SESSİZCE ÖLÜYORUZ !!

Tehlike, ‘’geliyorum’’ diye, bağıra bağıra geldi.

Yıllardır büyük bir kargaşa, belirsizlik, huzursuzluk, ölümler, patlamalar yaşayan güzel ülkem, korkunç bir yılı geride bırakırken yüreğinde kalan umut kırıntılarıyla 2017’ye girmeye hazırlanıyordu.

Ne verilen fetvalar, ne basında oluşturulan algılar halkın bu umudunu yıkmadı, korkutmadı. Terör, bu kez insanca yaşanan her yerde olduğu gibi, yılın son gecesini sevdikleriyle eğlenerek geçirmek isteyenleri haince vurdu.

Anayasa dayatması devam ederken, ülkemizin üzerine ekilen nifak tohumlarının bizi bölünmeye doğru götürmesine fırsat vermemeliyiz.

Ülke olarak, her şeyden önce psikolojik savaşla, algı operasyonlarıyla bize şekil verilmeye çalışıldığını iyi görmeliyiz.

Bir çok aydınımızın dile getirdiği gibi sahnede oynanan oyuna değil, yıllar önce yazılan senaryoya, oyunculara ve katliamın perde arkasına bakmalıyız.

Türk tarihini, kültürünü yok sayarak, arap dayatması fetvalara kulak verip adeta yılbaşı kutlamanın günah olduğunu yobaz beyinlere işleyip ellerine fırsat verenleri iyi görmeliyiz.

Dağıtılan bildirilere, yapılan açıklamalara, gösterilen hedeflere, yapılan ihbarlara duyarsız kalan yöneticiler tek tek bilinen açıklamaları yaparak, görevlerini yapmanın rahatlığıyla yaşamaya devam ediyorlar.

Toplum olarak, bu saldırıların kişiselleştirmeden, ötekileştirmeden Türk halkına yapıldığını iyi bilmeliyiz.

Terörü, amacına ulaştırmaya çalışanlar bizi farklı şekillerde ayrıştırıyor, buna fırsat vermemeliyiz.

Yeni anayasa yapılmasının, bizi bölme planı olduğunu, rejim değişikliği olacağını iyi görmeliyiz.

Dünyada ki terör olaylarıyla kıyaslanacak duruma getirildik.

''Hangi ülkede terör daha çok eylem yapıyor, hangi millet daha çok ölüyor'' karlılaştırmaları yapılıyor.

İnançları, kendi bakış açısına göre yorumlamanın tehlikeli yanı, kendini şiddetle ortaya koyuyor.

Nerede olursa olsun böyle hain bir saldırıda ölen tüm insanların tek suçlarının, o an orada olmak olduğunu unutmamak gerekiyor.

Masum insanların topluca katledildiğini ve katliamın perde arkasını iyi görmek gerekiyor.

Din adamları çıkıp, ‘’Müslüman Noel Kutlamaz’’ demek yerine, ‘’müslüman can almaz, müslüman kan akıtmaz, müslüman çalmaz, müslüman bölmez’’ deseydi toplumda, kalleşçe öldürülen insanların ardından kimlik ayrıştırmaları ya da yaşam tarzları üzerinden değerlendirmeler yapılmazdı.

Yılbaşı öncesi sokaklarda bildiri dağıtma, fetva verme cesareti gösterenlere engel olunsaydı, insan haklarına, kültürlere, demokrasiye saygı duyulması yönünde açıklamalar yapılsaydı, bugün bu insanlar ölmezdi.

Toplumun kültürüne, inancına saygılı olmayanlar özellikle de adı Milli olan eğitim sisteminin başında olanlar daha küçücük çocukların hayatında bu ayrışmayı ve olumsuz algıyı oluşturuyorlar buna engel olmalıyız.

Bakanlığın okullara gönderdiği, dinimizde yeri olmayan yılbaşı kutlamalarını yasaklama yazıları gelecek tehlikenin boyutunu başka türlü anlatamazdı.

Sessizce ve hep birlikte, yavaşça ölüyoruz.

Göz göre göre parçalandık, dağılıyoruz.

Hemen, şimdi birlik olmazsak artık korkarım ki yok oluyoruz.

”Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.” ATATÜRK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru Oğuzhan Yeter - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.