Sivil Toplum Örgütleri Siyasetten korkar mı?

Muhterem kardeşlerim her ne kadar siyaset ve bürokrasi hayatı yönlendiriyor gibi gözükse de aslında gelişmiş dünyada olup bitenlere bakılırsa hayatın asıl planlayıcıları sivil toplum örgütleridir.

Kimse kusura bakmasın bir şehirde binden fazla sivil toplum örgütü varsa o şehirde etkileri sıfıra yakın olur diyebilirim.

Çünkü bu örgütler, farklı tellerden çalıp, etrafındakilerle mutlu olmaya çalışan egosunu tatmin etmeye yönelik kurulmuş kağıt üzerinde dernek ama kişilere endeksli oluşumlardır.

Bakın bakayım kaç derneğin başkanı değişiyor ya da başkan değişmek istiyor? Bir çok dernekte kongre bile kağıt üzerinde yapılıyor.Diyeceksiniz ki dernekler müdürlüğü ne güne duruyor? Dernekler müdürlüğü ne yapsın arkadaş, eskiden hükümet komiseri kongrede oluyordu o da kalktı alan daha da sivilleşti kağıt üzerinde işler tamam. Devlet de evrakı tanıyor.

Mesela şu tuhaflığa bakalım;

Engelli dernekleri neden 8-10 tane,

Şehitler ve gaziler, dul ve yetim dernekleri neden 4-5 tane,

Eğitim kültür dernekleri neden 10’dan fazla hiç düşündünüz mü?

Nerdeyse derneğe bırakılacak ad kalmadı denecek kadar bir şehirde dernek varsa varlığı da o düzeyde az hissedilir diye düşünüyorum.

Sivil Toplumun Örgütlerinin gücüne örnek gösterelim,

*Mavi Marmara hadisesi kadar İsrail’i sıkıntı altında bırakan başka bir faaliyet duydunuz mu, ama faaliyet sivildi değil mi?

*Mavi Marmara krizinden hemen sonra anladık ki vekillerimizin 230 tanesi Türkiye İsrail Dostluk Derneğine üyeymiş, peki TBMM’de İsrail aleyhine bir yasa nasıl çıkarabilirsiniz? işte sivil toplum çalışması,

*Ben 2013 eylülünde Norveçte’ydim orada 9 Eylül günü yerel yönetim seçimleri vardı ki oralarda yerel yönetimler genel yönetimlerden daha önemli, sivil toplum bir basına bir deklarasyon veriyor içerik şu:“iki dönemdir sağ partiler ülkeyi yönetiyor iyi de yönetiyor, fakat sol partiye fırsat vermezsek daha iyi yönetemeyeceğini nerden bileceğiz bu seçimde oylar sol partinin”ve bunun üzerine sol kazandı. İşte sivil toplum.

Geçen sene Ak Parti Sivil toplum ve halkla ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcısı Selçuk Özdağ Diyarbakır’a gelmişti sivil toplumla bir değerlendirme toplantısı yaptı ve dedi ki “Arkadaşlar bu şehir sizin, sizin isteğinize göre idare edilecektir. Ayrıca bir komisyon kurun bize ilettiğiniz taleplerin ne kadarı yerine gelmiş ne kadarı yerine gelmemiş bari takip etsin.” Demişti.

Ben 2010 yılında İslam işbirliği Teşkilatı toplantısına katılmıştım.

Bir kıymetli bilim adamı dediki arkadaşlar bu toplantının konusu “İslam ülkelerinde var olan sorunlar ve çözümler” bana sorsanız

üç ana sorunumuz var;

*Birincisi tahsil düzeyimiz düşüktür, sadece Japonya’da 1400 üniversite var, İslam dünyasının tamamında 700 civarında üniversite var.

*İkincisi üretimimiz yetersizdir, İslam dünyası olarak dünya nüfusunun 5’ten 1’iyiz ama üretimde ondan birini üretiyoruz.

*Üçüncüsü ise sivil toplum ayağımız zayıftır. Sanmayınız ki bu dünyayı şekillendiren siyaset ve bürokrasi var, bunlara akıl veren bir sivil toplum var ki, şu anda dünyadaki sayıları 5 bin civarı olup 1720 tanesi Newyork ağırlıklı ABD’de faaliyet gösteriyorlar.

Mesele budur arkadaş eğer birilerinin siyaset ve bürokrasiden bir beklentisi varsa devletin imkanlarından faydalanma gibi bir niyeti varsa elbette ki siyasetten korkacak, yok eğer kamu menfaatine endeksli çalışırlarsa hem ruhen daha rahat, hem daha verimli hem de daha etkili olacaklardır.

Meselenin aslı budur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.