ÜLKEDE YAŞADIĞIMIZ SORUNLARIN TEMELİ DEVLETTE LİYAKATIN YOK EDİLMESİDİR

Biz FETÖ Operasyonlarında görevden alınan ya da açığa alınan tüm memurlara hukuki destek verdik. Çünkü hiç kimse yargılanmadan suçlu sayılamaz. İhanet kalkışmasında milletimize silah doğrultan, ByLock gibi gizli iletişim sistemleri kullanan herkes cezalandırılsın. Ama suçsuz yere kimse mağdur edilmesin. Biz mağdurların sesi olacağız dedik, sadece kendi üyelerimize değil bize başvuran her memura hukuki destek verdik. Yandaş sendika gibi memura sırtımızı dönmedik. Yandaş Konfederasyon bize FETÖ çamuru sıçratmaya çalışıyor. Bize kimse bu çamuru sıçratamaz. Onlar bazen akil adam olurlar, sonra teröre karşıyız derler. Onlar rüzgara göre yol alırlar. Bizim yolumuz yıllardır bellidir, hiçbir rüzgar bizi yolumuzdan edemez.

OHAL YETKİSİ YANLIŞ KULLANILIYOR

OHAL Kanununa dayanarak, Kamuda yapılan ihraç işlemleri maalesef Anayasa ve yasalarımıza uygun değildir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre; memurların disiplin kurullarına sevk edilmesi gerekmektedir. Ancak OHAL yasasına dayanarak çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle memurlar hiçbir soruşturma işlemine tabi tutulmadan ve kanunlarla belirlenen haklarının kullanılmasına izin verilmeden görevlerinden ihraç edilmiştir. Aynı zamanda on binlerce memur da açığa alınarak mağdur edilmiştir.

Memurların ihraç ve açığa alınmalarında ne yazık ki, herhangi bir idari soruşturma açılmadan, memurların savunma hakkını kullanmalarına izin verilmeden işlem yapılmıştır. Hiçbir Kanun Hükmünde Kararname mevcut kanunların ve Anayasanın üzerinde değildir. Üstelik 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda açıkça memurların işten atılma ve açığa alınma durumları belirlenmiştir. Anayasa ve yasalar çiğnenerek yapılan bu hukuksuz uygulamalarla ilgili Hükümet yetkilileri ve muhalefet liderleri ile görüşerek KHK’lara dayanılarak yapılan bu uygulamaların yanlış olduğunu; bu durumun sonucunda da hem iç hukukumuzda, hem de uluslararası hukukta ciddi sorunlar yaşanacağını dile getirdik. Ancak hükümet yetkilileri uyarılarımızı dikkate almadı.

İŞ GÜVENCEMİZ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR

Bugün OHAL’in arkasına sığınarak memurları yargısız infaza tabi tutan hükümet, Anayasamızdaki iş güvencesini kaldırırsa neler yapmaz? İş güvencesi bizim kırmızı çizgimizdir asla vazgeçmeyiz. Bu memur sahipsiz değildir. Türkiye Kamu-Sen vardır. Cumhurbaşkanımız herkes memur olmak istiyor diyor. Özel sektörde çalışma şartlarını düzenlediniz mi, güvenceli ve insan onuruna yakışır bir ücret getirdiniz mi? Maalesef özel sektörde şartlar içler acısı olduğu için, 3,5 milyon lise ve dengi okul mezunu gencimiz KPSS’ye başvuruyor, bir ihtimal memur olurum diye… Bu sayı tarihi bir rekordur. Ülkemizde işsizliğin geldiği durumu göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Çalışma hayatımız böyle kötü bir durumdadır. Ancak, hükümet yaptığı son polis alımlarında KPSS şartı dahi aramamıştır. Kamuya sınavsız polis alımları gerçekleşmiş, KPSS’nin kaldırılacağı ve kamu kurum ve kuruluşlarında memur olabilmenin tek yolunun yandaşlık olacağı sinyalleri verilmiştir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun, 657 sayılı DMK değişikliğinin referandumdan sonra yapılacağını açıklamasıyla ilgili olarak, “biz memurların hayrına olacak bir değişikliği destekleriz. Ancak tekrar hatırlatıyoruz, iş güvencesi bizim için kırmızı çizgidir”

MEMURLARA 'PERFORMANS SİSTEMİ'NE KARŞIYIZ

Memurlara getirilmek istenen 'performans sistemi' ile ilgili, “ Bu performans sisteminde notu kim verecek? İktidarın bürokratları, yani kendi adamlarına yüksek not verecekler, kendilerinden olmayanlara düşük not verecekler. Yandaş olmayan puan alamayacak. Bu sistem daha önce Sosyal Güvenlik Kurumu’nda denenmiş ve uygulamadan vazgeçilmiştir. Burada amaç memurlarımıza tuzak kurmaktır. Memurlarımızı 2 yıl üst üste performansı kötü diye iş akitlerini feshetmek istiyorlar. Böylece memurları hem onursuzlaştırmak ve hem de kendileri gibi düşünmeyenleri kamudan atmayı planlıyorlar. AKP hükümetinin bu uygulamada adil davranmayacağı aşikardır. Çünkü 14 yıllık iktidarları boyunca ayrımcılıkta sınır tanımamışlardır. Bu konuda sabıkalıdırlar. Yandaşları dışında herkese düşük not vereceği ve sadece yandaşlarını koruyacağı bu sisteme karşıyız. Liyakatı ayaklar altına alan bir iktidar bu sistemde de adil olmayacaktır.”

TÜM KADROLARA SÖZLÜ SINAV UYGULAMASINA DAVA AÇTIK

Daha önce sadece Şube Müdürü, Müdür gibi kadrolara yazılı sınav sonrası sözlü sınav uygulaması yapıldığını, “Ancak, yapılan son düzenleme ile hizmetli, şoför, memur dahil olmak üzere tüm kadrolara sözlü sınav şartı getirilmiştir.

TRT’ye spiker alımları dışında sözlü mülakat uygulaması yanlıştır. AKP Hükümeti ısrarla sözlü sınavı tüm kadrolara getirmeye çalışmaktadır. Sözlü sınavlar kamuya olan güveni ve adalet duygusunu yok etmektedir. Çünkü torpil müessesesinin en çok işlediği yer sözlü sınavlardır. Sözlü sınavlar, liyakat ve ehliyet kriterlerini ayaklar altına almaktadır. Yazılı sınavı kazanan adaylar içinden, açılan kadro sayısının 4-5 katı fazla adayın sözlü sınava çağırılması da memurları rencide eden başka bir durumdur. Ayrıca yazılı sınav sonrası, sözlü sınavı da hakkıyla kazanmış olan memurlara dahi “torpille” kazandı bakış açısı değişmemektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarında; çalışma barışını bozan, kurum içi huzursuzluklara sebep olan sözlü sınav uygulamasının iptali için Danıştay’a dava açtık.”

ÜLKEDE YAŞADIĞIMIZ SORUNLARIN TEMELİ DEVLETTE LİYAKATIN YOK EDİLMESİDİR

Ülkemizin yaşamış olduğu siyasi ve ekonomik sorunların temelinde liyakatsiz devlet yönetimi anlayışı vardır. Devletteki yönetim zafiyeti nedeniyle, başta terör olmak üzere, büyük bir travma yaşanıyor. İşsizlik ve asayiş sorunları artarak devam ediyor. Hukuk ve adalet yerlerde sürünüyor. Ekonomik bir kaosun içindeyiz.

Devlet yönetiminde liyakat, tecrübe ve birikimin yerine, yandaşlık ve benim adamım olgusu tercih edildiği için millet olarak ağır bedeller ödüyoruz. 4 ay önce FETÖ terör örgütünün ihanet kalkışmasının temel sebebi, iktidarın devletteki kadroları o zaman “cemaat” adı verilen FETÖ’cülere teslim etmesinin acı bir sonucudur.

EKONOMİ KÖTÜYE GİDİYOR

Türkiye kötü yönetiliyor. Ekonomi dibe vurdu. 11 yıl önce paramızdan 6 sıfır atılarak, dönemin hükümeti 1 lirayı, 1 dolara eşitleyeceğiz demişti. Ancak 11 yıldır uygulanan siyasi ve ekonomik politikalar sonucunda dolar yaklaşık 3 kat daha arttı. 2005 yılında 1 dolar, 1,2 liraya denk gelirken, şuan 1 dolar, 3,5 Türk Lirası civarında seyretmektedir. Türkiye küresel sermayeye teslim olmuş durumdadır.

Ayrıca, siyasi olarak ülkede kötü yönetimin olması sebep gösterilerek, yatırımcılar ülkemizden bir bir geri çekiliyor. Ülkemiz hızla, ekonomik krize sürükleniyor.

BİZ HAK, HUKUK VE ADALET MÜCADELESİ VERİYORUZ

Biz; “Başka Türkiye yok, başka Türk Milleti yok” anlayışı ile tüm insanlarımıza ve ülkemize sahip çıkmak için bir araya geldik. 24 yıldır ilkelerimizden ayrılmadan, ideal ve inançlarımızdan taviz vermeden onurlu yürüyüşümüzü sürdürüyoruz.

Biz her şart ve durumda; hak, hukuk ve adalet diye haykıracağız. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mazlumun ve mağdurun sesi olmaya devam edeceğiz. Mükemmelliğe ulaşmak için çok çalışacağız, herkese iyi örnek olacağız. Mazlumlara karşı ipek gibi yumuşak, zalimlere karşı çelik gibi sert olacağız. Omurgasızlara, adam gibi adam olunarak, gururla nasıl Sendikacılık yapılacağını göstermeye devam edeceğiz. Sivil toplum örgütü ifadesi, yöneticilerinin kendi iradeleri ile karar vermesidir. İşte bu nedenle siyasetle – sivil toplum örgütü arasındaki çizgiyi iyi muhafaza edeceğiz ki; gelişebilelim, biz olabilelim, hak savunabilelim…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahrettin Yokuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.