ZABITA PERSONELİNE YÖNELİK ÖFKE KONTROLÜ ÖNERİLERİ

1.GİRİŞ

Ülkemizde belediyelere bağlı olarak hizmet veren zabıtalar, çalıştıkları alanda huzur, sağlık ve düzenin sağlanması konusunda hizmet sunan, belirtilen emir ile yasaklara uyulup uyulmadığını denetleyen devlet memurlarıdır.

Türkiye’de idari ve adlî olmak üzere iki türlü zabıta vardır.

Bunlardan biri toplumda güvenlik, dirlik ve sağlık şartlarını korumak için yürütülen faaliyetlere, diğeri de suç delillerini toplama ve tespit, failleri yakalama, tutma, adli makamlara teslim etme gibi ceza yargılamasına yardımcıdır.

Belediye zabıta teşkilatı; 22/2/2007 tarihli ve 26442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik hükümleri çerçevesinde belediye meclisi kararı ile oluşturulur.

Teşkilat oluşturulurken kaynakların etkili ve verimli kullanılması, zabıta hizmet kalitesinin artırılması, ihtiyaç duyulan nitelik, unvan ve sayıda personel istihdamının sağlanması gözetilir.

Zabıta personelinin çalışma süresi ve saatleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen çalışma süre ve saatlerine bağlı olmaksızın, hizmetin aksatılmadan yürütülmesini sağlayacak şekilde düzenlenir.

Belediye zabıta ve özel güvenlik hizmetlerinde fiilen çalışanlara, fazla mesai ücret olarak bütçe kanununda belirlenen üst sınırı aşmamak kaydıyla belediye meclis kararı ile tespit edilen maktu tutar ödenir.

2. BELEDİYE ZABITASININ GÖREVLERİ

Belediye sınırları içinde düzen, huzur ve sağlığı sağlamak.

Kanunların belediyelere görev olarak verdiği takip, kontrol, izin ve yasaklayıcı hususları yerine getirmek.

Belediye cezaları ile ilgili olarak kanunlar uyarınca belediye meclisi ve encümeninin koymuş olduğu yasaklara aykırı hareket edenler hakkında gerekli işlemleri yapmak.

Korunması belediyelere ait tarihi ve turistik tesisleri muhafaza etmek; kirletilmesine, çalınmalarına, tahrip edilmelerine ve her ne suretle olursa olsun zarara uğratılmalarına meydan vermemek.

Mülki idare amiri, belediye başkanı veya yetkili kıldığı amirlerin hizmetle ilgili emirlerini yerine getirmek.

Yetkili organların kararı uyarınca belirlenen kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksilerin sayılarını, bilet ücret ve tarifeleri ile zaman ve güzergâhlarını denetlemek.

Kanunlarla belediyelere verilen trafik görev ve yetkilerinden belediye başkanlığınca uygun görülenleri yürütmek.

3. ÖFKE KONTROLÜ

Toplumsal düzeni sağlamakla görevli olan zabıtlara sözlü ve fiziksel olmak üzere şiddet uygulanmaktadır.

Genel asayişi sağlamakla görevli iken bazen bir dilenci veya seyyar satıcının gazabına uğrayıp yaralanabilir hatta ölümler yaşanabilir.

Genel olarak öfke doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen duygusal tepkidir. Ancak öfke, kontrol edilemeyen ve yıkıcı bir biçimde davranışlara yansıyarak saldırgan ve son derece tahrip edici tepkilere dönüşme potansiyeline sahiptir.

Sonuçta ortaya çıkışı nasıl olursa olsun, aslında öfke de diğer bir çok duygu gibi anlaşılabilen, kabul edilebilen, kontrol edilebilen ve etkin bir biçimde kullanıldığında işe yarayabilen bir duygudur.

4. ÖFKE İLE BAŞETME YOLLARI

*Öfkenizi tetikleyen durumları ve öfkenizin biçimini tanımlayın.*Kendinizi sakinleştirmeye yönelik egzersizleri düzenli olarak yapın.*Derin nefes alın, nabız atışlarınızı ve nefesinizi kontrol altına alın.*Kendinizi sakinleştirecek cümleler kurun.*Kendinizi, kontrol etme konusunda kararlı olun.*Şiddete yönelik davranışları asla kabul edilebilir çözümler olarak değerlendirmeyin*Öfke duygusuna evet ancak bu duyguyla davranmaya hayır, bağırmayın, vurmayın.*Çevrenizdekileri, öfkelendiğinize dair bilgilendirin.*Kendinize zaman tanıyın. Eğer mümkün ise öfkeli olduğunuz ortamdan hemen uzaklaşın.*Sorunlarla, ancak kontrolünüzü yeniden kazandığınızda uğraşın.*Problemi açıklığa kavuşturmaya çalışın ve çözümü aramaya odaklanın.*Bol bol gülün ve espri yeteneğinizi kullanın.*Olaya yeni bir bakış açısı ve yeni bir çerçeve kazandırın.*Kişisel saldırılara cevap vermeyin olayı kişiselleştirmekten kaçının.*Kişilerin bilinçaltı duygu ve isteklerine ait içgörü kazanmalarını;Suçluluk, yetersizlik, değersizlik gibi duygularını, önyargı gibi tutum ve davranışlarını fark etmeleri ve değiştirmeleri için çalışın.

STRESLE BAŞ ETME

Stres, istenmeyen bir duruma karşı, vücudun tepkisi olarak tanımlamaktadır. Stres, olumlu ya da olumsuz duygular yaşamamıza neden olabilir.

Modern toplumun hastalığı olarak ifade edilen stres, aslında günlük yaşamın bir parçasıdır.

Günümüzde çoğu insan, farkına varmasa bile yoğun bir stres yükü altındadır. İyi ya da kötü ne olursa olsun yaşamımızdaki zihinsel değişiklikler, stresli durumlardır. Günlük yaşamımızda değişikliğe neden herhangi bir şey stres vericidir. Beden sağlığımızda meydana gelecek bir değişiklik de strese yol açabilir. Zihinsel değişiklikler de gerçek, somut değişiklikler kadar strese yol açar. Günlük hayatımızda tanık olduğumuz iddialar, yorumlar, anlaşmazlıklar ve çatışmalar da stres yaşamamıza neden olur.

5.1. Stres Nedir?

Stres, 17. Yüzyılda felaket, bela, musibet, dert, keder, elem gibi anlamlarda kullanılmıştır. 18 ve 19. Yüzyıllarda ise, kavramın anlamı değişmiş ve güç, baskı, zor gibi anlamlarda objelere, kişiye, organlara ve ruhsal yapıya yönelik olarak kullanılmıştır. Buna bağlı olarak da stres, nesne ve kişinin bu tür güçlerin etkisi ile biçiminin bozulmasına, çarpıtılmasına karşı bir direnç anlamında kullanılmaya başlamıştır.

Cüceloğlu’na göre ise stres, "bireyin fizik ve sosyal çevredeki uyumsuz koşullar nedeniyle, bedensel ve psikolojik sınırlarının ötesinde harcadığı gayrettir" .

Organların çalışması, kasların gerilmesi ve gevşemesi, salgılar vb. stres, yaşam sonucu ortaya çıkan normal ve gerekli bir süreçtir.

Gerilim, stres durumunun sistem üzerindeki etkisidir. Gerilim nedeniyle sistem, stres durumunda olduğu bilgisini alır ve dengeye dönme sürecine girer. Zorlanma ise, dengeye dönme süreci içinde sistemin ödediği bedel ya da harcadığı enerjinin miktarıdır.

Stres, bireyler üzerinde etki yapan ve onların davranışlarını, başka insanlarla ilişkilerini etkileyen bir kavramdır. Stres, durup dururken ya da kendiliğinden oluşan bir durum değildir. Stresin oluşması için insanın içinde bulunduğu ya da hayatını sürdürdüğü ortam ve çevrede meydana gelen değişimlerin insanı etkilemesi gerekir. Ortamdaki değişmelerden her birey etkilenir ancak, bazı bireyler bu değişmelerden daha çok veya daha yavaş etkilenmektedirler. Stresi, insanın yaşadığı ortamda meydana gelen bir değişimin veya insanın ortamı değiştirmesinin onun üzerinde etkiler bırakması ile ilgilidir. Etki altında kalan insanın kişilik özelliklerinin, bu etkilerin tesiri altında kalma derecesini etkilemesidir.

Stresin oluşması için ortamdan etkilenen bireyin vücudundaki özel biyo-kimyasal değişmelerin oluşmasıyla bireyin vücut sisteminin harekete geçmesi gereklidir.

5.2. Stres Sırasında Organizmada Meydana Gelen Değişiklikler

5.2.1. Alarm Aşaması: Birey bir stres kaynağı ile karşılaştığında, sempatik sinir sisteminin etkin hale gelmesi nedeniyle beden “savaş ya da kaç tepkisi" gösterir. Bu sırada bedende oluşan fiziksel ve kimyasal değişmeler sonucunda kişi, stres kaynağı ile yüzleşmeye ya da kaçmaya hazır hale gelir.

Bu durum kalp atışlarının hızlanması, tansiyonun yükselmesi, solunumun hızlanması ve ani adrenalin salgılanması biçiminde gelişir. Savaş ya da kaç tepkisinin ortaya çıktığı aşama, "alarm aşaması" olarak adlandırılır.

5.2.2. Direnme Aşaması:Alarm aşamasını,"uyum ya da direnme aşaması"izler. Stres kaynağına uyum sağlanırsa her şey normale döner. Bu aşamada kaybedilen enerji, yeniden kazanılmaya ve bedendeki tahribat giderilmeye çalışılır. Stresle başa çıkıldığında parasempatik sinir sistemi etkin olmaya başlar. Kalp atışı, tansiyon, solunum düzene girer, kas gerilimi azalır. Direnme aşamasında birey, strese karşı koymak için elinden gelen tüm gayreti ortaya koyar ve stresli bir insanın davranışlarını gösterir. Belirli bir süre davranışlarda ve yaşantıda bu durum gözlenebilir.

5.2.3. Tükenme Aşaması:Uyum aşamasındaki gerilim kaynakları ve bunların yoğunluk dereceleri azalmadığı sürece ya da artış gösterdiği durumlarda bireyin gayreti kırılır ve davranışlarında ciddi derecede sapmalar ve hayal kırıklıklarının yaşandığı bir evreye girilir.

Eğer stres kaynağı ile başa çıkılamaz ve uyum sağlanamaz ise, fiziksel kaynaklar kullanılamaz ve tükenme aşamasına geçilir. Bu aşamada, parasempatik sinir sistemi etkindir. Kişi tükenmiştir ve stres kaynağı hala mevcuttur. Bu aşamada uzun süreli stres kaynakları ile mücadele edilemez ve kişi başka stres kaynaklarının etkilerine de açık hale gelir.

5.3. Stresin Belirtileri

Stresin kendine özgü bazı belirtileri vardır. Bu belirtiler; gerginlik hali, sürekli endişe duyma, aşırı derecede alkol ve sigara kullanımı, uykusuzluk, işbirliğine girmede yaşanan zorluklar, yetersizlik duygusu, duygusal dengesizlik, sindirim sorunları, yüksek tansiyondur.

Stres kısa süreli yaşansa bile, gerginlik, kalp atışlarındaki yükselme veya aşırı alkol ve sigara kullanımı gibi kısa sürede ortaya çıkan sonuçların kalıcı olmasına neden olabilir.

Stres, kroner kalp rahatsızlığı için yüksek risk taşıyan aşırı yeme-içme ve sigara kullanımının artmasına da neden olur.

Stresle ilgili belirtiler, fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal olmak üzere dört grupta toplanabilir:

5.3.1. Fiziksel Belirtiler:Baş ağrısı, düzensiz uyku, sırt ağrıları, çene kasılması veya diş gıcırdatma, kabızlık, ishal ve kolit, döküntü, kas ağrıları, hazımsızlık ve ülser, yuksek tansiyon veya kalp krizi, aşırı terleme, iştahta değişiklik, yorgunluk veya enerji kaybı, kazalarda artış.

5.3.2. Duygusal Belirtiler:Kaygı veya endişe, depresyon veya çabuk ağlama, ruhsal durumun hızlı ve sürekli değişmesi, asabilik, gerginlik, özgüven azalması veya güvensizlik hissi, aşırı hassasiyet veya kolay kırılabilirlik, öfke patlamaları, saldırganlık veya düşmanlık duygusal olarak tükendiğini hissetme.

5.3.3. Zihinsel Belirtiler:Konsantrasyon, karar vermede güçlük, unutkanlık, zihin karışıklığı, hafızada zayıflık, aşırı derecede hayal kurma, tek bir fikir veya düşünceyle meşgul olma, mizah anlayışı kaybı, düşük verimlilik, iş kalitesinde düşüş, hatalarda artış, muhakemede zayıflama.

5.3.4. Sosyal Belirtiler:İnsanlara karşı güvensizlik, başkalarını suçlamak, randevulara gitmemek veya çok kısa zaman öncesinde iptal etmek, insanlarda hata bulmaya çalışmak ve sözle rencide etmek, haddinden fazla savunmacı bir tutum, bir çok kişiye aynı anda küs olmak, konuşmamak.

5.3.5. Olağan durumlar dışında:Stresi kontrol etmenin ilk adımı, stresin farkında olmaktır. Yapılması gereken, bireyin kendi fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal özelliklerini iyi analiz etmesi ve normal dışı durumlardaki bu belirtilerin farkına vararak stres yaratıcı durumla en iyi şekilde başa çıkabilmesidir.

6. STRESE YOL AÇAN FAKTÖRLER

Stres oluşumunda birçok çevresel faktör rol oynamakta ve stres yaratıcı ortam oluşturmaktadır. Günümüzde çalışanlar ve yöneticiler rekabetli, değişken, belirsizliğin hakim olduğu iş ortamlarında çalışmaktadır. Özellikle stres yaratan faktörler, yönetici ve çalışanların kontrol altına alamayacakları nitelikte, diğer bir değişle yakın ve genel çevre koşullarından kaynaklanmakta ise, yönetici ve çalışanlar bu ortamlarda özverili olamamakta ve uyum göstermekte zorlanmaktadır. Kendi plan ve programlarını düşündükleri gibi gerçekleştiremeyen ve dış koşulların zorlamasıyla değiştiren insanlar büyük stres ya da gerilim yaşamaktadır.

6.1. KİŞİSEL STRES KAYNAKLARI

Stres ve örgütsel ilişki arasındaki bağ incelendiğinde işgörenin kişiliğinin de bir örgütsel stres kaynağı olduğunu görürüz. Kişinin çevresini nasıl algıladığı, çevresel değişimlere ve ilişkilere nasıl tepki gösterdiği kişilik ile de ilgilidir. İşgörenin otokratik yapılı biri olması, cinsiyeti, duygusal olarak içe dönük veya dışa dönük bir yapı göstermesi, duygusal açıdan çok çabuk incinmesi, olumsuzluklar karşısında gösterdiği direnç ve genel olarak başarı ihtiyacı, örgütsel yapı içinde stres kaynağı olarak karşımıza çıkabilir. İşgörenin örgüt içindeki davranışında kişilik ne kadar önemliyse, bireylerin örgütsel stres kaynaklarından etkilenmesinde de o kadar önemlidir. Genellikle bireyler, strese eğilimli olma düzeyleri açısından birbirlerinden farklıdırlar.

6.2. ÖRGÜTSEL YAPIYA BAĞLI STRES KAYNAKLARI

Bir örgütteki işgörenleri etkileyen farklı stres kaynakları bulunabilir. Bunlar:

* İşyükünün fazlalığı

* Zamanın sınırlılığı

* Denetimin sıkı ve yakından olması

* Yetkinin sorumlulukları karşılamada yetersiz olması

* Politik havanın güvensizliği

* Rol belirsizliği

* Örgüt ve bireyin değerleri arasındaki uyumsuzluk

* Engellenme

* Rol çatışması

* Sorumlulukların yarattığı endişe

* Çalışma koşulları

* İnsan ilişkileri

* Yabancılaşma

Çalışma hayatı ile ilgili stres kaynakları, yöneticiler için sürekli sorun yaratır. Kaynaklar farkedilmeyince, etkili bir şekilde yönetilmeleri mümkün olamaz, bunun sonucunda da kronik stres kaynakları haline dönüşürler.

6.3. İŞ GEREKLERİ VE ROLLERE DAİR STRES KAYNAKLARI:

6.3.1. Çalışma Koşulları:

- Kalabalık

- Gizliliğin korunamayışı

- Mekan düzenlemesinin kötü oluşu

- Zehirli kimyasal maddelerin varlığı

6.3.2. İş Koşulları:

- Güvenlik tehlikesi

- Hava kirliliği

- Radyasyon

6.3.3. Kişilerarası İlişkiler:

- Adaletsiz veya saygısız deneticiler

- Kabul ve tanınma yoksunluğu

- Güven yoksunluğu

- Rekabet

- Temsil sorumluluklarında güçlük

- Gruplar arası ve grup içi çatışmalar

6.3.4. İş Gerekleri:

- Tekrarlı çalışma

- Zaman baskısı ve iş teslimatı

- Beceri gereğinin azlığı

- Başka kişilerden sorumlu olma

- Eksik veya fazla istihdam

6.3.5. Rol Özellikleri:

- Rol çatışması

- Rol belirsizliği

- Rolün az veya fazla oluşu

- Rol- Statü uyumsuzluğu

6.4. ÖRGÜT DIŞI STRES KAYNAKLARI

İşgörenlerin örgüt içinde çalıştıkları çevrenin dışında bir de toplumsal yani genel çevresi vardır. Toplumsal çevrenin işgörenden istediği eylem ve işlemler, işgörenlerle ilgili diğer bireylerin beklentileriyle şekillenir. Birey üzerinde toplumsal bir baskı vardır. Bu baskı, yasal yollarla olabileceği gibi, gelenek ve göreneklerle de olabilir.

Modern dünyanın insanı açısından stres kaynaklarını işe bağlı olup olmaması bakımından ayırmak her zaman kolay değildir. Çünkü, günümüzde birey iş, aile ve sosyal çevre üçgeni arasında yaşıntısını sürdürmekte, zaman zaman iş hayatını iş dışı yaşantısı etkilemekte veya tersi durumlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Belirli sorumluluk kademesine gelen kişiler, iş ve aile yaşantısını dengelemek, her iki yaşantıyı da özel bir sosyal ortamda yürütmek zorundadır. İş yaşamı ile aile yaşamının gerektirdikleri de kişi üzerinde strese neden olmaktadır. Bireyin günlük yaşantısında karşı karşıya kaldığı toplumsal ve teknolojik değişimlerin, aile ilişkilerinin, gün içerisindeki ulaşım sorunlarının ve mekan değiştirilmesinin, ekonomik ve finansal koşulların, ülke ekonomisinin gidişatı ve çeşitli ekonomik sorunlar stres kaynağı olmaktadır. Sosyal ve teknik değişimin insanların hayat tarzı üzerindeki etkisi büyüktür. Kalabalık, hareketli ve telaşlı bir hayatın yaşandığı büyük şehirlerdeki insanların iş stresi potansiyeli artmaktadır.

İş dışı olan ancak bireyi işinde de etkileyen stres kaynakları, genellikle bir çocuğun doğumu, şiddetli geçimsizlik, ekonomik yetersizlikler gibi ailevi olaylar; beklenmedik bir harcama yapmak zorunda kalınması, düşük ücretle çalışmak gibi ekonomik sorunlar ve daha önce uğraşılan bir hobiden vazgeçilmesi ya da kişinin düzenli bir hayat yaşayamaması gibi kişisel ilişkilerdir.

7. STRES YÖNETİMİ

Stresle başa çıkmak ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla, durumu ya da duruma verilen tepkileri değiştirmeye stres yönetimi denir.

Bireysel olarak kullanılan bazı stratejiler, stresle başa çıkmada çok gerekli ve önemli bir yer tutmaktadır. Bu stratejilerin ortak yönü, hemen hemen tümünün kişisel alışkanlıklar ile fiziksel, psikolojik ve davranışsal yapıların kontrol altına alınmasını öngörmeleridir.

Bu durumda bedende başlayan ve zarar veren stres, tepkisi karşı önlemler alınarak etkisiz kılınmaya çalışılmaktadır.Bireysel olarak stresle başa çıkmada, bedensel hareketler, solunum egzersizi, meditasyon, biyolojik dönüt, gevşeme, beslenme ve diyet, toplumsal destek alma, sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere katılma, masaj, dua ve ibadet, zaman yönetimi gibi teknikler yararlı olabilir.

Stresle başa çıkmada bireysel stratejiler olarak, etkili bir zaman yönetimi, rahatlama uygulamalarını, olumlu hayal kurmayı, davranışsal açıdan kişinin kendini kontrol etmesini, iletişim kurmayı, bireyin hobi edinmesini ve dışa dönüklüğü önermektedir.

7.1. Destekleyici Bir Örgütsel Hava Yaratmak:

Birçok örgütte, bürokratik ve resmi bir yapı ile birlikte katı ve kişisel olmayan bir hava vardır. Bu durum önemli bir stres kaynağıdır.

Daha az merkeziyetçi, kararlara katılımı sağlayan, yukarıya doğru iletişime izin veren bir yapı kurulması, örgütsel stresle başa çıkmada etkili bir yöntem olabilir.

Yönetim, işgörenler için destekleyici bir organizasyonel yapı geliştirmelidir. Örgütün işleyişi planlanırken yapıyı merkeziyetten uzak, katılımı destekleyici, ortak karar vermeyi özendirici biçimde oluşturmak örgütsel sterisi azaltacaktır.

7.2. İşin Zenginleştirilmesi:

İş zenginleştirme, hem işin içerdiği sorumluluk, tanınma, başarı fırsatı gibi etmenlerin hem de farklı beceriler, görevin kimliği, anlamlılığı, özerklik gibi işin özüne ilişkin niteliklerin geliştirilmesini içerir. Zenginleştirilmiş görevler, daha rutin ve yapılandırılmış işlere nazaran stres kaynaklarının azaltılmasını sağlayacaktır. Bazı işgörenler için zenginleştirilmiş işlerin daha çok sters yarattığı da unutulmamalıdır. Dikkatle yapılmış görevsel düzenlemeler, iş stresi ile başa çıkmada etkili bir yoldur.

İş, içerik olarak zenginleştirilip kişiye daha fazla sorumluluk verilebilir, önüne başarı fırsatları çıkarılabilir, kendi gayretine göre yükselme olanağı tanınabilir. Bu durumda işgörende aranan becerilerde çeşitlilik yaratılır, yapılan işlerin önem derecesi belirlenir, kişilerin anlamlı işler yapmalarına fırsat verilir.

7.3. Örgütsel Rollerin Belirlenmesi ve Çatışmaların Azaltılması:

Rol çatışması ve belirsizlik, bireysel stres kaynaklarının başında gelmektedir. Yöneticiler, örgütsel rollerin belirsizliğini ve çatışmalarını ortadan kaldırarak bunun neden olduğu stresi azaltabilirler.

Her görev, işgörene destek olacak açık beklentileri ve gerekli bilgiyi içermelidir. İyi bir organizasyon, yeterli hizmet içi eğitimi ve bizzat iş üzerinde verilecek bilgi ve eğitim, kişilerin ne yapacaklarını gösteren görev tarifleri ve çalışanlardan zamansız bilgi istemeyi engellemeye dönük düzenlemeler rol belirsizliğini ve kişilerarası çatışmayı önemli ölçüde azaltabilir. Çatışmayı önleyici düzenlemeler, işin yapısına, işgören ve yöneticinin beklentilerine uygun olmalıdır.

7.4. Mesleki Gelişim Yollarının Planlanması ve Danışmanlık:Örgütlerde genellikle, işgörenlerin mesleki gelişim planlaması ile ilgili geçişlerin ve yükselmenin geleneksel yollarla yapıldığı görülmektedir. Bireylerin yükselme ve ilerlemeleri, genellikle bir yönetici tarafından yapılmaktadır.

Büyük örgütlerde, bireyin sonraki pozisyonunun ne olacağı ve ne yapacağını bilememek, büyük bir stres kaynağıdır. Oysa mesleki planlama tekniklerinin kullanılması, örgütlerde stresle mücadele etmede önemli bir rol oynamaktadır. İşgörenlere kendilerini değerlendirme ve kendini anlama becerisini geliştirmeye yönelik yardımların sağlanması gerekir.

7.5. İşyerinde Neşeli Bir Ortam Yaratmak:

Büyük örgütlerin çoğu, işyerinde neşeli bir ortam yaratmanın önemini kavramış olduğundan, bu örgütlerde işgörenler arasında mizah ve şakanın kullanılması teşvik edilmektedir.

İşyerinde mizahın ve insanları güldüren etkinliklerin artırılması, mevcut stres kaynaklarını azaltmakta ve işgörenlerin verimliliklerini arttırmaktadır.

Örgüt kaynaklı stresle başa çıkmada ve örgütsel kararlılığı sürdürmede yöneticilerin önemli etkileri olduğu kuşkusuzdur.

Etkili yöneticiler, verimliliği yalnızca kısa dönemde istemez.

Sağlıklı, iş doyumu yüksek işgörenlerin örgütün uzun dönemli yararı için hayati bir öneme sahip olduğunu bilir. Başarılı yöneticiler, optimal iş stresininin verim için gerekli olduğuna inanır.

Örgütlerde yöneticilere, işgörenlerin stresle başa çıkmalarını sağlayacak ve aşırı stres altında kalmalarını önleyecek bazı görevler düşmektedir:

* Örgütte çalışmak için yeterince çekici bir ortam sağlayarak iş doyumunu yükseltmek.

* Rol çatışmaları ve rol belirsizliğini en aza indirmek için olabildiğince açık ve uyumlu rol beklentileri sağlamak.

* Sürekli olarak aşırı işyükü ya da işyükü azlığı olmaması konusunda duyarlı olma ve uygun yöntemler kullanarak çalışmaları yönetmek.

* Örgütte değişme ve süreklilik arasında iyi bir denge kurmak.

* Çalışanları sürekli destekleyerek, teşvik etmek, personelin gereksinimlerini karşılayarak onu değerlendirmek, çalışanlar arasında grup çalışmalarını desteklemek ve gruba bağlılığın sağlanmasını teşvik etmek.

* Mümkün olduğu ölçüde, her işgörene kısa dönemli verimlilik kadar, uzun dönemli sağlıklı iş doyumu, kendini ifade etme olanağı sağlayarak, işyerindeki yöntem ve ilerlemenin gerçekleştirilmesi için en üst düzeyde esneklik göstermek.

* Bütün çalışanlara, onların kararlarında etkili olacak fırsatlar sağlamak.

* Gereksiz strese yol açabilecek iş koşullarına ve örgüt içindeki stres düzeyine karşı dikkatli olmak.

* Stres içindeki işgörenler için stres yönetimi hizmetlerinin desteklemek.

* Bütün çalışanlar için, stres kaynaklarının neler olduğunu öğrenme ve mücadele etme fırsatları sağlamak.

Bunların yanısıra yöneticiler, örgütlerinde çalıştırdıkları işgörenlerin örgüt dışı stres kaynaklarının, örgütsel strese de yol açacağını düşünüp gerekli önlemleri almalıdırlar. Birey, sosyal bir varlık olduğundan ister aile ile ilgili olsun, isterse genel çevre şartlarıyla ilgili olsun stres verici durumları iş ortamlarına taşıyabilirler. Bu durumda yöneticiye düşen görev, işgörenini çok iyi tanıyıp hangi koşulların strese neden olduğunu öğrenmek ve stresle başa çıkmada etkili yöntemleri uygulamaktır.

7.6. Stres Yönetiminde DKBY Modeli:

(Değiştir / Kabul Et / Boşver / Yaşam Tarzını Yönet)

Stres yönetimi‘yaşam tarzı yönetimi’dir. Stresi yönetmeye karar vermek demek, bireyin duygusal, fiziksel ve ruhsal yaşam kalitesini yükseltmeye karar vermek demektir.

Braham’ın geliştirdiği DKBY, bireylerin yaşadıkları stresi kontrol altına almaları, yönetmeleri için geliştirilen dört aşamalı bir modeldir.

Bu yaklaşım aşağıda kısaca açıklanmaktadır.

*İlk adım olan D (Değiştir), imkanınız varsa içinde bulunduğunuz olumsuz durumu değiştirmektir.

Olumsuz durumu değiştirebilirseniz, bu durumun sebep olduğu stresi tamamen ortadan kaldırmayı başabilirsiniz.

*İkinci adım, K (Kabul et)’dır.

Kontrol edemeyeceğiniz durumlarla karşılaşabilirsiniz. Bu adımda, kontrol edemeyeceğiniz koşulları öfkelenmeden kabul etmeyi ve pozitif yaklaşımınızı kaybetmemeyi öğrenmelisiniz.

*Üçüncü adım olan B ‘Boşver’i temsil etmektedir.

Boş vermek duygusal, zihinsel ve ruhsal açıdan işe yarayan güçlü bir yöntemdir. Çünkü değiştiremeyeceğimiz durumu kontrol etmeye çalışmak bizi kontrol saplantısına götürür. Bu durum da strese sebep olur.

*Dördüncü adım ise, Y, ‘Yaşam tarzını yönet’tir.

Bu adımda egzersiz diyet, rahatlama ve duygusal destek yoluyla, gelecekte stres oluşturabilecek unsurlarla bu günden mücadele etmeyi sağlar.

8. SONUÇ

Stres oluşumunda birçok çevresel faktör rol oynamakta ve stres yaratıcı ortam oluşturmaktadır. Günümüzde çalışanlar ve yöneticiler çok rekabetli, değişken ve belirsizliğin hakim olduğu iş ortamında çalışmaktadır.

Stresle etkili bir biçimde başa çıkılması gerekir. Stresle başa çıkmada herkes için iyi olan ortak bir çözüm yolu yoktur. Her insanın zayıf noktası, devamlı olarak strese maruz kaldığı zaman açık veren zayıf bir yönü vardır. Bundan dolayı, kişi kendi kişilik ve yaşam tarzına uygun olan yöntemleri bulup denemelidir.

Yani birey stresinin yönetimini ele almalıdır.

Kaynaklar:İç Denetçi Taner Eraslan, Zabıta El Kitabıhttp://www.devlette.comhttp://bit.ly/2i7setChttp://bit.ly/2hWp5g1ZAB-DERİç Denetçi Taner Eraslan, Mevzuat DoktoruAlp, S. (1997). İşletme Örgütlerinde Çatışma ve Yönetimi (Yayınlanmamış YüksekLisans Tezi), Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.Baltaş, Acar ve Zühal Baltaş. Stres ve Başa Çıkma Yolları. İstanbul: Remzi Kitabevi,1999.Balcı, Ali. Öğretim Elemanlarının İş Stresi. Kuram ve Uygulama. Nobel Yayınları,2000.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Alisa Çiçek Akyol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.