Hem Osmanlı torunuyum hem de Cumhuriyet çocuğuyum

Bu hafta ki yazım aslında “Plastik geri dönüşümüyle ülke ekonomisine nasıl katkı sağlanır” hakkındaydı. Fakat o yazımı yarıda kesip alelacele sizlere bu yazıyı hazırladım.

Türkiye cumhuriyet tarihinin en önemli, en kritik ve en büyük referandumuna hazırlanıyorken. Gerek sosyal medyadan, gerekse etrafımdaki çevrelerden Osmanlı ve cumhuriyet üzerinden birbirlerine dışlayıcı, ötekileştirici ve saldırgan söylentiler zirve yapmış durumda.

Öncelikle, Türkiye’de Kürt ve alevi sorunları daha buzdolabında çözülmeyi beklerken, birde Osmanlı ve cumhuriyetçi ayrımı çıkartmak hiç kimseye bir şey kazandırmaz.

Ne Türkiye’yi Osmanlılar ve Cumhuriyetçiler diye iki karşıtlı sipere bölerek nede birbiriyle yarıştırarak güçlendirebiliriz.

11 Eylül saldırılarından sonra Ortadoğu da dünyanın en büyük savaş oyunları oynanırken bizim tek yumruk olabilmemiz için ayrışmaya ve kutuplaşmaya yol vermememiz gerekiyor.

İyisi ve kötüsüyle, hem Osmanlı hem de Cumhuriyet, Türkiye’nin gurur duyduğu en önemli iki ayrı tarihidir. Bu önemli değerlerin ne kimsenin karartmasına, ne de İstismar etmesine izin vermemeliyiz.

Şunu unutmayalım ki, eğer herkes ayni görüşe sahip olsaydı milyon dolarlar harcanarak böylesine önemli bir referandum yapılmasına gerek duyulmazdı.

Her bireyin beyni kendine öz bir algısal sisteme sahiptir, örneğin dokuz ay boyunca aynı rahimde gelişmiş, aynı anne ve babadan olma iki ikiz kardeşin önüne bir resim koyarsanız. Ve o resmin betimlemesini, çözülmesini ve yorumlamasını onlardan talep ederseniz ortaya iki farklı analiz sonucu çıkar.

Aynı anadan olma İki kardeşin bile aynı algı ve dünya görüşüne sahip değilken. 80 milyonluk bir ülke ’de herkesin aynı görüşe, aynı hayat tarzına ve aynı dava görüşüne sahip olmasını da bekleyemeyiz.

Muhakkak ki, her birey kendince referandumu algılar ve üzerinde düşünüp bir evet veya hayır neticesine varır.

Burada önemli olan, eğer evet veya hayır propagandası yapıyorsan bunu ülkenin değerlerine zarar vermeden hoşgörülü bir tavırla yapmandır. Çünkü evetci de olsan, hayırcı da olsan. 16 Nisan’dan sonra, sandıktan ne sonuç çıkarsa çıksın mecburen gene kardeşçe herkesle yaşamak zorundasın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fehmi Yetik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.