PEŞİNDE GİTTİĞİMİZ SİYASİ İSLAM

Son nefese kadar devam eden dünya imtihanı, ehli iman ve Allah'ın rızasına uygun hareket eden ancak başarılı olabilir. Peygamberlerin dahi, ömürlerinin sonu hayırlı olması için dua ettikler dünya hayatı, bizlerin daha fazla dikkat etmemiz gerekir.

İmtihanın en büyük özelliği çok bilme yerine, bildikleri ile gücü nispetinde amel etmekle ancak başarılı olunur. Evet bilmek, anlatmak, öğretmek güzel ancak ondan daha güzeli yaşamak ve hayatımıza tatbik etmektir.

Bizler, dinimizin daha doğru anlaşılması ve insanlara daha iyi anlatılması için siyaseti seçtik.Var gücümüzle partimizi savunmayı dinimizi savunmaktan daha önem verdik. Bizden olmayanı kem gözle hatta dinini bilmeyen veya dinsiz gibi algıladık. Hele dinsizliği siyasete alet edenlerin eylem ve söylemleri basiretimizi kör etti.

Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi örnek alıp ahlakımızı güzelleştirmeyi unuttuk.Kendi nefsimizi mühasebe edeceğimize, rıza-i ilahiye göre hayat sürdüreceğimize kendimizi boş verdik.ACABA YAPTIĞIMIZ DOĞRUMU İDİ?

Şeytan bilgisizlikten değil, kendini beğenmekten ve başkasını (Adem) küçük görmekten dolayı lanetlenmiş ebedi cehennemi hak etmişti.

Bir çoğumuz insan hak ve hukuku dediğinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemi, Hz. Ömer(ra), sahabeleri, Kur’an ayetlerini, Hadisleri… Fatih Sultan Mehmet, Selahaddini Eyyubiyi bilir tanır onlarla haklı biçimde gururlanırız. Acaba biz veya cansiperane destek verdiğimiz partimiz onları örnek aldı mı?

Okul yıllarında İHL okuduğumuz için çok sıkıntılar çeker, siyasi baskılara maruz kalır, dinimiz İslam’a yapılan fiziki ev fikri saldırılara karşı az bilgimizle karşılık vermeye çalışırdık.

Adalet, hak, hukuk, İnsan onuru, can ve mal güvenliğinin İslam dini ile sağlanacağını, medeni ülkelerin seviyesine çıkmanın da siyasi İslam’la mümkün olacağına inanırdık.

İntikam, zulüm, haksızlık yerini adalet, hoş görü, af etme ve sevginin alacağını, kayırma, torpil ve rüşvet yerini liyakat ve ehil olanların siyasi İslamın iktidar olduğunda sağlanacağını düşünür ve bu uğurda var gücümüzle çalışırdık.

Hele turban bir namus ve iffet abidesi olduğu, İslamın bir emri olan tesettürü siyasi bir simge haline getirmiştik. Peki değdi mu yapmıştık?

Farklı cevaplar verile bilir bence faydası olsa da değmedi nasıl mı? İşte turban, Allah’ın rızasına uygun giyenlerden özür dileyerek belirteyim ki maalesef uğruna mücadele ettiğimiz turban ve tesettür bir moda, makam kapma ve zevk halini almaş, sokak ve caddelerdeki giyimleri ile utanılacak bir hal almıştır. Başını turbanı takarken giydiği ince ve dar elbiseler ile tesettürün t'esini dahi yerine getirmemektedirler.

Daha önce siyası baskı altında olan İslami STK lar bir biri ile kenetlenirdik, destek verir kardeşlik hukukuna riayet ederdik ya şimdi?

İktidara geldik, imkanlar ve olanaklar lehimizde, ya durumumuz? Evet ya durumumuz kardeşlik hukuku mu? O da ne der gibi olmuştur. Sadece kendi cemaati, tarikatı ve siyaseti kardeş kabul ederken ya diğerlerini? Bırakın kardeş kabul etmeyi, yok etmek için elimizden gelenin fazlasını yapma çabası içine girmişiz.

İdam istemek ve bunu kanunlaştırmaya, meşru hale getirmeye çalışıyoruz, dinen meşru olmazsa, insanı öldürme, yanı katil olmak için çaba harcanmanın vebalini düşünmüyoruz.

İmkanlarımız çoğalmış iktidarda söz sahibi olmuşuz,İslam’ın güzelliklerini, barış be hoş görüsünü insanlara suna biliyor muyuz?

Korkarım ki Allah'ın bu nimetleri bizde alması ve ahrette hesabını sormasıdır. Hani Riyaz’u-Salihin 65 hadisteki Ebu hureyrenin rivayet ettiği, Abraş (alaca derili), kel ve kör birisinin dualarının kabul olması imtihan ve Abraş ile kelin imtihandan başarısızlıkları ve akıbetleri… Allah bizleri muhafaza etsin..

DUA VE SELAMLARLA..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yokuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.