Şehrimizi tanıyalım tanıtalım

Şehrimizle selamlaşmamıza fırsat vermediler ki tanıyalım, tanımadığımız şehri nasıl tanıtacağız diyerek sitemle başlayacağım, beni mazur görün olur mu?

Dicle Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Merkezi koordinasyonunda gerçekleşen“Akademi ile Turizm paydaşları bir araya geliyor” çalıştayına katıldım.

Çalıştay Araştırma Merkezi Müdiresi Doç.Dr.Bahar Burtan Doğan tarafından koordine edildi.

Prof.Dr.Muharrem Tuna, Prof.Dr.Esra Siverekli, Prof.Dr.Derman Küçükaltan’ın panelist olarak katkı verdiği çalıştay öğleden sonra dört ayrı odada çalışmalarını sürdürdü.

Turizm kimisine göre bacasız fabrika olarak nitelendirilse de aslında kavimlerin birbirini tanıması, insanlar arasında bir ünsiyetin oluşması ve dünya çapında selam ve dua ağının oluşup dünya barışının sağlanması için önemli bir sektördür kanaatimce.

Tabi ki bir ülkenin bir bölgenin turizm açısından cazibeliğinin olması için kendine özgü has özelliklerinin olması baş etkenlerdendir. Ancak sizde bazı farklılıklar olmasına rağmen tanıtımını yapmamışsanız, yer altındaki hazinenin varlığına benzer, var ama işe yaramıyor demektir.

Bazı velilerin“çocuğum çok zekidir ama çalışmıyor”dedikleri gibi. Kullanmadıktan sonra zekası ne işe yarıyor?

Diyarbakır’ın durumu bir az buna benzer. Kendimi tanıyalı bu mega şehri karpuzla tanıttılar meğerse öyle değerlerimiz var ki karpuz yedinci sırada kalıyor.

Diyarbakır turizmi üzerinde dört masa etrafında Dicle üniversitesinde çalıştay yapıldı. Sağlık, İnanç, Kültür ve Doğa masalarında ilgililer kafa yorarken, ben İnanç turizmi masasına katkı vermiştim.

İl Müftümüz Burhan İşliyen hocamızın başkanlığında çalışmalarını yapan inanç turizmi masasında dile gelen bazı bilgi ve fikirleri sizinle paylaşmak istiyorum.

İnanç turizminde etkili olacak şu değerlerimiz var;

*Eshabül keyf(Lice ilçemizde)

*Hz.Süleyman camisi ve orada metfun olan şehit sahabeler.

*Beşinci harem-ı şerif olarak kabul edilen ulu cami,

*Tarihi camilerimiz,

*Eğil’deki iki peygamber kabri ve şehrimize misafir olan diğer beş peygamber,

*Diyarbakır’da metfun olan 500’ü aşkın sahabeler,

*Diyarbakır’ın yetiştirdiği alimler,

*Diğer dinlere mensup ibadethaneler.

Peki bu manevi değerlerimizi dünyaya nasıl anlatacağız?

-Okullara“şehrimizi tanıyalım”adlı bir ders bırakılabilir ve bu ders sınıfta anlatıldığı kadar bir de bu eserleri, mübarek yerleri görme adına ziyaretler düzenlenmesi yapılmalıdır.

-Diyarbakır’ın inanç günleri adı altında tüm ilkokul çocukları için çizgi filimi ve animasyonu üzenle hazırlanmış görsellerin izletilmesi,

-Ulusal ve uluslar arası düzeyde tanınan kıymetli Din adamlarının, Tarihçilerin Diyarbakır’a davet edilerek bu değerlerin varlığının dünyaya duyurulması.

-Yerli ve yabancı turistlere rehberlik yapabilecek özel rehberlerin yetiştirilmesi,

-Diyanet radyoda Diyarbakır’ın tanıtımına yer verilmesi,

-Ulusal basının Diyarbakır’la ilgili kullandığı iticini haberleri yapmaktan vazgeçilmesi,

-İnsanımızın turizm konusunda bilgilendirilmesi,

-Okullarda ve camilerde Diyarbakır’ın inanç değerlerinin tanıtımının yapılması,

-Son yıllarda şehrimizde oluşan inançtan uzaklaşmanın sakıncalarının anlatılması ve bir halk tarihi benliğini kaybetmekle kendisinin de kaybolabileceğinin tehlikesine vurguda bulunulması.

-Diyarbakır ilim ve marifet şehridir cümlesinin sık sık dillendirilerek bu şehrinin bir özelliğin ortaya çıkarmasına imkan verilmesi. Unutulmamalıdır ki Fatihin Hocası Molla Gürani Diyarbakır’lıdır.

Ve benzeri fikirler dile geldi.

Bu tür çalışmaların yapılması için Üniversite, Valilik, Belediyeler, Kalkınma ajansları ve Sivil toplum örgütlerine ne düşüyorsa yerine getirilmesi için aktif bir çalışma ve çabanın ortaya koyulması da hepimizin görevi olsa gerek.

Haydi ya Allah, neden olmasın?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.