GÜNLÜK KAÇ DOZ YALNIZLIK ALIRSINIZ?

Yalnız olmak, yalnız kalmak, yalnız bir yere gidip gelmek, yalnızları oynamak, yalnız başa çıkmak... Ne kadar çok yalnızlığı anıyoruz gün içinde hiç düşündünüz mü? Peki bu andıklarımızdan kaçı sizin hayattaki mutluluk ya da mutsuzluk kaynağınızı oluşturuyor? Elbette hepsinin payı vardır ancak insan en çok kendisine en acı vereni anımsar ve de yaşar. O da "yalnız olmak, yalnız kalmak"tır. En büyük korkulardan birisidir bu. Tek başına hiçbir şey yapılmak istenmez, yapılandan zevk alınmaz, bir yere gidip gelmek için birine ihtiyaç duyulur, biri bulunamazsa hiçbir eyleme kalkışılmaz, tek başına yapacaklarından zerre neşe duyulmaz... Off. Gerçekten bunu başaranlar büyük bir iş başarıyorlar söyleyeyim. Bir insan yalnızlığını bu kadar yalnızlık acısına çevirebilir ve de yaşamını kabusa. Halbuki bunu gayet verimli, neşeli bir hale çevirme olanağı varken. Tabi burada sizin kişisel meraklarınız, uğraşlarınız, yaşam biçiminiz, çevreniz de birer etken.

Şimdi bir düşünelim. Sinemaya gitmek istiyorsunuz. Hiçbir arkadaşınız da uygun değil. Kiminin işi var, kimi başka şehirde, kiminin konukları, kiminin çocukları var. Var oğlu var. Kaldınız tek başınıza. Yalnızlık acısına alışmış bir kişinin yapacağı davranış, o filme gitmemek ve hayatının sıkıcı olduğunu düşünmeye devam etmek olacaktır. Yaşam hanesine bir eksi düştü. Sonuçta kim kimi cezalandırdı? Siz kendinizi. Peki neden kendinizi o filmden yoksun bıraktınız? Yalnız gidemediğiniz için. Başkasına bağlılık durumu. Eğer gitseydiniz belki sinemada yeni biriyle tanışacaktınız, film sonrası internette gezinirken o filmle ilgili yorumlara katılacabilecek ve yine bir çevreye dahil olmuş olacaktınız. Eğer o filme gitseydiniz yaşacağınız duygular size yaşamınızda yeni pencereler açma olanağı sunabilecekti. Belki de beğenmeyecektiniz ve o yönde bir çıkarım yaparak hayata geçirecektiniz. Neleri sevip sevmediğinizi anlayacaktınız. Kendinize yatırım olacaktı. Yine yeni bir bakış açısı edinecektiniz. Yazık oldu.

Güzel bir etkinlik var şehrinizde (betik fuarı, yöresel lezzetler fuarı, dans gösterisi, bir konser, bir açılış, sergi bg. bir sürüden biri) ve siz de topluma karışmak, iyi süre geçirmek babında gitmek istiyorsunuz ancak yine arkadaşlarınız, çevreniz çok meşguller. Vazgeçiyorsunuz gitmekten ve evde kalıp kendinizi boğmaya devam ediyorsunuz yalnızlık acısıyla. Her olumsuzluk sonrası bir doz, bazen aşırı doz yüklüyorsunuz bünyenize. Kaybeden kim? Yine siz. O etkinliğe gitmediğiniz için kendinizi sıkılgan biri olarak görmeye başlayacak, başkalarını beklerken hayatın geçip gittiğinden, hiçbir şey yapamamaktan dert yanacak ve yine duru bir yaşama devam edeceksiniz. Ta ki tazeleyene kadar bu acıyı. Ama eğer tek başınıza dahi olsa gitseydiniz, o etkinlikte konuştuğunuz insanlar, bulunduğunuz ortam, yapmış olduğunuz eylemler sizi kişisel olarak ileriye götürecekti. Kendinizi tanımanız ve yaşama karşı duruşunuzu belirleyecek durumlarla karşılaşacaktınız. İnsan bulunduğu yerde çok iyi gözlem yapar. O kalabalığın içerisine tek girebilmeniz, sizdeki özgüveni arttıracak, kendi başınıza da gayet güzel süre geçirebileceğinizi görecektiniz. Yeni bir şeyler deneyecek, deneyimleyecektiniz. Ama kaçırdınız, en iyisi bir sonraki yalnızlık dozuna kadar beklemek! Belki bu kez doz atlaması olur.

Öyle insanlar var ki, postanedeki sırada bile yalnız kalamıyorlar. Durum içler acısı. Kendi kendimize yaşamı çekilmez kılmak diye buna denir. Kendim ettim kendim buldum durumundan başka bir şey değil. Sizinle gelmeyenlerin hiçbir suçu yok. Siz yaşamınızı nasıl neşeli hale getirebileceğinizi öğrenememişiniz ya da öğrenmek istemiyorsunuz. Elbetteki buradaki amaç her daim tek kalın ve bundan zevk alın değil. İnsan yanına bir eş, dost, arkadaş mutlaka arayacaktır, aramalıdır da. Bu ayrı bir konu. Ama ararken de yalnız kaldığınız süre boyunca kendinize yatırım yapmayı deneyebilirsiniz. Bunu okuyarak, yeni uğraş öğrenerek, spor yaparak, sanat galerisi gezerek, sinemaya, tiyatroya giderek, kendinize güzel bir yemek hazırlayıp sevdiğiniz müzikle yiyerek bg. birçok eylemle gerçekleştirerek yapabilirsiniz. Elinizin altında internet varsa, yapacak uğraş bulamamak zor olsa gerek. Öğrendiklerinizi dışarıda ve içeride uygulamak kaydıyla tabi. Yoksa bilgisayar başında çakılıp kalarak değil. Ama bir oyuna sararsınız, o oyunu oynayan diğerleriyle kaynak bir sohbetiniz olur ve buradan alır yürürsünüz, o da olur. Yine de yaşam, dışarıda daha renkli söyleyeyim. Hepsine süre ayırabilirsiniz. Evde, dışarıda, iş yerinde yapabilecekleriniz size kalmış. Kazanan ya da kaybeden siz olursunuz sonuçta.

Burada çok dar kapsamıyla kısaca anlatmak istedim yalnızlık acısını neden yaşadığımızı. Eğer siz başkalarını beklemeyi bırakıp harekete geçerseniz, zaten yalnız kalmanız da pek olağan gözükmüyor. Mutlaka birileriyle tanışıyor, konuşuyor, yeni yollara, ortamlara giriyorsunuz. Ha bu kez de "yalnızken ben daha iyiyim ya" demeye başlarsanız, karışmam. :)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tolga Ziyagil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.