman olan ülkemiz, bırakın "komşusu aç iken tok yatan bizden değildir" yerine komşusunun ölümünde bile bı haber olunmuştur.

“En hayırlısı, insanlara en fazla hayrı olan”, “Müminler ancak kardeş”, “Birbirlerini tamamlayan tuğlanın taşları”, “Bir vücudun azaları” gibi değerler yok denecek kadar az olmuştur.

Adam çocuğunu kıt imkânlarla okutmuş, üniversite bitirmiş, mimar, mühendis, işletmeci, iktisat, kamu maliyesi, edebiyat fakültesi say saya bilirsen, hala boşta gezer.

Çocuk utanır sıkılır ama cebinde para yok, burs bitmiş, mezun olmuştur. Yapacak bir şeyde yok babadan tekrar harçlık isteyecek. Kurdukları nice düşler, karşılaştıkları gerçekler ve suya düşen hayaller.

Şanslı olup özel sektörde iş bulmuşlarsa köle gibi çalıştırılmakta, aldıkları az bir ücret, bazen de maaşı alamadan kapı dışarı edilmekte.

Peygamber sallallahu aleyhi ve selem: “Ücretliye/işçiye hakkını, teri kurumadan önce verin” (İbni Mace 2/817, Albani Sehihül cami 1493)

Hak arama merci mahkemeler, harç, avukat ve diğer masraflar uzun süren mahkeme netice dava kazanılsa dahi üzerine kayıtlı bir şey yok diye almadığı hakkının yanında mahkeme için ödedikleri de gitti cepten.

İş yerine dadanan hırsızlara çare bulamayan esnaf, güvenlik kamerası, alarm sistemi, çift kapı, çelik kasa, netice, yine hırsızlık.

Yakalansa dahi, mahkeme, ceza bazen ertelenir, olmadı hapse girse bir süre sonra denetimli serbestlik, af ve hırsızlık yaptığı ile kalır.

Hz Ömer (ra) “Dicle kenarında bir kurt, kuzuyu kaparsa, bunun hesabını benden sorarlar.” Kuzunun değil, kurdun tarafı olan bir zihniyet.

Eğer hırsız, kötü muamele diye bir de dava açarsa… Hanı “Yavuz hırsız ev sahibini basar” tamda öyle bir şey.

En iyisi Tv. İzleyelim, bugün kim evlenecek, kendi düşen ağlamaz, kim milyoner olmak ister… bir sürü yarışma programı seyret ve avun.

Gençler mi? Maç keyfi, tele vole, maraton, hele birde kahve parası varsa geniş ekranda maç seyretmek, halı saha maçı… oh ne güzel hayat desinler. Kızlar mı? Gardırop savaşları, Magazin programı, o ses Türkiye daha ne isterler, "Haydı kızlar okula" kampanyası bitirdikleri okullar ev iş şimdilik birer düş, gençleri düşünen yok ne acıklı bir durum.

Sokak çocukları, boşanma vakıaları, uyuşturucu ve sigara içme, eğitimdeki kalitesizlik… kimsenin umurunda bile değil.

Bir Kurban Bayramında namazdan sonra geldiği evinde Efendimiz sallahu aleyhi ve sellem'e erkenden hazırlanmış kurban eti takdim ederler.

- Buyur ya Resulallah, kurban etiniz! Hep tebessüm eden yüzünde bir memnuniyetsizlik işareti dolaşır:

- Şu anda çevremizdeki halk da kurban eti yiyor mu?

- Hayır, derler. Kimse henüz kurban eti yiyecek durumda değil. Biz herkesten önce size takdim etmek istedik... Elinin tersiyle iteler önündeki tabağı.

- Götürün bu tabağı önümden. Komşumun yemediğini yemem, giymediğini de giymem... Ne zaman onların bacasından duman yükselir de et pişirmeye başladıkları anlaşılırsa işte o zaman onlarla birlikte et yiyebilirim...

DUA VE SELAMLARLA.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yokuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.