AİLE TARIMI DESTEKLENSİN !!

Uzun yıllardır, dayatmalarla karşı karşıya kalan, ekonomik gücü yetmeyen, girdilere direnemeyen çiftçitoprağını ekmekten uzaklaşmıştır.

Dolayısıyla, şehirlere göçler başlamıştır.

Çiftçilere, sırasıyla önce tütün ektirilmedi, sonra şeker pancarı’nda kota getirildi ve üretim düşürüldü. Düşük fiyatla, ve farklı prim politikalarıyla, Orta Anadolu çiftçisi buğday ekmekten, Çukurova çiftçisi pamuk ekmekten uzaklaştırıldı:

Binlerce besicilik yapan köylü hayvancılığı bıraktı.

Hayvancılık küçük ölçekli üreticiden çıkınca bir kaç büyük şirketin eline kaldı. Tarımda da durum değişmedi.

Küçük çiftçiyi yok etme politikası bilinçli bir şekilde uygulandı.

Çünkü ABD ve AVRUPA’nın ürettiklerini satacakları ‘’tüketici toplumlara’’ ihtiyacı vardı. Ve ülkemizde bu sistem hızla hayata geçirildi.

Türkiye onlar için genç nüfusu olan bir pazardı.

Tarımsal KİT’lerin özelleştirilmesi, Türk tarımına vurulan en büyük darbe oldu.

Özelleştirmeler yüzünden, çiftçi mal alımında ve pazarlamada büyük sıkıntılar yaşadı/yaşıyor.

Tütüne ve şeker pancarına getirilen yanlış üretim kısıtlaması, zeytinyağı ve pamukta yetersiz ve zamanında ödenmeyen primlerle, besi hayvanı alımında uygulanan yanlış politikalar tarım ve hayvancılığa büyük zarar vermiştir.

Tüm bunların yanında bir taraftan da küçük üreticiyi ve köylülüğü bitirme politikaları hızla devam etmektedir.

Ülkemizde aile çiftçiliğini ortadan kaldırmak için yapılan uygulamalar Avrupa ve Amerika’da tam tersi yüzde 98 lere varan oranlarda desteklenmektedir.

Aile Tarımı uygulaması hem köylerin varlığını korurken, hem aidiyet duygusunu geliştirmesi, hem de tarım kültürünü kuşaktan, kuşağa aktarması açısından önemlidir.

Yerel-Atalık tohumların bugüne kadar ulaşmasında bunun önemini daha iyi görebiliyoruz.

Aile tarımı uygulaması olmasaydı, her ekilen üründen gelecek yılın tohumu ayrılmasaydı bugün yerel tohumları yaşatma çabamız da olmazdı.

Bu uygulamalar bizlere hem örnek olurken, hem de gelecek nesillerin ekmeğine, aşına sahip çıkma sorumluluğunu vermektedir.

Sürdürülebilir tarımın temel taşı dev şirketler değil, tamamen aile tarımı uygulanmasıdır.

Her geçen gün yediğimiz gıdaların fiyatları hızla artarken, sağlıklı ürünlere ulaşma konusunda da toplumda büyük bir arayış görülmektedir.

Herkesin sağlıklı ürün tüketme arayışının yanında asıl yapılması gereken şey yerel tohum çalışmalarına sahip çıkmak, destek olmaktır.

Yeni yılda yeni umutlar, temenniler ve beklentilerimiz,

Aile tarımı desteklensin.

Çiftçi ailelerin çocuklarına özel eğitimler verilsin,

Köylerimiz yeniden Köy olsun,

Kooperatifleşme konusunda destek verilsin.

Üreticilerin sorunlarına geçici değil kalıcı çözümler bulunsun,

Tüketici, ambalajlı gıdaların saçtığı tehlikenin farkına varsın,

Toplumun her kesiminde sağlıklı ürünler tüketilsin.

Herkesin yerel pazarlarda en az iki üretici ile iletişimi olsun,

Üretici daha çok yerel tohum üretip, hem kendi sağlığını hem de toplumun sağlığını koruduğunun farkına varsın.

Yeni yıl ; Toprağından kopmayan, çıkınındaki tohumu gözü gibi saklayan kınalı ellerin bereketi olsun.

Domatesin, biberin tohumlarını alırken yeniden ekmek için saklanan umutların yılı olsun.

Yeni yıl, yeni umutlarla herkese kutlu olsun.

Yararlanılan kaynak: Prof.Dr. Gürol Ergin - Çağlar Boyunca

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru Oğuzhan Yeter - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.