Sosyal Medya Bağımlılığı Olan Biri İşe Alınır Mı?

Sosyal medya ya da internet bağımlılığı günümüzün oldukça önemli bir sorunudur. Bazı ülkelerde hastalık olarak bile tanımlanmış ve buna ilişkin önemli tedavi merkezleri açılmıştır. Sosyal medya bağımlılığının, başta çocuklar olmak üzere, bireylere ciddi olumsuz etkiler barındırdığını kabul etmek gerekir.

Diğer taraftan, teknoloji ürünlerinin yaygınlaşması ve iş hayatına da girmesi kaçınılmaz olarak karşımıza çıkmaktadır. İşte tam bu noktada ortaya ciddi bir paradoks bulunmaktadır.

Şöyle ki, iş hayatının vazgeçilmez bileşeni olan teknolojiye hakim bir personel arayışında bulunan organizasyonların, aynı zamanda bu teknolojilere daha az zaman ayıran kişileri tercih etmesi bir çelişki olarak gözükmektedir.

Çelişkiyi ortaya koymak için şöyle bir soru soralım; teknolojinin tüm gelişmelerini takip eden, inceliklerini bilen biri, bu teknolojilerin vazgeçilmez unsuru olan sosyal medya ile daha az vakit geçirebilir mi?

Çevremize bakarak basit bir gözlem yaptığımızda şu sonuca varmak mümkün, sosyal medyayı iyi kullanan, bu alandaki gelişmeleri de ayrıntılı takip eden kişiler, teknoloji/bilişim alanındaki gelişmeleri de yakından takip etmektedir. Dolayısıyla, sosyal medya bağımlıları genel olarak bu alandaki gelişmeleri de yakından takip eden kişilerdir.

Bir başka sorun ise; sosyal medya bağımlılığı için şikayet ettiğimiz, eleştirdiğimiz hususlar, 300 yıl önce çalışan birinin bugünün çalışma koşulları için söylediği şeylerle benzer olabilir mi? Örneğin, el yazısıyla yazısını yazan bir çalışan yanında sürekli bilgisayarla yazı yazanı görse, şu an bizim sosyal medya bağımlısı için söylediklerimizle veya eleştirilerimizle benzer bir durumdan bahsedebilir miyiz?

Teknoloji ve bilişim alanında oldukça hızlı ve devrim niteliğinde gelişmeler yaşanmaktadır. Sosyal medya gibi bağımlılık yaptığı, sosyal ilişkilerimizi bozduğu yönünde oldukça önemli nedenlerle karşı çıktığımız süreç aynı zamanda kaçınılmaz, günün gelişen koşullarıyla açıklanması gereken bir durumdur. Artık, birçok organizasyonun sosyal medya hesabı bulunmakta, internet ticareti yaygınlaşmakta, tanıtım, pazarlama veya satış gibi hususlarda bile sosyal medya kullanımı yaygınlaşmaktadır.

Bu süreçte, sosyal medya bağımlılığı organizasyonlarda da kendini göstermektedir. Kaldı ki yakın bir zamanda “insan” tanımının da tartışmaya açılacağını öngörmekteyim. Akıllı lens/gözlük kullanımı, deri altı çipler, enseye takılan hafıza kartları gibi oldukça devrimsel ve şok niteliğindeki gelişmelerle, yakın zamanda “insan” kavramını değiştireceğinden, geleneksel yöntemlerle işe almayı, personel performansını değerlendirmeyi imkansız hale getirecektir.

Bu süreçte yeni bir personel alımında kriterlerinizi de gözden geçirmeniz kaçınılmaz olacaktır. Ben kendi adıma bazı kriterler geliştirmeye çalıştım bile;

Soruları çoğaltmak mümkün ama özünde işe alım yöntemlerinde de önemli bakış açısı değişikliği şarttır. Sadece teknoloji ürünleri “satın alan” bir birey yerine, gelişmelerden haberdar olmaya, iş hayatına etkilerinden yararlanmaya çalışan bir birey tercih etmek kaçınılmazdır.

Bu konuda özellikle insan kaynakları birimlerinin yeni bir bakış açısına ihtiyacı olduğunu düşünmekteyim. Sosyal medya bağımlılığı gibi birçok riskleri, sakıncaları olan bir hastalığı kabul etmekle birlikte, yeni bir “insan” kavramı çerçevesinde teknolojik gelişmelere uyumlu personelin seçilmesinin önümüzde duran bir gerçeklik olduğu da şüphesiz.

Sanayi devrimi sonrasında makineleşmeyle birlikte işsiz kalan insanların makineleri kırmaya başlamasıyla başlayan bir ayaklanma tarih kitaplarında yazmaktadır. Karşı çıkanlar için bu duruma düşme riski bulunmaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Taner Eraslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.