KARANLIK KAOS SÜRECİNİN PARANTEZİNİ KAPATMAK İSTİYORUZ

Maraş’ta bundan tam 38 yıl önce 12 Eylül faşist darbesine giden yolda solcu ve Alevi yurttaşlarımıza yönelik bir katliam yaşandı, yaşatıldı.

1978'in 19-26 Aralık günleri arasında Maraş’ta yaşanan olaylarda, resmi rakamlara göre 111 kişi katledilmiştir. 800 civarında ev ve iş yeri yakılıp, yıkılmıştır. 24 Aralık 1978’de Maraş sokakları kan gölüne çevrilmiş, bunun sonucunda da devrimci, aydın ve Alevi vatandaşların yüzde 80’i Maraş’ı terk etmiştir.

Çorum, Gazi, Sivas ve benzeri katliamlar gibi Maraş katliamı da aynı işbirlikçi, gerici ve karanlık odaklar tarafından gerçekleştirilmiştir.

ABD ve NATO merkezli bu katliama aracılık eden taşeron unsurlar, insanlığa karşı işlenen bu vahşetin sonucunda yargılanmamıştır. Maraş davası 12 Eylül faşizmi koşulları altında katillerin değil, saldırıya uğrayan devrimcilerin ve canları için direnen Alevi vatandaşların yargılandığı bir dava olarak görülmüştür.

Vicdanlarda ve tarih önünde zaten mahkum olmuş olan katliam failleri, elbet bir gün hukuk önünde de gerekli cezayı alacaktır. Çünkü insanlığa karşı işlenen suçlar zaman aşımına uğramaz, unutulmaz, unutturulamaz ve asla affedilemez.

Maraş katliamında olduğu gibi, devlet içinde yuvalanmış ve etkin olmuş uluslararası güçlerin maşası olan, hukuk dışı unsurlar yakın tarihimizde de terör eylemlerini, faili meçhul cinayetleri, toplumsal kutuplaştırmayı; siyaseti ve ülke geleceğini şekillendirmenin bir aracı olarak kullanılmaya devam etmektedir.

Darbe ve dikta süreçlerinin inşasında bu yöntemlere sıklıkla başvurulmuştur. 12 Eylül öncesi katliamlar ve Maraş katliamının belirtilen amaçlar ve yöntemlerle gerçekleştirildiği artık gün ışığına çıkmıştır.

7 Haziran seçimlerinden bu yana, toplumsal şiddetin ve terör eylemlerinin toplumsal yapının ve politik süreçlerin şekillendirilmesinde kullanılan etkili bir araca dönüştürülmesini kaygı ile gözlemliyoruz.

Her gün Türkiye’nin dört bir tarafında yaşanan terör eylemleri ve katliamlar üzerinden sistemli olarak yürütülen kutuplaştırma, toplumsal barışımıza yönelik büyük bir tehdit olarak endişelerimizi fazlasıyla artırmaktadır.

Maraş katliamının acısını ve etkilerini unutmak ve gidermek 38 yıl sonrasında dahi mümkün değildir. Yaşadığımız katliamlar karşısında, acılarımızı bilince taşıyarak, yaşadıklarımızdan çıkardığımız derslerle; her koşulda teröre karşı birlik olacağımıza dair mutabakatımızı korumak durumundayız.

Oluşturulmak istenen algının aksine bu terör eylemlerinin karşısında acz içinde kalan demokrasimiz ve hukuk devleti değil, basiretsiz, tutarsız, terörle mücadele çizgisi kırık olan yönetimlerdir.

Cumhuriyetimizin, demokrasimizin ve hukuk devletinin yok edilmesi ve halk egemenliğinin bir kişiye devredilmesi anlamına gelen Yeni Anayasa dayatmasını yüz yıllık mutabakat alanlarımıza ve değerlerimize yapılmış, sistemli ve planlı bir saldırı olarak görüyoruz.

Her partiden, her kesimden yurttaşlarımızla bu dayatmayı ve saldırıyı geri geri püskürtüp, bu süreci bir fırsata çevirerek, içinden geçtiğimiz bu kirli, kanlı, karanlık kaos sürecinin parantezini kapatmak istiyoruz. Tüm yurttaşlarımızla birlikte barış ve huzur içinde yaşadığımız bir Türkiye’ye yürümek istiyoruz.

Bu inanç ve duyarlılıkla 38. yılında Maraş katliamını lanetliyor, yaşamını kaybedenleri saygıyla anıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.