Süreyya Sırma Hocamızın konuşmasından satır araları

Sevgili Diyarbakırlılar size bakınca Halit bin Velid’i hatırlıyorum. Bir gün bir kalenin altında durmuş yukarıya bakıyor, yukarıdaki kale nöbetçisi diyor ki; “sen bu kaleye nasıl çıkacaksın, çık da göreyim seni”. Halit bin Velit diyor ki “vallahi ben öyle bir Allah’a inanıyorum ki ya beni oraya çıkaracak ya da seni buraya indirecek” ve o kaleyi fethetmek nasip oluyor da. İnanmak lazım arkadaşlar, inanmak lazım.

Ben sizi görünce onu hatırlıyorum, siz benim gözümde kutsalsınız. Hepiniz başım gözüm üzerine geldiniz, beni de aranızdan biri olarak kabul ederseniz müşerref olurum.

Malum yakın tarihimizin acı sahneleri de vardır. Bundan birkaç yıl önce Karadeniz’e gitmiştim mihmandarım bana dedi ki, “bu ev benimkiydi Atatürk’e verdiler, yanındaki bina da kız kuran kursudur. Benim annem ölünce üç gün boyunca onu yıkayacak kimseyi bulamadık, dağ köylerinden bir bayan bulup onu yıkayıncaya kadar merhumenin cesedi kokmuştu, onun üzerine bu Kur’an kursu açtım hiç olmazsa böyle sıkıntılar yaşanmasın.”

Ali ulvi hoca diyor ki, “ey Muhammed sen ne kadar büyüksün ki seni her hatırladığımda insan oluveriyorum.” Bu gün 2 milyar Müslüman alemi olarak bu kadar sıkıntı yaşıyorsak peygamberi tanıyamamızdan kaynaklanıyor.

Ben Erzurum’da hocayken bir gün eve geldim ki hanım televizyonu izliyor ve ağlıyor bir de ne desin; “işte hoca bu hem ağlıyor hem de ağlatıyor.” Baktım ki konuşan Fethullah Gülen bu günkü adıyla Fetenyahu ki bu gün ABD’nin sinsi emellerine hizmet ediyor. Ben de hanıma dedim ki, sen ağlamak mı istiyorsun vallahi sana öyle bir yumruk atacağım ki sabaha kadar ağlarsın, bu din ağlama dini değildir, ilim, ihlas ve itaat dinidir, dedim.

Viyana’dan bazı öğrencilerimle Mekke’ye geldik Uhud dağına çıkıyoruz baktım bir öğrencim yoruldum diye sitem ediyor, ben ona elimdeki asa ile bir tane vurdum keçi gibi yukarıya kaçtı. Dedim ki; sen buraya çıkmakta zorlanıyorsan nasıl cihad yapacaksın? Kardeşlerim çok rahatımıza düşkün hale geldik bu hayra alamet değildir.

Allah celle celaluhu insanlık alemi rahat bir hayat yaşasın, Allah’ı tanısın diye 124 bin peygamber gönderdi ve bunların sonuncusu Hatemünnebiyin Muhammed aleyhisselamdır, biz de onun ümmetiyiz onu tanıyacağız ve modelleyeceğiz başka bir çıkar yol yok.

Allah’ı unutanlar Aslandan tanrılar, kafası insan gövdesi aslan olan heykeller yaptılar, derken bazı göz açıklar da bunlar cansız tanrılara inanacağına ben Tanrıları olayım dedi.

Firavnlar(sahte tanrılar, o gün Firavnlardı şimdi sistemler, düzeler)

Haman(Sağında solunda bulunan bürokratları/yardımcıları)

Karunlar(Saadet zincirini oluşturan zengin)

Belamlar(Satılmış sahte Hocalar)

Bu yönetim sistemi ile halkı kendine bağladılar maalesef.

Köleler Firavun için ölmeyi ibadet bildikleri için ölümüne çalışıyor ve baskı ve zulme karşı sessiz kalıyorlardı. Bir mümin ancak Allah için ibadet edebilir.

Allah’ın ilk emri “oku” olmasına rağmen Müslümanlar bu emri “okuma!” olarak algılamış ki okumuyorlar. Erzurumluların deyişiyle “cahal” bir ümmet olduk, Allah’ı da, Peygamberi de tanıyamadık. Onun bunun peşinde gidiyoruz.

Peygamberimize hep barış peygamberi diyorlar, hoş güzel de siyerde savaşlar da vardır, çünkü bazen icap ederse savaşacaksın tabi.

Çağrı filmini izlemişsiniz orada hiç Yahudilerle yapılan bir savaş var mı? yok, halbuki peygamberimiz dört defa Yahudilerle savaşmış.

İstanbul sulu kulede bir türbe yapmışlar üzerinde yazıyor;Eshabı kiramdan Abdurrahman paşa, ya arkadaşlar Allah aşkına paşadan sahabe olur mu? ya da Sahabe paşa olur mu? maalesef düşünmüyoruz.

Firavn’un heykeli sarayının iki katı yükseklikte, kimse demiyor ki bu adam bu sarayda nasıl yaşıyordu?

Çaputlardan medet umar hale gelmiş bayanlarımız, birçok yerde uyduruk ağaçlara çaput bağlayanlar var, olacak iş midir?

İngilizce bir deyim var Emansteyşin (Kadının erkeğinin boyunduruğundan çıkmak anlamında bir deyimdir)

Kadınlarımız da maalesef feminist oldular. Şunu yapmam, bunu yapmam diyorlar. Bir ara ben Erzurum’da hocayken bir akşam hava da soğuk kapıyı çaldım, hanıma selam verdim, hanım selamımı almadı, hanım hayırdır? Efendim elbise yıkamak, yemek yapmak benim görevim değilmiş ben bundan sonra yapmam. Ben de dedim ki yapmazsan 24 saat zarfında yapan birini bulurum.

Arabanın tekerleği patlarsa ben yapacağım, düğmem koparsa hanım dikecek başka yolu yok. Allah diyor ki siz birbirinizi tamamlayıcısınız.

Hüdeybiye’de Mekke müşrikleri ile yapılan anlaşma gereği o yıl hacca gitmekten vazgeçildi, Hz.Peygamber sahabelere “devenizi kesin, saçınızı tıraş edin, ihramdan çıkın” dediği halde sahabeler ilk etapta onu dinlemediler. Peygamber mahzun mahzun çadırına geldi Ümmu Seleme annemiz dedi ki, sen saçını tıraş, deveni kes, onlar sana bakar aynı şeyi yaparlar ve peygamber eşinin dediğini yaptı ve gerçekten de sahabeler peygamberin yaptığını yaptılar.

Veda hutbesi diye bir veda haccı hutbesi var, orada peygamberin bize, insanlık alemine çok güzel nasihatleri var, Bazılarını hatırlatmak isterim;

*Ey insanlar hiç kimseye zulüm etmeyiniz ama size zulüm edilmeye de müsaade etmeyiniz,

*Faizi ayağımın altında çiğnedim,

*Bir de milliyetçiliği yasaklamış, Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap olana üstünlüğü yoktur, üstünlük takva iledir dedi.

*Erkelerin kadınlar üzerinde kadınların erkekler üzerinde hakları vardır. Kadın hakları konusunda Allah’tan korkun

*Kur’an ve sünnete tabi olun,

1966 yılında Dögol dedi ki, “ey Avrupalılar biz 30 milyon insan birbirimizden öldürdük, halbuki hepimiz Avrupalıyız, gelin bu milliyetçiliği Ortadoğu’ya verelim onlar kavga ederken, biz de onları sömürürüz.” Gerçekten öyle de yaptılar.

Feridüddiniatar diye bir zat var, Pendname(Öğüt kitabın)da diyor ki;Dostum pazara git kendine bir dert al, bulamazsan gel benden ödünç al.

İslam alimleri Bin yıl önce ciltlerce kitaplar yazmış hem de o günün şartlarında, Bunlardan bir kaçı Taberi, ibnul Esir, Mesudi… gibileridir. biz bu gün bu kitapları okumaktan aciz duruma düştük. Batılılar bin yıl önce yazılan bu kitapları tercüme edip faydalandılar, Peki bu zatların elinde bu günkü imkan var mıydı? yoktu tabi ama imanları vardı kardeşlerim imanları.

Bu özet sunumlu sizinle paylaşmayı bir vazife bildim.

Saygılarımla..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.