Partilerin eli-ayağı taşra teşkilatlarıdır!

Şaka bir yana ülkemizde devletin yönetim şekli artık değişmiştir, bu durumda devlet mekanizmasının tamamı buna göre formatlanmalıdır ki bu sistemin getirdiği yenilik; hayır, huzur ve zenginlik olarak vatandaşa yansıyabilsin.

Muhalefet eski muhalefet ise, iktidar eski iktidar ise, bürokrasi eski bürokrasi ise, vatandaş sistemin değişikliğini hazmetmezse yine eski sorunlar devam edecek demektir.

Bu paydaşların başında da AK Parti il ve ilçe teşkilatları gelmektedir tabi. Çünkü görünen o ki AK Parti bir süre daha iktidarda kalmaya devam edecek. Dolayısıyla yeni sistemin içini öncelikle ve özellikle AK Parti teşkilatları dolduracak.

Malum AK Parti'nin nitelikli siyasetçi yetiştirme adına 2008 yılında başlattığı ve bu sene 17'ncisi gerçekleştirdiği“Siyaset Akademisi”adlı bir sürekli eğitim programı var, bu programa salt sertifika almak için gelen kimseleri bir kere teşkilat yönetiminden uzak tutmak lazım.

Birinci dersin son 15-20 dakikasına gelip, ikinci dersle birlikte yoklamayı imzalayıp kaybolan göz açıklar, yarın fırsat ellerine geçerse yapmayacakları halt kalmaz diye düşünüyorum.

Kağıt üzerinde hile yapanlar, çaldıkları minareye kılıf bulabilecek tipten beyaz yakalı hilebazlardır.

Dolayısıyla siyaset akademisine gelen kimseler için Siyaset Akademisi koordinatörlerinden kanaat istenmelidir diye düşünüyorum.

Ben bizzat şahit olmuşum şöyle diyenler var:

“Bu sertifikalar bir şeye yaramıyor, ben de 2-3 tane var.”

Tabi bu ifadeyi kullanırken benim gözümde ne kadar küçüldüklerini bilseler tuhaf olacaklar, çünkü ben anlıyorum ki bu tür kimseler derse devam etmeyen, sahte imzalarla kendini var yazdıran, sınavda sağa-sola bakarak başarı belgesini alanlardır.

2008 yılında siyaset akademisine gitmiştim 10 hafta, 40 saatlik ders almıştık, oradan aldığım bilgi ve tecrübeyi bazı uluslar arası nitelikli konferanslar hariç hiçbir yerde almış değilim desem inanın.

*Aynen 2008 yılı kalitesinde 18.siyaset akademisini 81 ilde açarak yeni sistemi ve bu sistemin gereksinimlerini, olmazsa olmazlarını gerekli dersleriyle birlikte anlatmak lazımdır diye düşünüyorum. Eğer taşra teşkilatı şimdiye kadar olan siyaseti modelleyerek siyaset yaparsa vay halimize.

Bu senenin de siyaset akademisi Diyarbakır koordinatörlüğü bendeydi. 30 kadar nitelikli, bilgili, samimi akademisyenler ve siyasetçiler akademimize hoca oldular, haftada iki gün olmak üzere 8 hafta, 16 gün Özgürhaber gazetesin’de manşet olduk, ben bütün derslere girmeye çalışıyor, dersleri özetleyip haber haline getiriyordum.

Sağolsun mezkur gazetenin genel yayın yönetimi Ergin Öztürk bey de özel haber olarak manşete taşıyordu.

İlginçtir tanıtım medya il başkanımız basına bir kahvaltı verdi, bir de ne göreyim Ak partiyi 16 gün manşete taşıyan bu bey efendi davet edilmemiş.

Neyse ki İl Başkanınız Avukat Muhammed Akar onu aradı da bir nebze gönlünü aldı, kısmen hatamızı tamir ettik.

İlgili haberi ders hocalarına da gönderiyordum, bu çalışmanın sonunda bir değer ortaya çıkıyordu.

Kısacası teşkilatlar şu konularda yenilenmeli, hayata, siyasete bakış açısını değiştirmelidir.

1- Parasal açıdan başkasının eline bakmamalıdır (Bütçeden alınan katkının büyük bir kısmı taşra teşkilatlarına verilmelidir)

*Bu işi gönül işidir, diyen kimselerin hilelerine aldanmayalım, kişi emeğinden fedakarlık yaparak partisine katkı verebilir fakat cebinden katkı veremez, verinler de onu telafi etme yolunu arıyorlar.

2-Teşkilatlar şunu bunu işe sokmak için akıl çalıştırmamalıdır, yandaşlarını/yakınlarını kurumların başına getirmemelidir,

3-Külliyenin ağırlığını üzerinde hissetmelidir,

4-Teşkilatlar Allah rızasını önceleyerek her gün bir kazançla günü kapattığının şuurunda olmalıdır,

5-Basın ve sivil topluma haftanın belli saatlerini ayırmalıdır, isteyen ilgili o saatte Başkan dahil teşkilata ulaşabilmelidir.

6-Kanaat insanlarıyla işbirliği içinde olmalı, rutin aralıklarla istişarede bulunmalıdır.

7-Kurumların kamu adına daha verimli çalışmaları için bir katalizör görevini görmelidir,

8-Ar-Ge aracılığıyla daima sahadan haberdar olup, taşranın sorunlarını genel merkezlerine şeffaf, süzgeçsiz, engelsiz bir şekilde taşımalıdır.

*Ar-Ge birimi öyle bir birim ki diğer tüm birimlere yol gösterecek, eylem planları hazırlayacak, akıl, fikir üretecek nitelikte bir ekibe sahip olmalıdır diye düşünüyorum.

9-Her ilin ve ilçenin teşkilatı yerleşim birimi hakkında bir SWOT analizi yaparak, kısa, orta ve uzun vadeli eylem planını ortaya koymalıdır.

10-Kurumlara güven, destek ve motivasyon vermelidir, öyle ki hiçbir kurumun il ve ilçe müdürü kendini yalnız hissetmemelidir.

11-Partiyle ilgili küçük bir dedikoduya hemen cevap verilmeli, tereddüt ve su-i zannın oluşmasına fırsat verilmemelidir.

12-Vekiller yerelde programlarını parti teşkilatı disiplininde yapmalıdır.

13- Siyasetin eski kurtları teşkilatların oluşumuna, manevra alanına müdahale etmemelidir. (Abdullah Gül beyefendi bunun en iyi örneği olsa gerek, siyasete mesafeli duruşunu takdir ediyorum)

*Eski Vekillere, Bakanlara bir görev verilirse heyecanla, tevazu ile yerine getirmeleri lazımdır diye düşünüyorum. Teşkilatların rızası varsa il ve ilçe başkanlıklarında da yer almaktan geri durmamalıdırlar.

14-Teşkilatların genel işleyişi vatandaşın refah ve huzuruna endeksli olmalıdır.

15-Olup biten hadiseleri takip edip sakin bir kafa ile değerlendirecek kısa adı (AK-YÜİK) olacak Ak Pati Yüksek İstişare Kurulunu oluşturmalıdır.

Kim diyebilir ki; “haydı canım sende bunlar ütopik beklentilerdir.” Sanırım kimsenin böyle düşünmeye hakkı yok, medeni dünya böyle siyaset yapıyor. Böyle bir siyaset yapısı bizim ruhumuza daha uygundur. Çünkü adalet kokuyor, umut veriyor.

Siyasi partilerin eli ayağı teşkilatlardır, bir ilde teşkilatınız kuvvetli değilse Ankara’da güzel şeyler yapsanız da havadır.

Böyle bir nitelik teşkilatlara kazandırmadığınız zaman teşkilat değişmiş, biri gitmiş, başkası gelmiş ne anlam ifade eder? Sormadan edemiyorum.

Diyeceksiniz ki şimdiye kadar bunlar yapılmıyor muydu? Elbette ki bazı il ve ilçe teşkilatlarında yapılıyordu, ama Türkiye geneli için bunun yapıldığını söyleyemeyiz, aksi halde“hayır oyları”bu kadar yüksek çıkar mıydı? Değil mi?

Buyurun devamını siz getirin olur mu? Haksızsam onu da söyleyin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.