ESKİ TÜRKİYE

Anlamsız bir şekilde Çelik’i, Barış Manço’yu, Gökhan Semiz’i, Kerim Tekin’i, Kayahan’ı, Ayna grubunun solisti kel abiyi, 90ları, çocukluğumu özledim bu gece…

Güzel zamanlardı be. Çok güzel zamanlardı. Kalem ile kaset sarılan, cam kenarından macun sökülen yeni nesilin asla bilmeyeceği bir dönemdi. Gökhan Semiz’i trafik kazasında kaybetmeden önce Grup Vitamin vardı mesela. Şarkı sözleri anlamsız, saçma da olsa eğlendiriyordu. Aşk şarkılarının prensi vardı mesela, sevdiğini özleyenler seni çok özledim gece gözlüm diyordu Kayahan abiyle birlikte. Şimdi ki gibi değildi şarkılar, türküler. Şimdiki kadar imkan da yok öyle. CD DVD USB Youtube falan yok, kaset var alırsan, müziğini dinlersin.

Başında sabahladığımız, uğruna ebeveynlerimizle kavga yaptığımız atariler vardı mesela.Mario ile prenses kurtarmacalar, Contra’da bölüm geçemeyip sinirden atari kırmacalar. Şimdiki neslin bilmediği yok olup giden bir değer daha. ( Bulursanız oyuncakçılarda, alın çocuklara gelenekler ölmesin).

Akşam ezanına kadar kan ter içinde futbol maçı yaptığımız, yakar top, istop oynadığımız günler. Şimdi ne bilsin elin uzay çağındaki çocuğu renklerle oynanan istopu, top çarpınca yanmayı, anca tabletten CandyCrush oynasınlar akşama kadar.

Çocukluğumuza dair ne varsa ölüyor yavaş yavaş. Barış abi öldü, Gökhan Semiz, Kerim Tekin öldü. Ayna’daki kel solist öldü, Kayahan öldü, 90lar öldü.

Dizilerimiz bile güzeldi. Süper Baba’daki baba sanki bizim babamız, Bizimkiler sanki bizim apartmanda çekiliyor, Mahallenin Muhtarları sanki bizim mahalleyi anlatıyordu. Sımsıcak hayatlar izliyorduk her seferinde. Şimdiki gibi birbirinin kuyusunu kazan çiftler, ergen liseli dizileri, kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan dizilerimiz yoktu.

Kemal Sunal filmleri her akşam çayla birlikte güle güle izleniyordu. Hala izleniyor gerçi ama kimse o zamanlar çıkıp Kemal Sunal’a toplum yapısını bozan, İslam’ı kötüleyen filmler çekiyor demiyor, bunu düşünüyorsa bile kendisinde bu cesareti bulamıyordu.

90larda her şey daha güzeldi. Hiçbir konuda bu kadar ayrışmamıştı insanlar. İdeolojisi birbirine uymayan insanlar birbirini yaftalamazdı misal. Ecevit’e yazar kasa fırlatılmasını alkışlayan da, Tansu Çiller’e küfür eden de, baş parmağını kaldırıp Saadet’e gel diyen de, Ölürüm Türkiye’m söyleyen de, devrimciler dekahvede aynı masada oturabiliyordu, kahvelerde sigara dumanından göz gözü görmüyordu belki ama kahveler bile daha zevkliydi. Görüşü görüşüne uymuyor diye sen vatan hainisin demezdi kimse kimseye.

Bu kadar imkanımız yoktu ama bu kadar da kötü değildi eski Türkiye. Yılbaşlarında yeni doğan bebek haberleri alırdık, terör vatandaşlarımızı katletti haberleri yerine. Kadına şiddet haberlerini çok duymazdık ancak gazetelerin 3.sayfalarında ufak küpürlerle yer bulabilirdi bu haberler kendilerine, hele çocuk tecavüzü haberlerini hemen hemen hiç duymazdık. Kötülüğü, hırsızlığı, yolsuzluğu o dönemlerde kimse savunmazdı. Kimse çocuk tecavüzü için bir kereden bir şey olmaz demezdi, Diyanet baba öz kızına şehvet duyabilir falan diye fetva da vermezdi. Televizyonda bu kadar hoca da yoktu eski Türkiye’de. Din sömürüsü yapılmaz, insanların dini başkalarının gözüne sokulmazdı. İyi şeyler hep birlikte alkışlanır, kötü şeyler hep birlikte kınanırdı.

Yaptığı yemeği komşularıyla paylaşan güruh vardı misal. Sonra zamanla o güruh sosyal medyada yediğini paylaşıp keyifli hisseden güruha evrildi nedense.

Dört parti lideri aynı televizyon programında canlı yayınlarla tartışırlardı. Ali Kırca vardı, Siyaset Meydanı vardı. Hiçbir siyasi lider diğerine Alevi, katil, yalancı diye hakaret etmezdi. Hiçbir siyasi lidere karım kızım sana feda olsun denmezdi. Evet götüne don alacak parası olmayıp tuttuğu partisini ağzından salyalar akarak savunanlar yine vardı ama bu kadar fanatizm boyutunda değildi siyaset. Merdiven altı işletmeleri basan Uğur Dündar vardı, basın özgürdü o zamanlar. İnsanlar daha rahattı, daha huzurluydu. Asgari ücretliler bile geçim sıkıntısı çekmiyordu, şimdi ki gibi karı koca memurların bile geçinemediği bir ortam yoktu, tek maaşla çocuk okutuyor, ev araba alıyordu insanlar, ekonomi bu kadar kötü durumda değildi.

Eski Türkiye’de duble yollarımız yoktu, köprülerimiz, tünellerimiz, metrolarımız yoktu ama insanlar daha mutluydu. Sevgi vardı arada, siyaset dostlukları zedelememiş, futbol henüz endüstrileşmemişti, Hakan Şükür Türk futbolunun kralıydı.

O güne dair ne varsa özlüyorum bazen. İnsan mavi logolu Star Tv’yi, zamanın D Smart’ıTeleon’u, ben Sadettin Teksoy diyen ne idüğü belirsiz meczup adamı bile özler mi ? Özlüyor. Bu gidişle daha çok geçmiş hasretiyle yanıp tutuşacağız biz. Ülkenin geleceği zifiri karanlık çünkü.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammed Yavaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.