İngiliz Kızın Musluman Oluşu

Bedi-üzzaman:

İman hem nurdur hem kuvvettir. Hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hadisatın tazyikatından kurtulabilir. "Tevekkeltü alallah" der, sefine-i hayatta kemal-i emniyetle hadisatın bağlarvari dalgaları içinde seyran eder...

Demek ki "İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder." (risa. üçüncü nok.)

Saadeti dareyn dediğimiz her iki dünyanın mutluluğunu yakalamanın yegane yolu Allah'a iman ve imanın bir gereği olan ibadetle mümkündür.

Bir çok kişi Müslüman anne ve babadan olmasına, Müslümanların çoğunlukta olduğu bir beldede yaşamasına, İman ve İslamdan haberdar olmasına rağmen; dinin kadrini, kıymetini bilmemekte, İslamı gereği gibi yaşamamaktadır. Bunun tam tersi olarak bazıları da uzak beldelerde, iman ve İslamın kıt olduğu ülkelerde, tebliğin olmadığı yerlerde küçücük bir ışık sayesinde iman ile tanışmakta, gerçek huzuru bulmakta, dünya ve ahiret saadetini kazanmaktadırlar.

İmam arkadaşımın anlattığı ve benim de sizlerle paylaşmak istediğim gerçek bir olay da buna benzer:

Almanya'da din görevlisi olarak bulunduğu bir zamanda iki genç, dini nikahlarını kıymaları için ona başvururlar. İmam arkadaşım bakar ki gelin İngiltereli ve Hristiyanlıktan Müslümanlığa geçen biri ve aralarında şu konuşma geçer: Hoca;

-Kızım Hristiyanken Müslüman olmuşsun, oysa dinimizde zorlama yok, kimseyi zorla Müslüman yapamayız. Kız;

-Hayır hocam kendi rızamla ve kabul ederek Müslüman oldum.

-Ehli kitap olarak sevdiğin erkekle bir Hristiyan olarak da evlenebilirsin, aşkın için mi dinini değiştiriyorsun?

-Hayır, hiçbir baskı ve nedenden dolayı değil, beğendiğim için İslamı seçtim.

-Peki İslamı seçmene vesile olan hadise nedir?

- Yedi yaşında bir kardeşim vardı. Öldü ve defin işlemleri için kiliseyle irtibata geçildi. Netice itibari ile ya defnedilecek ya da yakılarak külleri kavanoza konulacaktı. Ben ve annem defnedilmesini isterken babam ise yakılmasını istedi. Yakılma olayı pahalı ve prestijli olduğundan babamın dediği oldu ve kardeşimi yaktılar. Bu olay beni derinden etkiledi.

-Hristiyan dininin vecibesine uygun işlem yapılmış sıkıntı nerede?

-Hocam kardeşim çok küçüktü, nasıl yakılırdı, bu beni çok üzdü aklım almıyordu bir süre düşündükten sonra işin dini boyutunu anlamaya ve farklı dinleri araştırmaya başladım bu arada İslam dinini de araştırdım ve Müslüman oldum.

-Senin Müslüman olmana vesile olan ne idi?

-Hocam baktım dininizde çocuklar ta akıl baliğ olmayana kadar günahkar olmazlar ve cennetlik tirler. Oysa dinimiz de çocuk vaftiz olmazsa veya yaşı ne olursa olsun günah çıkarmadan ölürse durmu zor.

-Doğru

-Birde İslamın defin işlemi, herkes için aynı, güzelce yıkanır, kefenlenir yerin altına güzelce yerleştirilir dua edilir, ne güzel. Ölüye gösterilen bunca değer, beni çok etkiledi. Birde kardeşim, çocuktu,onu çok seviyordum ve üzüyordum. Araştırmalarım neticesinde çocuklar, İslam dinine göre cennete girer dolayısıyla kardeşimde cennete girmişti, eğer ben de Müslüman olup dinimi yaşasam, öldükten sonra cennete girme ve ayrılmamak üzere kardeşime kavuşma imkanım vardi. Bu kadar güzel bir din, kabul edilmez mı?

- Evet kızım dinimize gören doğan her kes "İslam fıtratı üzerine doğar" akıl ve balığ olana kadarda onlar için hiç bir günah da yoktur, ölürlerse cennete giderler.

Evet imanın kalbe girmesiyle kazanılan mutluluk, tarifi imkansız bir güzelliktir. Bir çok Müslümanın! hayalı kurduğu, medeniyetin beşiği dediği İngiltere, öbür taraftan gerçek imanı bulup da mutluluk ve huzuru İslamda bulan bir bacımız.

Bedi-üzzaman Said-i Nursi:

İnsan, şu dünyaya bir memur ve bir misafir olarak gönderilmiş, çok ehemmiyetli istidad ona verilmiş. Ve o istidadata göre ehemmiyetli vazifeler tevdi edilmiş. Ve insanı, o gayeye ve o vazifelere çalıştırmak için, şiddetli teşvikler ve dehşetli tehditler edilmiş. (beşinci nükte)

Bedi-üzzaman Said-i Nursi:

"Faniyim, fani olanı istemem.

Acizim, aciz olanı istemem.

Ruhumu Rahman'a teslim eyledim, gayri istemem.

İsterim, fakat bir yar-i baki isterim.

Zerreyim, fakat bir şems-i Sermed isterim.

Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim."

DUA VE SELAMLARLA..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yokuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.