Mevlana'yı anmak yetmez anlamak, anlatmak yetmez yaşamak lazım

İslam dünyasında ve Dünya Milletleri arasında alim, arif, şair, mütefekkir, mütedeyyin ve mutasavvıf kimliği ile tanınan ve asıl adı Muhammed Celaleddin olan Hz. Mevlana'nın 745. Vuslat yıl dönümünü idrak ediyoruz.

Mevlana hayatını; "Hamdım, piştim, yandım." Sözleri ile özetler. "Hayat bir nefestir, aldığın kadar. Hayat bir kafestir,kaldığın kadar. Hayat bir hevestir daldığın kadar" sözleriyle yaşamayı bir nefes kadar kısa,dünyayı bir kafes gibi dar, dünyanın nimetlerini bir anlık heves gibi geçici görür.

Allah ile olduktan sonra ömürde hoş, ölümde hoş!

"Allah ile olduktan sonra ömürde hoş, ölümde hoş!", Öğreneceksin yüreğim! Öğreneceksin ... Dünyanın hasret, ölümün vuslat olduğunu" sözleriyle Mevlana; ölümü yeniden doğuşa ve Rabbine kavuşmayı sevgiliyle buluşma anına benzetir. Hz. Mevlana'nın her bir cümlesi asırlar ötesini aydınlatan çerağ gibidir. Onun için vuslatının üzerinden 745 yıl geçmesine rağmen gönül gözüyle bakabilenler için mana aleminin sultanı olmaya devam eder.

Mevlana'da folklorik gösterilere,turistik verilere kurban edilmemelidir.

Mevlana'nın sema etmesi sanıldığı gibi folklorik bir gösteri değildir. İslam düşüncesine ait inanç akidelerinin akıl, ruh ve sevgi üçgeni içinde sunulmasıdır. Zira Sema; sembolik olarak, kâinatın oluşumunun, insanın âlemde dirilişinin, kulluğun idrak edilip “İnsan-ı Kâmil” e doğru yönelişinin ve sonsuzluk alemine dalışının ifadesidir. Semazenin siyah hırkası mezarı, hırkanın çıkarılması manen yeniden dirilişi, başa giyilen sikke; mezar taşını, tennure kefeni, kolların çapraz bağlanması 1 rakamı gibi olup, Allah'ın birliğinin tasdik edilişini, sağ elin göklere açılması ve sol elin yere dönük tutulması Haktan aldığı ihsanın geri halka saçılmasını, sağdan sola kalbinin etrafında dönülmesi ise bütün yaratılmışları aşk ve sevgi ile kucaklamasını sembolize eder.Durum böyle olunca semazenlerin musiki eşliğinde dönüşlerini izleyip kendi kulluğunu hatırlayamamak,semazenlerin kostümlerinde kabri,haşır ve neşiri,öldükten sonra dirilişi,Allah'ın varlığını birliğini,bahşedilen nimetlerin Allah için tasattuk edileceğinin ve bütün yaratılmışları yaratandan ötürü kucaklamamız gerektiğini görememek Mevlana'yı anmak olabilir ancak anlamak olamaz. Mevlana'nın hayatı sözleri anlatılabilir ancak yaşamak olamaz.

O bir peygamber değildir. Ancak O'nun kitabı vardır.

Mevlana’nın eserleri Kuran ve Hz. Muhammed’in sahih hadislerini ihtiva eden ‘Kütüb-i Sitte’ den sonra en muteber kitaplar olarak zikredilir. Zira, Onun eseleri Kuran ayetlerinin yorumundan, Peygamberimizin hadisi şeriflerinin anlatımından başka bir şey değildir. Molla Camii Hazretleri "O bir peygamber değildir. Ancak O'nun kitabı vardır." sözleriyle Mevlana'nın mana aleminin derinliği yanında, İslami ilimler konusunda da ehliyet,liyakat ve dirayet sahibi olduğuna işret eder.işte Mevlana'yı Mevlana yapan şey Kuran'a ve sünnete bağlılığıdır.

Şeriatsız İslam,İslamsız tasavvuf tasavvur edilemez.

Mevlana derki,"Aynalar türlü türlüdür. Yüzünü görmek isteyen cama bakar. Özünü görmek isteyen cana bakar. Bir ayağım sağlam bir şekilde şeriat üzerinde, diğer ayağım 72 Milleti dolaşır."

Ne yazık ki; günümüzde Şeriatsız İslam, İslamsız tasavvuf, ibadetsiz din, Mevlasız Mevlana özlemi içinde olan, kendilerini entelektüel olarak tanımlayan bazı çağdaş sosyeteler;"Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Muhakkak ki Allah bütün günahları bağışlayıcıdır." ayetinin yorumundan başka bir şey olmayan:

"Gel,gel,ne olursan ol yine gel,

İster kafir,ister Mecusi,ister puta tapan ol yine gel.

Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir.

Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel "

Dizeleri ile Mevlana'yı Allah'a karşı insanı, vahye karşı aklı, dine karşı pozitivist bilimi ilahlaştıran Hümanist ve mistik bir şair gibi tanıtma gayreti içindedirler. Ne yazık ki anlatımda Mevlana'nın gerçek yüzünü yaşamada çağdaş sosyetelerin görüşleri hakimdir. Her Müslüman'ın bu durumdan ibret alması ve ders çıkarması gereklidir.

Mevlana; insan severdir amma, asla bir hümanist değildir

Mevlana bu sözleri ile İslam'da olmayan yeni bir çığır açmamıştır. İslam'ın koyduğu sınırların dışına taşmamıştır. Sadece Allah'ın bağışlayıcılığını ve ümitsizliğe düşülmemesi gerektiğini hatırlatılmıştır. Çağrı İslam'ın evrensel çağrısıdır. Çağrılan dergah Mevlevilik dergahı olmayıp, bizatihi İslam'ın kendisidir. Mevlana da İslam dergahının bir müridi, bir mürşidi ve bir şeyhidir. "Aynalar türlü türlüdür. Yüzünü görmek isteyen cama bakar.Özünü görmek isteyen cana bakar." "Bir ayağım sağlam bir şekilde şeriat üzerinde, diğer ayağım 72 Milleti dolaşır." Diyen Mevlana için şeriatsız İslam,İslamsız tasavvuf düşünülebilir mi? Şu iyi bilinmelidir ki dili, dini, ırkı, rengi ne olursa olsun bütün insanları Hak nurundan bir parça olarak gören Mevlana; insan severdir amma, asla bir hümanist değildir.

Mevlana'yı Mevlana yapan şey; Kitaba ve sünnete bağlılığıdır.

Muhammed Celaleddin'i efendimiz anlamına gelen "Mevlana"yı Mevlana yapan şey; Hümanistliği ve şairliği değildir. "Aşk dediğin ya Allah'tan gelmeli, ya Allah için olmalı.. Ya da Allah'a ulaştırmalı, yoksa yerle bir olmalı, Aşk bir gül gibidir Yusuf'a benzer. Kokusunu almaya bir Yakup ister. Aşkı ALLAH korur, kurda yem etmez.

“Gönlümün içindeki ve dışındaki hep O'dur.

Tenimdeki can, damar ve kan hep O'dur.

Mısralarında olduğu gibi; Allah'ın “asıl sevgili” olduğu yerde başka sevgiye yer vermemesidir. Işığını güneşten alan ay gibi, feyzini İslam'dan, Kurandan ve âlemlerin sevgilisi Hz. Muhammed’den almasıdır. Keyfiyetsiz olan benim, vücudum hep O'dur.”

Mevlana'yı bir hümanist olarak takdim edenlere ve turizmi teşvik edici bir malzeme olarak kullanmak isteyenlere Mevlana'nın cevabı:

Ben yaşadıkça Kuran’ın kölesiyim,

Seçilmiş Muhammed’in ayağının yolunun tozuyum.

Birisi beni bundan başka bir sözle naklederse,

Ben o sözü söyleyenden de, o sözden de şikâyetçiyim. Dizeleridir.

Küresel güçler ümmetleşiyor,Müslümanlar parçalanıyor.

Bu gün, savaşların, iç çatışmaların, haksızlıkların, şiddetin hüküm sürdüğü emperyalist batılı güçlerin ümmetleşerek birleştiği, İslam ümmetinin çatışarak, çarpışarak, savaşarak parçalandığı dünyamızda evrensel barışın, kardeşliğin,sevginin hoşgörünün simgesi olan Mevlana’yı daha fazla anlamaya ve yaşamaya ihtiyacımız vardır.

"Sende o var bu var, falan dedi var, falan anlattı var, peki sende senden ne var?", "Her yüze bakma can! Her gülüşe aldanma can! Her ele el uzatma Can! Her güzel söze kanma can.", "Nasihat verecek adama değil, örnek olacak adama ihtiyaç var." "Ey can kimseyi kırma, sözden ağırı yoktur. Beden her yükü kaldırır ama, gönül her yükü kaldırmaz.

"Sevgide güneş gibi ol,

Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,

Hataları örtmede gece gibi ol,

Tevazuda toprak gibi ol,

Öfkede ölü gibi ol,

Her ne olursan ol,Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol."

Zira hak yolunda hakikate varmak sözle olmaz! İnandığını yaşamakla olur.

Fidan büyüt, çocuk eğit, yoksul besle ama kin besleme! ...

"Paranı ver, gönlünü ver, canını ver ama sırrını verme! ...İşini beğen, aşını beğen, eşini beğen ama kendini beğenme! ... Fidan büyüt, çocuk eğit, yoksul besle ama kin besleme! ... Davet et, hayret et, ülfet et, affet ama ihanet etme!...Kitap oku, meslek oku, dünyayı oku ama lanet okuma! ... Gönül al, dost al, yoldaş al ama beddua alma! ... Yaklaş, tanış, konuş,uzaklaş ama uşaklaşma! ... Doğrul, sayrıl, evril, devril ama eğrilme! . itil, ütül, atıl, katıl ama satılma! ...

Sözlerinde ifade edildiği üzere sevgi, barış, tevazu,dürüstlük ve hoşgörü timsali bir hayatı turistik dansa dönüştürülen sema gösterileri ile gelecek nesillere taşımamız mümkün değildir. Bizim bir Müslüman olarak, Mevlana'yı Mevlana'ya yakışır bir tarzda anma ve anlama sorumluluğumuz vardır.

Şu toprak altında çırak ta bir, Usta da.

Bu duygu ve düşüncelerle Mevlana’yı vuslatının 745. Yılında rahmetle anarken, sözlerimi yine Onun şu sözü ile tamamlıyorum." Allah adına savaş açanlar, kötülükte ısrar edenler,yalan söyleyenler,iftirayı meslek edinenler, merhamet ve vicdan sahibi olmayanlar, insanlara zulmedenler Allah’ın sevgili kulu olamazlar. Ve onlar bizden değildir. Varsın olmasın hayatta her istediğimiz. Biz olana Elhamdülillah, olmayana Eyvallah demesini biliriz." Hırsını bırak, kendini boş yere harcama! Şu toprak altında çırak ta bir Usta da. Diyen söz ve yaşantısıyla adam gibi yaşamanın Müslüman gibi Müslüman olmanın ve Müslüman olarak, ölmenin gizemli sırlarını öğreten Hz. Mevlana'yı rahmetle anıyor ruhu şad mekanı cennet olsun diyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.