KADIN DEDİĞİN...

Ve kadın yaratıldı.

Ama kadının yaratılmasına gelmeden önce ilk olarak erkeğin, Hz. Adem'in yaratılmasından başlayalım. Allah kendisine kul olsun, ama yarattıklarının hepsinden üstün ve kendisine yakın olsun diye Hz. Adem'i yarattı. Sonra yalnızlığa dayanamayacağını bildiği için ona bir eş, denk, nefes yarattı. Ve onu Adem'in kaburgasından, tam kalp hizasındaki kaburgasından yarattı. Hz. Havva. İnsanoğlunun ilk anası, ilk kadını, çoğunluğun birleştiği tek kadın.

Peki neden? Her şeyi yoktan yaradan Allah, neden Hz. Havva'yı Hz. Adem'in kaburgasından yarattı. Çünkü onu, ona eş, denk, nefes olarak yarattı. İkisi de kendi türü içinde tekti, ilkti. İnsanlık o birliktelikten çoğaldı, üredi, genişledi ve yeryüzüne yayıldı. Tek başına erkek yeryüzünde yapamazdı. Çoğalamazdı. Konuşacağı, onu anlayacağı biri olmazdı. Hayvanlar, çiçekler, dağlar, denizler, ağaçlar dile gelse bile, erkeğe yetmezdi, yetemezdi. Çünkü evren insanın hizmetine sunulmuştu. Yaratılmış hiçbir şey ona kafi gelmezdi. O yüzden kadın, erkeğin kalbi hizasından yaratıldı. Ona eş, dayanak olsun diye, onu anlasın, sarsın diye. Sarmaşık gibi birbirine dolansın ve her şeye göğüs gerebilsinler diye.

Ve bu muhteşem çiftten yeryüzüne bir anda insanlık yayılmaya başladı. Sevgileri daha da perçinleşti. Her dünyaya gelen başka başka özelliklerde, kişiliklerde geliyordu. Tam 40.000 kişiyi görmek nasip oldu nesillerinden bu muhteşem çifte. Günümüze yaklaştıkça erkeğin kadına, eşine, annesine, kız kardeşine, nefesine olan baskısı artmaya başladı. Erkek bir anda yeryüzünde kendini hakim kılmaya başladı. Kadın bir anda sadece bebek üretici olarak görüldü. Bir kıyım, bir zulüm aldı başını gitti. Ama tüm erkekler öyle değildi. Kadına destek çıkanlar oldu, onları kendine denk görenler oldu ve bu uğurda savaştı. Kadın zamanla söz sahibi olmaya başladı ve erkek gibi evine de bakar oldu, topluma da söz geçirir oldu. Aileyi kuran kadındı çünkü. Erkek ne kadar baskın görünse de, kadına muhtaçtı. Onsuz bir an bile duramıyordu ama yine de gücünü ona kullanmaktan vazgeçmedi, geçemedi diğer erkeklere erkekliğini kanıtlamak için. Oysa ki Yaradan ikisini de birbirine eş yapmıştı. Eş, eşitlik demekti bir noktada. Kadın köle oldu, satıldı, kullanıldı, horlandı, taşlandı... Ama kadınlarsız hiçbir şey yapamadı insanoğlu. Olmazdı ki zaten. Ne kadar ölürse kadın, o kadar kadın geldi dünyaya yeniden. Bu bir nevi Allah'ın, erkeğe kadınsız olamayacağını göstermesiydi. Kadın yoksa erkek de yoktu, kız da yoktu, güzellik de, ihtişam da, cazibe de, yenilik de, neşe de, sevgi de, aşk da yoktu. Yeryüzünden sadece kadınları alsanız, geriye kalan hiçbir şeyin ne tadı ne tuzu kalırdı. Sıcak bir yuva olmazdı. Sizi saracak bir anne kucağı olmazdı. Bir kız kardeşin, ablanın desteği olmazdı erkeğin üzerinde ve erkek ne yaparsa yapsın kendini hep eksik hissedecekti.

Çok uzun yıllar geçmiş insanlık teknolojide ilerlemiş, kimi yerlerde kadın baş tacı iken kimi yerlerde halen ezilen olmuş. Baş kaldırmalar, gösteriler, hak hukuk aramalar, bir taraftan analı kızlı, diğer yandan babalı oğlanlı taraflar oluşmuş. Oluşmuş ama kadınsızlıktan da bir o kadar korkulur olmuş. Zaten ne olduysa, bu korkudan olmuş. Belki de erkeğin kadına olan bağımlılığı, erkeği korkutmuş ve de o da kadın üzerine hakimiyet kurarak bu korkusunu bastırmıştı. Halen de bastırıyor kanımca.

Ama kadındı o. Yılmaz, yıldırılamazdı. Ne yapar ne eder bir yolunu bulurdu yaşamanın, hayatı güzelleştirmenin. Günümüzde kadının yeri apayrı, tartışılmaz. Gerek dini gerek toplumsal gerek maddi ya da manevi açıdan kadın çok ama çok önemliydi. Yokluğun dayanağı, güzelliğin ilhamı, uğruna savaşların ve barışların olduğu biriydi kadın. Geçmişte de, günümüzde de ve gelecekte de kadın hep varlığıyla erkeğe eş oldu, oluyor ve olacak. Onların önemini anlatmaya ne sayfalar, ne romanlar, ne dağlar ne taşlar yeter. Zira Yaratan öyle bir yaratmıştı ki kadını, kimse, erkek dahi onu asla yenemedi, yenemezdi de.

Bugün 8 Mart dünya kadınlar günü diye bir gün var yeryüzünde. Kadının önemine ve toplumdaki yerine dikkat çekmek için özellikle de bu günde bir patlama oluyor adeta tüm kadının olduğu yerde. Adına şiirler, romanlar yazılandı kadın. Uğruna hemcinsinee bile karşı gelinendi kadın. Ama kadın halen hakkettiği öneme sahip olamıyor ne yazık ki. Oldurmuyorlar çünkü korkuyorlar. Kadın hakimiyeti kurulursa yeryüzünde, erkekler geçmişin intikamının alınacağından korkuyor belki de. Atalarının yaptığı ve halen de yapmakta oldukları yanlışlar yüzünden. Ama işin aslı öyle değil. Kadın diyorum size kadın. Kadın erkeğin kalp hizasından yaratıldı, o yüzden kalbe ait tüm güzellikleri taşıyor bir kadın ve onu yeryüzüne de yaymaya çalışıyor aslında. Bunu görebilenlere cennetten bir köşe iken bu dünya, göremeyenlere de cehennemden bir köşe oluveriyor.

Kadın varsa;

- Yuva var.

- Aşk ve sevgi var.

- Huzur ve ahenk var.

- Eş ve dost var.

- Güzellik ve iyilik var.

- Anne sıcaklığı var.

- Zorluklara dayanma gücü var.

- Bir ülkenin gidişatını değiştirecek güç var.

- Bir milleti kurtaracak cesaret var.

- Nesilleri devam ettirecek yeti var.

- Toprak ana var.

Var oğlu var yani.

Kadın, birlikten çokluğa geçiş demek, bedeninde can bulmak, kucağında ilk nefesi almak, dünyaya onun gözünden bakmak demektir. Kadın yeniden doğuş, göğe yükseliş, kendini biliş demek. Bir insan bir cihan demektir ve kadından nice cihanlar yeryüzüne gelmektedir. Kadın, insanoğlunun yeryüzüne açılan kapısıdır. Başka bir giriş yolu yok bu dünyaya. Yeri göğü inletseniz, indirseniz de yok. Ve sizler, bunu çok ama çok iyi biliyorsunuz ve korkuyorsunuz onlardan. İçten içe hep bunu söylüyorsunuz kendinize çünkü;

" Kadınlara muhtaçsınız, ama onlar size bunu hissettirmeyecek kadar yüce yaradılışlılar."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tolga Ziyagil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.