EVCİL HAYVAN SAHİPLERİNE

Bu hafta hayvanseverlerde! gördüğüm ve son günlerde oldukça ileri giden bir konuda yazmak istiyorum. Adı “Kısırlaştırma”.

Her canlının belli bir yaradılış düzeni vardır. İnsanın, hayvanın, bitkinin ve diğerlerinin. Hepsi kendi doğasını yaşar ve yine bir düzene göre ölüp giderken yerine bir başkası gelir. Ancak bu canlılar arasında en çok eziyet göreni ise ne yazık ki evcil hayvanlar. Özellikle kedi ve köpeklerin başı sahiplerince kısırlaştırılma yüzünden dertte ve buna karşı koyamıyorlar. Olan hayvana oluyor.

Önce tersine bir örnek verelim. Bir erkek, sevdiği bir kadın doğuruyor diye kendi zevki için gidip kadının tüplerini bağlatsa ve doğurganlık özelliğini elinden alsa. Daha sonra da bu çiftimiz ayrılsa. Kadın kendini nasıl hissederdi? Dahası yeni bir birlikteliği olsa ve erkek bu kez çocuk istese neler olur? Hiç güzel bir tablo değil, öyle değil mi? Çünkü neden? Doğurganlık kadına özgüdür ve Allah tarafından bu kutsal özellikle yaratılmıştır. Şimdi gelelim minnak kedilerimize ve köpeklerimize.

“Ay ben çok seviyorum kedileri. Ama sürekli gece miyavlıyordu, uyutmuyordu. Gidip kısırlaştırdım.”

“Ya ben köpekleri pek severim de çiftleşme döneminde çok azıyor bizim hayvan. O yüzden kısırlaştırdık ki, isteği çok olmasın. Hem evde oraya buraya çiş yapıyor. Kokusu oluyor.”

“Abi bizim evde hem dişi hem erkek kedi var. 9 Doğurmasın, başımıza bela olmasın diye kısırlaştırdık. Öyle oynasınlar dedik birbiriyle.”

Ve bunun gibi onlarca yersiz bahane daha. Bazıları da kedinin/köpeğin cins olduğunu bilmeden yapıyor bu işi. Hadi o bilmiyor, ya veteriner? Zaten diğer bir suçlu kesim de veterinerler. Evcil hayvanlara karşı uygulanan bu haksızlığa bile bile onay verip ameliyat ediyorlar. Eğer ki çok sevdiğinizi söyleyip de onların doğasını bu şekilde bozup, hayvanlığını yaşamasına izin vermiyorsanız sevginizden kuşku duymalısınız. Böyle bir sevgi olabilir mi ya! Bakmayın öyleyse evde hayvan mayvan. Zorla mı? Bakamayacak insanlara gidip de yavru kedi köpek almayın. Başlarına bela etmeyin. Ha illa ki sevecekseniz, sokaktakileri de sevin, onları da besleyin mahallenizde ama evinize alıp ne kendinizi zor duruma sokun ne de hayvanı özgürlüğünden edin. Zaten bir diğer konu da o. Esir gibi 4 duvar arasında ne koşabiliyorlar ne tırmanabiliyorlar ne de istedikleri yere gereksinimlerini giderebiliyorlar vs. vs.

İnsanlar suç işlediklerinde hapse girer ve özgürlükleri kısıtlanır ancak hayvanlar sevildikleri için! Ben buna sonuna dek karşı çıkıyorum. Eğer ki bahçeli bir eviniz yoksa almayın, sahiplenmeyin hiçbirini ya da dışarı çıkıp içeri girmesine rahatça izin vermeyeceksiniz almayın içeriye. Özgür dolaşan hiçbir hayvan insanların oyuncağı değildir. Hayvanat bahçeleri de bu konuda oldukça hayvanlık dışı yerler. İnsanlığa hizmet istiyorsanız kendi alanlarında, yani doğada gidip görün ya da belgesellerden izleyin.

Umarım veterinerler de bir an önce bu acı ve tatsız duruma son verir. Eğer ki hayvanın sağlığını tehdit eden bir hastalık durumu söz konusu değilse, kesinlikle kısırlaştırmaya karşı olmaları gerekiyor. Belediyelerin de bu konuya eğilmeleri önemle rica olunur.

Sevginiz, hiçbir canlının yaşamına mâl olmasın, özgürlüğünü elinden almasın, doğasına aykırı kılmasın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tolga Ziyagil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.