Belediyeler, vergi ve benzeri gelirlerini banka yoluyla tahsil edemez!

Tüm belediyelerin, vergi veya benzeri gelirlerinin tahsilatında bankaları aracı olarak kullandığını düşündüğümüzde, makaleye başlık olan bu cümle İlk başta oldukça garipsenecektir. Gerçekten de birçoğumuz bankalara giderek, belediyeye olan borcumuzu yatırmışızdır.

Diğer taraftan, belediyelerin banka aracılığıyla vergi tahsilatı yapabileceklerine ilişkin İçişleri Bakanlığının bir genelgesi de bulunmaktadır. (İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 12/08/2009 tarih ve 2009/1 Sayılı Genelgesi[1])

İçişleri Bakanlığının genelgesine, hepimizin bildiği ve uyguladığı fiili duruma rağmen, yürürlükteki mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde banka yoluyla tahsilat işlemlerinde ciddi sorunlar bulunduğunu düşünmekteyim. Daha da ileri giderek, bankaya yatırılan paranın, amme alacağından mahsup edilemeyeceğini bile savunmaktayım.

Belediyelerde, vergi alanında çalıştırılabilecek nitelikli personelin az olması ve uygulayıcıları sıkıntıya sokacak çelişkili ve güncellenmemiş mevzuatın bir an önce değiştirilmesi için bu yönde bir makale yazmaya karar verdim.

Belediyelerin uygulaması için hazırlanan mevzuat düzenlemeleri, oldukça kötü kurgulanmış ve teknolojik gelişmelere göre güncellenmemiştir.

Belediye gelirlerine ilişkin usul işlemleri, temel olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yürütülmektedir[2].

Ancak, bu iki usul kanuna atıf yapan düzenleme birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Çünkü her iki usul kanunun uygulamaya ilişkin ayrıntılıları, Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmektedir. Söz konusu Bakanlık da uygulamanın ayrıntılarını öncelikle kendi vergi daireleri için belirlemiştir. Bu durum, belediyelerin mevzuat düzenlemelerinde boşluk yaratmış veya uygulaması imkansız düzenlemeler nedeniyle, uygulayıcıların fiili durum yaratmasının yolunu açmıştır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 72.maddesi gereği yetkisiz tahsilat yasaklanmıştır. Bu nedenle yetkili kılınmış görevlilerce gelirlerin tahsili söz konusu olacaktır.

Diğer taraftan 6183 sayılı Kanun’un 40. maddesinde ödemenin, alacaklı tahsil dairesinin salahiyetli ve mesul memurları tarafından verilecek makbuz karşılığı yapılacağı, makbuz karşılığı yapılmayan ödemelerle selahiyetli ve mesul memurlardan başkalarına yapılan ödemelerin amme alacağına mahsup edilemeyeceği ve amme alacaklarının tahsilinde kullanılan makbuzların şeklinin ilgili amme idarelerince tayin edileceği hüküm altına alınmıştır.

Amme alacağı olarak tanımlanan belediye vergi, harç ve katılma payı tahsilatlarında yukarıda yer verilen temel kurallara uyulması oldukça önemlidir.

6183 sayılı Kanun’un 1.maddesi gereği belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacaklarının tahsili ve takibi, sözü edilen Kanun’a göre yürütülmektedir.

Vergi, harç ve katılma payı tahsilatında temel kural, borçlunun ikametgahının bulunduğu yer tahsil dairesine ödenmesidir[3]. Bu şekilde yapılan tahsilatlar belediye veznesine yatırılır veya tahsildar, icra memuru gibi muhasebe yetkilisi mutemetleri aracılığıyla yapılır.

Söz konusu mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde, 6183 sayılı Kanun’un 40.Maddesinde yer alan hususi tahsil şekilleri belediye gelirleri tahsilatı için de geçerli olacaktır. Söz konusu düzenlemeler aşağıda verilmiştir:

Ödeme şekli, makbuz:

Madde 40 – Ödeme, alacaklı tahsil dairesinin salahiyetli ve mesul memurları tarafından verilecek makbuz karşılığı yapılır.

(Ek fıkra: 25/12/2003-5035/3 md.) Maliye Bakanlığı, ödemenin özel ödeme şekilleri kullanılmak suretiyle yapılması zorunluluğunu getirmeye yetkilidir. Bu yetki; tahsil daireleri, amme alacağının türü, ödeme zamanı ve bulunduğu safhalar itibarıyla topluca veya ayrı ayrı kullanılabilir.

Makbuz karşılığı yapılmıyan ödemelerle salahiyetli ve mesul memurlardan başkalarına yapılan ödemeler amme alacağına mahsup edilemez.

Amme alacaklarının tahsilinde kullanılan makbuzların şeklini ilgili amme idareleri tayin eder.

Borçlular makbuzlarını amme alacağının tahsil zamanaşımı müddeti sonuna kadar saklamaya ve salahiyetli memurlarca istendiğinde göstermeye mecburdurlar.

Makbuzun borçluya posta ile gönderilmesi gerektiği hallerde posta masrafı alacaklı amme idaresine aittir.

Hususi kanunlarındaki makbuz verilmesinden başka şekillerde yapılan tahsilata ait hükümler mahfuzdur.

Banka suretiyle ödeme, mükellef hesabından aynı bankadaki ilgili vergi dairesi veya Merkez Bankası hesabına münakale suretiyle veya vergi dairelerinin veya Merkez Bankasının hesabı bulunan bankalara, bu daireler hesabına ödeme suretiyle tahsilat da söz konusu olabilmektedir.

Uygulamanın ayrıntıları ise Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinde belirlenmiştir. Aşağıdaki düzenlemeler, anılan mevzuatta yer almaktadır:

Bu durumda, bankaca beş nüsha olarak düzenlenen Vergi Tahsil Alındıları [4] , yetkililer tarafından imzalanıp onaylandıktan sonra “mükellef” nüshası parayı teslim edene verilir, “… kurum” yazılı ikinci ve üçüncü nüshaları vergi tahsil alındıları, günlük icmal cetveli ekinde en geç tahsilatı takip eden günün sonuna kadar ilgili kuruma gönderilir, “banka” yazılı dördüncü ve beşinci nüshaları ise bankada kalır.

Bu şekilde yapılan tahsilatlar, vergi tahsil alındıları günlük icmal cetveline [5] , kurum adına tahsilat yapmaya yetkili bankalarca bir gün içerisinde tahsil edilen vergi ve benzeri tahsilat karşılığında düzenlenen vergi tahsil alındıları kaydedilir. Kurum tarafından bastırılan “vergi tahsil alındısı” ve “vergi tahsil alındıları günlük icmal cetveli” bankalara yeterli miktarda verilir.

Bankalarca tahsil edilen veya banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlar kullanımı karşılığı olarak ödenmesi gereken paraların T.C. Merkez Bankasına aktarılması süresi, tahsil edildikleri tarihten itibaren azami 7, kredi kartı ile yapılan ödemelerde, işlem tarihini takip edene günden itibaren azami 20, postaneler vasıta kılınmak suretiyle yapılan ödemelerde, yapılan ödemelerin ilgili vergi dairelerine intikal ettirilme süresi, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren azami 10 gündür [6] .

Uygulamada bu sürelere dikkat edilmesi oldukça önemlidir. Çünkü bu sürelere uyulmaması gecikme zammı ödenmesi sonucunu doğurabilir. Gerçekten de 6183 sayılı Kanun’un 41. maddesinde “Bankalarca tahsil edilen veya banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlar kullanımı karşılığı olarak ödenmesi gereken paralar, süresinde T.C. Merkez Bankasına aktarılmadığı, postaneler vasıtasıyla yapılan ödemeler süresinde vergi dairelerine intikal ettirilmediği takdirde, söz konusu amme alacağı, tahsilatı yapan bu kuruluşlardan gecikme zammı tatbik edilmek suretiyle tahsil edilir” denilmektedir.

“…Vergi Borçlarını Postaneler Vasıtasıyla Ödeyen Mükelleflere Ait Posta Çeklerinde Bulunan Tutarı, 6183 Sayılı Kanunun 41.Maddesinde Belirlenen Süre İçinde Vergi Dairesine Aktarmayan Ptt İdaresinden Gecikme Zammı ve Sorumlulardan % 10 Ceza[7] Alınacağı Hk.”[8]

“…6183 Sayılı Yasanın 41. Maddesi Uyarınca Tahsil Edilen Vergilerin İntikali İçin Yasada Öngörülen 7 Günlük Süreyi Aşmamak Şartıyla Bankalar İçin Ayrı Süre Belirlenebileceği, Ayrıca Yasada Ayırık Bir Düzenleme Bulunmadığından, Teknik Arıza Gibi Gecikme Sebeplerinin Kabul Edilemeyeceği Hk.” [9]

Diğer taraftan, tahsilat işlemlerinde mevzuatta öngörülen standart formların düzenlenmesi de amme alacağının amme borcundan mahsup edilmesi için zorunlu bir şart olduğu gözden kaçmamalıdır.

“…Mezkur Genel Tebliğ hükümleri gereğince bankalarca vergi tahsilatı yapılması esnasında vergi tahsil alındısının düzenlenmesi zorunlu olup, 2001/6 dönemine ait Gelir Stopaj Vergisi ödemenize ilişkin vergi tahsil alındısının ………..Vergi Dairesine ibraz edilmemesi durumunda söz konusu borca mahsup işleminin yapılması mümkün bulunmamaktadır.” [10]

“…Buna göre, adı geçen banka şubesince yukarıda belirtilen şekilde tahsilat yapılmadığından (dairenize ‘Vergi Tahsil Alındısı’ ibraz edilmediğinden), söz konusu tahsilatın, protokole göre yapılmış bir tahsilat olarak kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır.” [11]

Belediyelerin vergi, harç ve katılma payı tahsilatlarında yukarıda açıklanan hususlara uyulması oldukça zordur. Bu nedenle, gelirlerin yetkisiz kişilerce tahsili hem mevzuata aykırılık oluşturmakta hem de kayıt düzenini bozmaktadır.

Mevzuatın belirlediği ve izin verdiği çerçevede tahsilat işlemlerinin yapılması, yanlışlıkları da önleyecektir. Bu yanlışlıkların önlenmesi, 6183 sayılı Kanun’un belediyelerde uygulamasına yönelik düzenlemelerin daha açık ve güncel hale getirilmesiyle mümkün olabilir. Kanundan yetki alan idarelerin bu görevlerini zamanında yerine getirmeleri, fiili uygulamaları ve mevzuata aykırı karışık işlemleri engelleyecektir. Bu çerçevede belediye tahsilat işlemlerine yönelik denetim ve kontrol daha sistemli ve ayrıntılı yürütülebilecektir.

Yukarıda yer verildiği üzere, vergi tahsil alındısı olmaksızın amme alacağından mahsup söz konusu olamaz.Diğer taraftan, alındı ve icmal cetvellerinin belediyeler tarafından bastırılarak ilgili bankalara verilmesi de fiilen uygulanması mümkün olmayan bir husustur.

Bir belediye, coğrafi yerle sınırlı bir yetki kullanmaktadır. Dolayısıyla, yetkisi dahilinde olmayan yerlerde mi alındı ve icmal gönderecektir?

Maliye Bakanlığı, belediyeler adına Türkiye Bankalar Birliğiyle bir anlaşma yapmalı ve kendi vergi daireleri gibi belediyelerin de vergi dairelerini kapsayacak bir düzenlemeye gitmelidir.

[1] http://www.migm.gov.tr/kurumlar/migm.gov.tr/GENELGELER/evergi_genelge[1].pdf

[2]2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 98.maddesi ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun 37.maddesi gereği, belediyelerce alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanmaktadır.

[3]6183 sayılı Kanun 38.madde

[4]Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği, Örnek-49 numaralı form

[5]Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği, Örnek-50 numaralı form

[6]6183 sayılı Kanun 41.madde

[7]%10 ceza uygulaması, Anayasa Mahkemesi’nin 23/3/2004 tarihli ve E. 2001/119 , K. 2004/37 sayılı Kararı iptali son bulmuştur.

[8]Danıştay 7.Daire Kararı, 21/12/1994 tarih ve K.1994/6385 ve E.1992/274

[9]Danıştay 10.Daire Kararı, 13/11/2000 tarih ve K.2000/5642 ve E.2000/180

[10]Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 29.12.2008 tarih ve 14061 sayılı özelgesi.

[11]Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 15.04.2008 tarih ve 4844 sayılı özelgesi

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Taner Eraslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.