Bir Muhalif Yazı : Muhalefete Yaşam Şansı

"Ya Rabbi Biz niçin birbirimize bu kadar hor bakıyor, vatandaş sevgisiyle muamele edemiyoruz?

Niçin karşımızdakinin de hürmete layık bir insan olduğunu kabul edemiyoruz.

Niçin hakikatleri görüp duymaktan korkuyor ve hakikattan yılıyoruz.

Ne zaman başımızda medeni memleketlere mahsus medeni idareciler göreceğiz?”

Ord.Prof.Dr.Ali Fuat Başgil’in Hatıraları

Hepimiz biliyoruz ki Türkiye, Ak Parti iktidarını sahiplendiğinden beri muhalefet cenahınca halkı kucaklayıcı ciddi bir kıpırdanma olmadı. Bu durum mecliste bulunan muhalefet partilerinin tamamının salt ideolojik şuur temelli olmaları ile de tam anlamıyla açıklanamaz. Üstüste bu kadar seçim kaybeden Bahçeli, MHP’de koltuğunu bırakmadı, Kılıçdaroğlu ile yepyeni bir CHP asla oluşamadı. Peki muhalefet sadece ve sadece muhalif olmak ve yıkmaya çalışmak değil aynı zamanda doğruyu da alkışlamak ve gerektiğinde yapıcı tutuma sahip olmak değil miydi? Evet muhalefet söylem, icraat ve devlet içindeki kadroları ile iktidarın denetleyiciliği rolünü üstlenemedi/üstlenemiyor. Bunlara, çok bilindik şeylerin tekrarı olmasının dışında bahsedeceğim sorunun bir kanadını oluşturması sebebiyle kısaca değindim.

Sorunun, yazının konusunu amaçlayan diğer kanadı ise iktidarın da bir süredir muhalefete ve özellikle muhalefetin devlet içindeki bürokrasisine yaşam sansı tanımıyor olmasıdır. Vaziyetin bu hale gelişi, ilk zamanlar Abdülhamid Han’dan beridir “kendi milli değerlerine hizmet eden güçlü bir lider” arayan Türkiye için Recep Tayyip Erdoğan’ın mücahedesini pekiştirme anlamı etrafında müspet bir amaca hizmet ediyorken, sonraları gitgide otoriter bir tek parti uygulamasına ve sorgulanması dahi iktidar içinde paranoya oluşturan sorunsal bir çıkmaza dönüştü. Gezi olayları ile başlayıp, 17 -25 Aralık operasyonları ile devam eden darbe teşebbüslü hain süreçler sonrası bu sorun iktidar içiniyice paranoya halini aldı. Ak Parti cephesine sorulduğunda ise yok edilmek istenenin, yaşam şansı tanınmayanın marjinal ve radikalize olmuş muhalefet olduğu savunmasını alsak da, marjinal ve radikal muhalefet tanımının ne yazık ki iktidarın kendi vicdanlarını rahat ettirmek adına yelpazesi çok geniş hattatanım dışına çıkacak şekilde bir uygulamaya tabi tutulduğunu görüyoruz. Örnekler net;Üniversitelerdeki akademik ve idari görevden almalar, Milli Eğitim camiasının silbaştan Eğitim-Bir Sen ekseninde yenilenmesi ve son olarak cemaatçilerin ayrımının düzgün yapılmadanuygulanan emniyet ve yargı tasfiyeleri...

Yani maalesef birbirini tersinir şekilde besleyen ve ülkeye zarar veren menfi iki olgunun ikincisinden bahsediyorum.

Bu iki kanatlısorun birbirinden güç ve destek alarak büyüdükçe ne toplumsal uzlaşı sağlanır, ne iktidar tarafınca dirilmesi arzulanan Neo - Osmanlı devlet can bulur.

Evet söylemek istediğim esas husus muhalefetin Ak partinin doğrularını alkışlamıyor olması veya iktidarın söylemiyle muhalefetin zaman zaman hain odaklarla da işbirliği yaparak marjinalize olması değil, Ak Parti’nin elinde bulunan gücü muhalefetle paylaşmaması da değil, iktidarın devlet kademelerinde siyasi veya idari anlamda muhalif insanlara gitgide yaşam şansı tanımıyor olmaya başlamasıdır. Ak Parti hem kendi kadrolarını oluşturmak hem de statüko zihniyetindeki eski devletin yerine yeni bir devlet düzenini bina etmek hesabına, yapması gereken muhalefet tasfiyesini zaten çoktan yaptı. Ama artık 12 yılda kazanılan 10 seçimin vermiş olduğu ihtişamlı güçle, devletin en alt kademelerine kadar hükmetme gayesini takınıp, işini doğru yapan insanlara kadar ayıklama politikasına girmesi kendine de zarar veren olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmaya başladı.

İşte bütün busonuçlarınanalizinde karşımıza çıkan tabloda AK Parti;

Maalesef bu olumsuz sonuçlarapaçık ortada olduğundanmuhalefete liyakati ölçüsündeyaşam şansı tanınmalıve muhalif insanlar devletin en altından en üstüne her organında yer almalıdır. Bırakalım devletin her kademesinde muhalefet olsun, hem de kendini baskı altında hissetmeden… Ancak o zaman bu ülke Yeni Türkiye’ye ulaşabilir ve Yeni Türkiye’den Neo-Osmanlı’ya geçebilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Furkan Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.