BİR YOK OLUŞ: OKUMAYAN YAZARLAR

Okumak. Son yıllarımızda iyice kanayan yaramız. Kabuk dahi bağlamadan gittikçe büyüyen yaramız. Bir süre sonra kurtarılamaz noktaya gelmenin ardından, aydınlık çağın kapanıp karanlık çağa gömülecek olan bizlerin en büyük derdi aslında. Ülkece okumuyoruz, okutamıyoruz. Ama herkes her konuda her şeyi konuşup yorum yapabiliyor! Çok ilginç. Sanırım bilgisizliğin vermiş olduğu bir güven patlaması bu durum. Bir söz vardır, çok severim: Aklı küçük olanher şeyi bildiğini sanır. Bilmez ki cahil, “Tavuğun ufku kümesincedir, insanın ufku usunca olur.” Aklı kıt olanın doğrusu az olur. Buradan şu noktaya gelmek istiyorum; yazarlarımız da okumuyor. Dolayısıyla bir süre sonra da yazamayacaklar kanımca. Çünkü kendilerini güncellemiyorlar, okuyup geliştirmiyorlar, yazarlar arasında ayrımsanamıyorlar ve böylece silinip giden yazarlar deryasına katılıyorlar. Genelde ilk yazılan betikler yaşantılarından özümsedikleriyle harmanlanır. O güne dek okumuşlarsa, esinlendikleri bir yazar oluyor ve başlıyorlar yazmaya. Çok güzel. İlkini yazdı bitirdi, okurlar da beğendiyse bu kez ikinci bir betik yazmaya koyuluyor. Ama bu kez ilki gibi esin kaynağını bulamıyor. Çünkü başka yazarları, acun yazınını izlemiyor, okumuyor, okurun nabzını tutmuyor, böylelikle bildikleri onu kısır döngü içerisinde kıvrandırıyor. İlkini 1 yılda yazdıysa 2.sini 2 yılda yazmaya başlıyor. Çünkü okumadı. Kendini yazar olunca dışarıya kapadı sanki yazar olanın okumasına gerek yokmuş gibi. Üzgünüm ama bu durumda siz okura da gereksinemezsiniz. En azından hakkıyla okuyan bir okur kitlesi edinemezsiniz. Niye? Çünkü kendini yineleyen yazarlar sıkıcıdır. Her tümcesi benzer tarzda, değişik bir duygu aktaramayan, okumasam da olurmuş dedirten betikler koyar ortaya. Sonuç? Okur da okumaktan soğuyor kendi yazarlarını bu kez. Yabancı yazarların en büyük özelliklerinden biri de sürekli okumasıdır. En azından büyük çoğunluğu öyle. Onlarda bile benim sıkıldıklarım olur bazen. Beklentimin çok altında kalırlar ki buna tanınmış yazarlar da dahil.

Okumanın güzel ve kişiye kazandırdığı özelliklerine bir bakalım. Öncelikle bakış açısını genişletir. Bir anda daha önce odağınıza girmeyen durumlar, bağlantılar, insanlar algınıza giriverir. Bunlar arasındaki etkileşim noktalarını görürsünüz. Bilgi size kalkan oluşuturur. O yüzden bilgi güçtür. Bilmediği şeylerden korkar insan. Ama bilirse nasıl başa çıkacağını bilir ve korkmaz. Her alanda bilgi sizi korur. Şöyle bir düşünün izlediğiniz filmleri. Bilgiyi bilen insanın peşinden koşan çok olur ama bizim bileceklerimiz devlet sırrı olmayacak doğal olarak. Bir başka güzelliği ise yaşamınızı kolaylaştırması. İletişim becerilerinizi arttırır, kendinizi daha doğru anlatır, insanlar arasındaki konumunuzu geliştirirsiniz. Bunun sonucu olarak da bilgili, kendine güvenen, her işin üstesinden gelebilen biri olursunuz. Artık canınız daha fazla yanmaz yaşamın zorlukları karşısında. İnsanları daha iyi okursunuz gözlerinden, bedenlerinden. Okuduğunuz yerden birçok kişilik tanırsınız. Sonra onları yaşamınızda da görmeye başlar ve nasıl iletişim kurabileceğinizi bilirsiniz. Ama eğer okumazsanız bunların hiçbirine kavuşamazsınız ve sığ bir kişilik olarak ortalarda sağa sola yalpalayarak ilerler, nereye çekerlerse oraya gider, işlerine gelmeyince de başlarından atılan biri oluverirsiniz. Kendinizi yinelemekten hiç sıkılmıyor musunuz gerçekten? Çok merak ediyorum. Hele ki siz, yazan ama okumayan yazarlarımız?

Betik fuarlarında yüz yüze tanıştığım bazı yazarlara sorarım. “Başka hangi yazarları okuyorsunuz?” diye ve aldığım yanıt karşısında gözlerim şaşkın, içim buruk ve bir okur kaybettiğinin ayrımında değil. Nasıl yani? Okumuyorsan insanlar sizi niye okusun? deyiverip yanından uzaklaşasım var. Bundan sonra da sanırım öyle yapacağım. Her ne denli okumayı topluma yaymak için çabalıyorsam da bundan sonra yazarları da yakından incelemeye alacağım. Bize her alanda kendini geliştiren insan gerek. Yazarlık sıfatı öyle kolay kolay verilmez, kazanılmaz. Sen okumadan ne yazabilirsin daha fazla ya? Bunu yalnızca para için yapıyorsan, ünlü olmak, sosyal medyada boy göstermek için yapıyorsan yazıklar olsun. Sen, okumanın hazzını hiçbir an yaşayamayacaksın, kendini aşamayacaksın ve unutulup gideceksin. Ben de buna ön ayak olacağım. Buradan tüm ülke yazarlarımıza duyurulur. Okumadan yazmak demek, bilmeden konuşmak, hissetmeden yaşamak, anlamadan yargılamak, gitgide küçük düşünmek ve verimsizleşmek demektir. Bunu kendinize yapabilirsiniz ancak biz okurlara bunu yapmanıza elimden geldiğince izin vermeyeceğim. “Okumuyorsan, okutamazsın” etkinliğine başlıyorum. Hadi bakalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tolga Ziyagil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.